Metro Türkiye’yle: Bir alabalık meselesi


Alabalığın en lezzetli eşlikçileri: Metro Chef meze, salata ve baharatlar
Metro Chef'in taze baharatları Balık sofraları mezesiz, salatasız ve hatta taze baharatsız ol-maz. Geleneksel damak tadımızın en önemli lezzetlerinden olan mezeler, Metro Chef ile soğuğundan sıcağına, zeytinyağlısından yoğurtlusuna,…
Daha fazlasını öğren →
Çok uzun yıllardır doğadan sofraya hikâyesinde sürdürülebilirliği ön planda tutan Metro Türkiye'nin gündem maddelerinin başında bir süredir balığın âlâsı alabalık meselesi yer alıyor. Muğla Alabalık Yetiştiricileri Birliği, Hüseyin Bey (Yıldırım)'in telefonuyla harekete geçen Metro Türkiye sürdürülebilir çiftlik balıkçılığı anlamında kendine yeni hedefler koyuyor: Alabalık üreticilerinin faaliyetlerine yönelik sunulan katkılarla daha verimli ve sürdürülebilir üretim yapmasına olanak tanımak; bunun akabinde üretilen bu alabalıkların önce tezgâhlarda sonra sofralarda daha fazla yer almasını sağlamak ortak bir amaca dönüşüyor.
"Ölçekte Küçük, Değerde Büyük" alabalığın peşinde hikâyeyi Metro Türkiye, Balık Kategori Müdürü Seçil (Yılmaz) ve Metro Türkiye, Kalite Güvence Müdürü Elif (Arabacıoğlu)'ten dinliyoruz.
Balık stoklarının ve türlerinin korunması amacıyla Metro Türkiye bugüne kadar nasıl projeler yürüttü, nasıl öğrenimler edindi?
Seçil: Yarın çocuklarımız ve torunlarımızın da balık yiyebilmesi için sofraya gelen balığın sürdürülebilirlik esasına uygun olarak avlanması şart. O yüzden yediğimiz balığın ne şartta avlandığını bilmek bizim sorumluluğumuz. Metro Türkiye olarak denizlerimiz ve iç sularımızdaki balık stoklarının ve türlerinin korunması amacıyla sürdürülebilir balıkçılığı satın alma politikamızın odağında tutuyoruz. “Metro Usulü”ne göre av ve boy yasaklarına uygun balıkları kalite standartlarımıza göre kontrol edip alıyoruz; raflarımızda analizlerden geçmeyen hiçbir ürüne kesinlikle yer vermiyoruz.
Ticari kaygıları bir yana bırakıp 2010’da Türkiye’nin ilk sürdürülebilir balıkçılık projesi “Kızına Bak Anasını Al”ı hayata geçirdik. Lüfer balıklarının neslini korumak üzere geliştirilen bu projeyle çinekop ve sarıkanat da dâhil olmak üzere üreme boyu 24 santimetrenin altında kalan lüfer balıklarını satmama kararı alındı. “Palamutlar Nerede?” projemizle 2016’da Türk Deniz Araştırmaları Vakfı işbirliğinde nesli tükenmekte olan palamut balığının göç yolları haritalandırıldı.
Ardından “Bugünün Balığını Yarına da Bırakalım” diyerek Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği’ne bağlı 572 kooperatif işbirliğiyle limanlarda ve karaya çıkış noktalarında su ürünleri kasalarına konulan balığın hangi sularda, hangi tekneyle ve ne zaman avlandığını belirten izlenebilirlik bilgileri kayıt altına alındı; QR kod etiket sistemiyle balığın dijital izlenebilirliği sağlandı. Böylelikle müşterilerimize ağdan tabağa balığın yolculuk hikayesini dijital olarak sunmak üzere 2017’de Balıkta İzlenebilirlik Projesi hayata geçirildi. 2021’de başlattığımız “Yediği Önünde, Yemediği Yarında” projemizle Türkiye’de endüstriyel boyutta ilk kez levrek ve çipura yetiştiriciliğinde alg yağı içerikli özel yem kullanıldı. Son olarak da küçük ölçekli ve geleneksel alabalık üreticilerine yönelik projemizi geliştirdik.
"Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 2022’yi 'Uluslararası Geleneksel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yılı' ilan etmesinin ardından balığı yalnızca ticari bir ürün olarak değil; gelecek nesillere bırakılması gereken bir değer olarak gören yaklaşımımız bu ortaklığın önünü açtı."

Hatsu Çiftliği'nden alabalık, Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Metro Türkiye’nin alabalık üzerine çalışmaları neden ve nasıl başladı?
Seçil: Türkiye’deki alabalık üreticilerinin bir kısmı küçük ölçekli ve geleneksel olarak bu işi sürdüren kişiler. Ekosistemi koruyarak sürdürülebilir ve sağlıklı bir balıkçılığı mümkün kılmak için küçük ölçekli üreticilerin desteklenmesi gerekiyor. Sağlıklı, güvenli, uygun fiyatlı ve besleyici su ürünleri tüketimine önemli katkı sunan küçük ölçekli balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği yakın ve uzak pazarlara erişim, üretim ve lojistik altyapısı ve kapsayıcı değer zincirlerinin oluşturulması gibi sektörel konularda desteğe ihtiyaç duyuyor.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 2022’yi “Uluslararası Geleneksel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yılı” ilan etmesinin ardından balığı yalnızca ticari bir ürün olarak değil; gelecek nesillere bırakılması gereken bir değer olarak gören yaklaşımımız bu ortaklığın önünü açtı: Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Muğla Alabalık Yetiştiricileri Birliği ile bir araya gelerek alabalık konusundaki projemizi geliştirdik.
"Projemizle, yetiştiricileri korumayı, onları daha dirençli hâle getirmeyi ve sürdürülebilirlik konusunda yol göstermeyi hedefliyoruz."
Muğla’da alabalık yetiştiriciliği ekosistemin ve balıkçılığın sürdürülebilirliği için ne ifade ediyor?
Elif: Türkiye’de alabalık yetiştiriciliğinde ilk üç ilden biri Muğla. Alabalık yetiştiriciliğinin Muğla’da önemli geçim kaynaklarından biri olduğunu göz önünde bulundurursak alabalık yetiştiriciliğinin sürdürülebilirliği burada ekonominin sürdürülebilirliği açısından oldukça önemli.
İklim değişikliği, çevresel bozulma gibi faktörlerden olumsuz etkilenen ve ticari açıdan daha fazla motivasyona ihtiyaç duyan küçük ölçekli geleneksel balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği sürdürülebilirlik anlamında büyük bir değere sahip. Tüm bu etkenleri göz önüne alarak geliştirdiğimiz projemizle, yetiştiricileri korumayı, onları daha dirençli hâle getirmeyi ve sürdürülebilirlik konusunda yol göstermeyi hedefliyoruz.
"Metro Türkiye olarak gıda güvenliği kriterlerini raflarımıza sunduğumuz her ürün için uyguluyor ve buna 'Metro Usulü' diyoruz."
Alabalık çiftliklerinde gıda güvenliği nasıl sağlanmalı?
Elif: Metro Türkiye olarak gıda güvenliği kriterlerini raflarımıza sunduğumuz her ürün için uyguluyor ve buna “Metro Usulü” diyoruz. Alabalık üretiminde yüksek gıda güvenliği uygulamaları, balıkların mikrobiyal kirlilik, zararlı bakteri, parazit, kimyasal ve diğer kirleticilerden arındırılmasını sağlıyor. Gıda güvenliği önlemleriyle istenmeyen maddelerin, enfeksiyonların veya diğer olumsuz faktörlerin balıklara bulaşması önlenerek tüketici sağlığı korunuyor. Balıkların sağlıklı büyüme ve beslenme koşullarında yetiştirilmesiyle de ürünlerin kalitesi artıyor.
Alabalık çiftliklerinde hijyenik üretim ortamı, yem kalitesi, hastalık kontrolü, izlenebilirlik ve yasal standartlara uygunluk gibi faktörlerin takibiyle sağlanan gıda güvenliği aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliği destekliyor. Su kalitesinin korunması, yemlerin sürdürülebilir kaynaklardan elde edilmesi, atık yönetimi ve çevresel etkilerin azaltılması gibi faktörler çiftliklerin ekosistem üzerindeki etkisini en aza indiriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İyilik yap, denize at. Alabalık bilir. Bu hafta apéro'da: FAO ve Muğla Alabalık Yetiştiricileri Birliği'yle Metro Türkiye'nin gerçekleştirdiği alabalık projesinin detaylarını ve Türkiye balıkçılığının yarınını projenin mimarları anlatıyor.
26 Tem 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




