Şarap yakalıların barı

Beyoğlu'nun mütevazı Solera'sı
Şarap yakalıların barı

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Şarap yüzyılları birbirine bağlayan, bu coğrafyanın zirai genlerine işlemiş bir içki. Fakat son yüzyılın son çeyreğinde, gastronomik akımlara uygun şekilde bir "yüksek damak" hobisine yönlendirilmiş, kuralları sert çizili bir dünyanın içinde tutulmaya çalışılmış. Zevkli eşleşmelerin kitapları yazılmış, rozetli kapı bekçileri peydah olmuş, adab-ı muaşereti külliyatlaştırılmış. Şüphesiz eskinin şarap tanrıları da zevkin artırıldığı, kuvvetli damakların sofralara öncülük ettiği bir düzeni destekler. Fakat bunun, puanlama sistemiyle şarap dünyasını avucuna alan tadımcı Parker-vari bir damak diktatörlüğünden ziyade yatay bir hiyerarşide gerçekleştirilmesi elzem olmalı. Şarap zevki şişe fiyatlarından, eldivenli garsonlardan ve seremoni gibi tadım dolumlarından ibaret değil. Aksine ideal bir toplumda öğrenci yakalısı, mavi yakalısı, beyaz yakalısı, fiyakalısı ve herkesin şaraptan zevk alabildiği bir kültür. Bu kültürün İstanbul’daki güzel örneklerinden biri de Beyoğlu’nun küçük şarap barı Solera. 

solera
Solera
İllüstrasyon: Gündeniz Çetin

Galatasaray Lisesi yanından Boğazkesen’e doğru inen yokuşta ayak tabanlarıyla frene basa basa inerken küçük dükkânlar serisinde kendini az gösteren bir bar. Kapıdaki yere yakın oturmalıkları, kaldırıma taşmış misafirleriyle kalabalık vakitlerinde daha da dikkat çekiyor.

Solera, sonu bara uzanan, duvarları şarap şişeleri ve dramatik fotoğraflarla süslü ince dar bir mekân. Yüksek tavanı ve alçak oturumlu puflarıyla geniş bir hacim sağlayan, iki sıra masa dizili, ışığı gücendirecek karanlıkta bir mekân. Emlakçısının buraya şarap barı kurulacağını duyduğunda eminim şaşırdığı bir yer. Ama kulvarında isim yapmış çoğu işletme gibi mekânından bağımsız bir his yaşatma gücü var. Solera, darlığına ve karanlığına rağmen insanın ferah hissettiği ve içinde keyif aldığı bir yer. Bir şarap barına yakışır şekilde, şarabı yüksek gastronomi kuralları çerçevesinde servis etmek yerine insanların oturup iki kadeh içebileceği, sohbet edip şarabını kendi doldurabileceği bir hizmet var. Belki de bu yüzden sanki fuları kişiliğine dâhil etmiş insanların egemenliğinde bir alan değil de herkesin şarapla haşır neşir olabileceği bağımsız bir toprak parçası.

Yemek kısmında genelgeçer denebilecek; ama şaraba göre gözden geçirilmiş bir dünya mutfağı söz konusu. Etler, peynir tabakları, balık aperitiflerinden ziyade yan dükkânda yaptıkları pizzalardan almak daha keyifli. İnce hamurlu pizza ve bir şişe şarap paylaşıp ne aç ne tok ne ayık ne sarhoş kalkmak Solera’nın en güzel yanı. Mekânın içinde bir yandan şarap ve sohbet zamanı hızlandırırken pufta oturmaktan ağrıyan beller de her dakikayı rölantiye alarak ilginç bir denge kuruyor. 

Dionysos bugün aramızda dolaşsa, eminim yüksek gastronomi erbaplarıyla değil, Solera’da takılan, şarap yakalı insanlarla haşır neşir olur, bel büken puflardan birine çöker ve sigarasını sarardı. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

🍇 Üzümün ikinci hayatı

Meşe fıçılardan bağ rotalarına

09 Eyl 2020

🍇 Üzümün ikinci hayatı

YAZARLAR

Berkok Yüksel

A former child writing about food and London for Aposto.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Daday'da iki gün: Hasattan kışa

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Reyhan Ülker

·

24 Eki 2026

Daday'da iki gün: Hasattan kışa
apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları