Metro Türkiye’yle: Bir alabalık meselesi


Alabalığın en lezzetli eşlikçileri: Metro Chef meze, salata ve baharatlar Metro Chef'in taze baharatları Balık sofraları mezesiz, salatasız ve hatta taze baharatsız ol-maz. Geleneksel damak tadımızın en önemli lezzetlerinden olan mezeler, Metro Chef ile soğuğundan sıcağına, zeytinyağlısından yoğurtlusuna, kızartmasından ezmesine birçok farklı çeşitle sofralara eşlik ediyor. Metro Chef’in mevsimine ve lezzetine göre ayıklanmış, kullanıma hazır salataları ile taze baharatları " Pek âlâ Alabalık" larınıza ayrı bir tat katıyor. Neler var? Sofraların baş tacı olan yaprak sarmasından süzme yoğurta; nane, sarımsak ve enfes zeytinyağıyla hazırlanan haydariye , nohudun en leziz hâli humustan kızartmanın eşsiz tadı şakşukaya kadar tüketime hazır geleneksel mezeleriyle Metro Türkiye , alabalık yemeklerini ziyafete dönüştürüyor. Anadolu’nun kendine has baharatlarıyla Antep usulü hazırlanmış kuru patlıcan dolma , Coğrafi İşaretli Adana içli köfte , acılı ezme , meze sofralarının olmazsa olmazı havuç tarator , sıcak da tüketilebilen yoğurtlu köz patlıcan gibi vazgeçilmez mezeler de Metro Chef markasıyla Metro Türkiye mağazalarında sizleri bekliyor. Dahası: Karışık Akdeniz Salatası, Maskolin Salata ve balık yemeklerine özel olarak ayrı ayrı hazırlanmış Metro Chef salataların yanı sıra taze baharatlarla dakikalar içerisinde enfes salatalar da hazırlayabilirsin. Masaları kolay, pratik ve tüketime hazır çeşitleriyle şölene dönüştüren Metro Chef ürünlerini buradan inceleyebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Çok uzun yıllardır doğadan sofraya hikâyesinde sürdürülebilirliği ön planda tutan Metro Türkiye'nin gündem maddelerinin başında bir süredir balığın âlâsı alabalık meselesi yer alıyor. Muğla Alabalık Yetiştiricileri Birliği, Hüseyin Bey (Yıldırım)'in telefonuyla harekete geçen Metro Türkiye sürdürülebilir çiftlik balıkçılığı anlamında kendine yeni hedefler koyuyor: Alabalık üreticilerinin faaliyetlerine yönelik sunulan katkılarla daha verimli ve sürdürülebilir üretim yapmasına olanak tanımak; bunun akabinde üretilen bu alabalıkların önce tezgâhlarda sonra sofralarda daha fazla yer almasını sağlamak ortak bir amaca dönüşüyor.
"Ölçekte Küçük, Değerde Büyük" alabalığın peşinde hikâyeyi Metro Türkiye, Balık Kategori Müdürü Seçil (Yılmaz) ve Metro Türkiye, Kalite Güvence Müdürü Elif (Arabacıoğlu)'ten dinliyoruz.
Balık stoklarının ve türlerinin korunması amacıyla Metro Türkiye bugüne kadar nasıl projeler yürüttü, nasıl öğrenimler edindi?
Seçil: Yarın çocuklarımız ve torunlarımızın da balık yiyebilmesi için sofraya gelen balığın sürdürülebilirlik esasına uygun olarak avlanması şart. O yüzden yediğimiz balığın ne şartta avlandığını bilmek bizim sorumluluğumuz. Metro Türkiye olarak denizlerimiz ve iç sularımızdaki balık stoklarının ve türlerinin korunması amacıyla sürdürülebilir balıkçılığı satın alma politikamızın odağında tutuyoruz. “Metro Usulü”ne göre av ve boy yasaklarına uygun balıkları kalite standartlarımıza göre kontrol edip alıyoruz; raflarımızda analizlerden geçmeyen hiçbir ürüne kesinlikle yer vermiyoruz.
Ticari kaygıları bir yana bırakıp 2010’da Türkiye’nin ilk sürdürülebilir balıkçılık projesi “Kızına Bak Anasını Al”ı hayata geçirdik. Lüfer balıklarının neslini korumak üzere geliştirilen bu projeyle çinekop ve sarıkanat da dâhil olmak üzere üreme boyu 24 santimetrenin altında kalan lüfer balıklarını satmama kararı alındı. “Palamutlar Nerede?” projemizle 2016’da Türk Deniz Araştırmaları Vakfı işbirliğinde nesli tükenmekte olan palamut balığının göç yolları haritalandırıldı.
Ardından “Bugünün Balığını Yarına da Bırakalım” diyerek Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği’ne bağlı 572 kooperatif işbirliğiyle limanlarda ve karaya çıkış noktalarında su ürünleri kasalarına konulan balığın hangi sularda, hangi tekneyle ve ne zaman avlandığını belirten izlenebilirlik bilgileri kayıt altına alındı; QR kod etiket sistemiyle balığın dijital izlenebilirliği sağlandı. Böylelikle müşterilerimize ağdan tabağa balığın yolculuk hikayesini dijital olarak sunmak üzere 2017’de Balıkta İzlenebilirlik Projesi hayata geçirildi. 2021’de başlattığımız “Yediği Önünde, Yemediği Yarında” projemizle Türkiye’de endüstriyel boyutta ilk kez levrek ve çipura yetiştiriciliğinde alg yağı içerikli özel yem kullanıldı. Son olarak da küçük ölçekli ve geleneksel alabalık üreticilerine yönelik projemizi geliştirdik.
"Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 2022’yi 'Uluslararası Geleneksel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yılı' ilan etmesinin ardından balığı yalnızca ticari bir ürün olarak değil; gelecek nesillere bırakılması gereken bir değer olarak gören yaklaşımımız bu ortaklığın önünü açtı."

Hatsu Çiftliği'nden alabalık, Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Metro Türkiye’nin alabalık üzerine çalışmaları neden ve nasıl başladı?
Seçil: Türkiye’deki alabalık üreticilerinin bir kısmı küçük ölçekli ve geleneksel olarak bu işi sürdüren kişiler. Ekosistemi koruyarak sürdürülebilir ve sağlıklı bir balıkçılığı mümkün kılmak için küçük ölçekli üreticilerin desteklenmesi gerekiyor. Sağlıklı, güvenli, uygun fiyatlı ve besleyici su ürünleri tüketimine önemli katkı sunan küçük ölçekli balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği yakın ve uzak pazarlara erişim, üretim ve lojistik altyapısı ve kapsayıcı değer zincirlerinin oluşturulması gibi sektörel konularda desteğe ihtiyaç duyuyor.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 2022’yi “Uluslararası Geleneksel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yılı” ilan etmesinin ardından balığı yalnızca ticari bir ürün olarak değil; gelecek nesillere bırakılması gereken bir değer olarak gören yaklaşımımız bu ortaklığın önünü açtı: Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Muğla Alabalık Yetiştiricileri Birliği ile bir araya gelerek alabalık konusundaki projemizi geliştirdik.
"Projemizle, yetiştiricileri korumayı, onları daha dirençli hâle getirmeyi ve sürdürülebilirlik konusunda yol göstermeyi hedefliyoruz."
Muğla’da alabalık yetiştiriciliği ekosistemin ve balıkçılığın sürdürülebilirliği için ne ifade ediyor?
Elif: Türkiye’de alabalık yetiştiriciliğinde ilk üç ilden biri Muğla. Alabalık yetiştiriciliğinin Muğla’da önemli geçim kaynaklarından biri olduğunu göz önünde bulundurursak alabalık yetiştiriciliğinin sürdürülebilirliği burada ekonominin sürdürülebilirliği açısından oldukça önemli.
İklim değişikliği, çevresel bozulma gibi faktörlerden olumsuz etkilenen ve ticari açıdan daha fazla motivasyona ihtiyaç duyan küçük ölçekli geleneksel balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği sürdürülebilirlik anlamında büyük bir değere sahip. Tüm bu etkenleri göz önüne alarak geliştirdiğimiz projemizle, yetiştiricileri korumayı, onları daha dirençli hâle getirmeyi ve sürdürülebilirlik konusunda yol göstermeyi hedefliyoruz.
"Metro Türkiye olarak gıda güvenliği kriterlerini raflarımıza sunduğumuz her ürün için uyguluyor ve buna 'Metro Usulü' diyoruz."
Alabalık çiftliklerinde gıda güvenliği nasıl sağlanmalı?
Elif: Metro Türkiye olarak gıda güvenliği kriterlerini raflarımıza sunduğumuz her ürün için uyguluyor ve buna “Metro Usulü” diyoruz. Alabalık üretiminde yüksek gıda güvenliği uygulamaları, balıkların mikrobiyal kirlilik, zararlı bakteri, parazit, kimyasal ve diğer kirleticilerden arındırılmasını sağlıyor. Gıda güvenliği önlemleriyle istenmeyen maddelerin, enfeksiyonların veya diğer olumsuz faktörlerin balıklara bulaşması önlenerek tüketici sağlığı korunuyor. Balıkların sağlıklı büyüme ve beslenme koşullarında yetiştirilmesiyle de ürünlerin kalitesi artıyor.
Alabalık çiftliklerinde hijyenik üretim ortamı, yem kalitesi, hastalık kontrolü, izlenebilirlik ve yasal standartlara uygunluk gibi faktörlerin takibiyle sağlanan gıda güvenliği aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliği destekliyor. Su kalitesinin korunması, yemlerin sürdürülebilir kaynaklardan elde edilmesi, atık yönetimi ve çevresel etkilerin azaltılması gibi faktörler çiftliklerin ekosistem üzerindeki etkisini en aza indiriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İyilik yap, denize at. Alabalık bilir. Bu hafta apéro'da: FAO ve Muğla Alabalık Yetiştiricileri Birliği'yle Metro Türkiye'nin gerçekleştirdiği alabalık projesinin detaylarını ve Türkiye balıkçılığının yarınını projenin mimarları anlatıyor.
26 Tem 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Fas mutfağı, tek bir tarif ya da birkaç simge yemekle açıklanabilecek bir mutfak değil. Essaouira'da bir sabah pazarda başlayan gün; alışverişten pişirmeye, sofradan gündelik hayattaki rutinlere kadarki küçük ayrıntılarla bunun nedenini kendiliğinden anlatıyor.
01 Ağu 2026

Fas mutfağında briouates, ince yufkaya sarılan ve üçgen biçiminde hazırlanan en yaygın atıştırmalıklardan biri. Etli, peynirli ya da sebzeli farklı iç harçlarla yapılabilen bu tarif, özellikle aile sofralarında, çay saatlerinde ve ramazan döneminde sıkça yer buluyor. Warqa adı verilen geleneksel Fas yufkasıyla hazırlansa da baklava yufkasıyla da benzer bir sonuç elde edilebiliyor.
01 Ağu 2026

Pastilla, Fas mutfağının en karakteristik yemeklerinden biri. Geleneksel olarak güvercin ya da tavuk etiyle hazırlanan bu kat kat börek, kıyı şehirlerinde deniz ürünleriyle de yorumlanıyor. İnce yufka, baharatlar ve farklı dokuların biraraya geldiği bu tarif, Fas mutfağının çok kültürlü lezzet anlayışını yansıtan en bilinen örneklerden biri.
01 Ağu 2026

Meskouta, Fas'ta ev mutfağının en bilinen keklerinden biri. Bölgelere göre limonlu, yoğurtlu ya da portakallı farklı versiyonları hazırlanıyor. Özellikle turunçgillerin bol yetiştiği dönemlerde yapılan portakallı meskouta, çayın yanında ikram edilen klasik ev tatlıları arasında yer alıyor.
01 Ağu 2026

Tarımda kriz çoğu zaman üretim, iklim ya da ekonomi üzerinden tartışılıyor. Oysa gözden kaçan daha temel bir mesele var: Bilginin kim tarafından üretildiği. Tarımsal bilginin köyden laboratuvara, devletten piyasaya ve bugün algoritmalara kadarki süreçlerini izleyerek çiftçinin bu değişimde nasıl edilgenleştiğini ve neden yeniden bilgi üretiminin öznesi olması gerektiğini tartışıyoruz.
25 Tem 2026




