

Coğrafi işaretli Ezine Peyniri: Ekremoğlu
Anımsamayanlar için hemen coğrafi işaretin ne olduğundan ve neden önemli olduğundan söz edelim isteriz: Coğrafi işaretli ürün; belirgin bir özelliğiyle benzerlerinden ayrılan ve yalnızca bir coğrafyada, bir yörede o biçimde üretilen…
“Çok ama çok acelemizin” olmadığı, rezervasyonsuz ve “amuse-bouche’süz” bir dönemde dışarıda yemek yemek; şehre imzasını atan mimarlar dışında herhangi bir tasarımcı imzası taşımayan, genellikle masasız sandalyesiz bir ortamda; “sokakta” yenen pratik ve ucuz yemekler demekti. Yani sokak yemekleri.
Bugün baktığımızda sokak yemekleri, “hızlı” servis edilebilmesi “ucuz” ve “pratik” olmasıyla bir modern dönem icadı gibi görünebilir; fakat ortaya çıkışıyla ilgili konuşulan tarihler, günümüzden pek uzak.1940’larda Güney Afrika’da Hindistan'dan gelen göçmen işçilerin lokantalara girmesinin yasaklanmasının ardından, seyyar yemek arabalarının ortaya çıkışını başlangıç olarak alan da var, Antik Yunan ve Antik Roma’da da seyyar sokak yemeklerinin varlığına dair araştırmaları öne süren ve çok daha eski bir tarihi olduğunu savunan da. Çıkış tarihi ve yeri neresi olursa olsun ortak noktada buluşulan, sokak yemeklerinin bütün dünyaya yayılmasını sağlayan ve hâlâ geçerliliğini koruyan birkaç özelliği var: Ulaşılabilir, pratik ve hızlı olması. Nitekim günümüz fast food zincirlerinin sokak yemeklerinden bu anlamda ilham aldığı aşikâr; fakat atladıkları bir konu olacak; o da yemeğin sosyokültürel mesajları. Ve bu mesajları es geçmeyen bir grup; şefler.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

NEREDE YAYIMLANDI?
11.000 okuru geçtik, sokak yemekleriyle kutluyoruz! Menü: Orta Doğu'dan ve şeflerden sokak yemekleri.
25 Kas 2020

YAZARLAR

Elif Bayram
Editor-in-chief, Soli

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Kemikleri ve iç organlarıyla yenen ortolan kuşu, Fransız gastronomisinin en tartışmalı yemeklerinden biri. Dumas’nın mutfak sözlüğünden "Succession"a uzanan hikayesi, bir lokmalık haz uğruna hayvanlara çektirilen acıyı gündeme getirirken geleneksel olarak ortolanları yerken başa örtülen peçete, başka bir soruyu da akla getiriyor: Yemek yerken neden saklanırız?

Nezleyken elma neden elma gibi gelmez, kırmızıya boyanmış beyaz bir şarap kırmızı şarap gibi algılanabilir mi? Lezzet yalnızca dilimizin işi değil. Koku, görme ve ağızda oluşan duyumların kesişiminde şekillenen bu deneyim, bir yiyeceği tanımamızdan onu sevmemize kadar pek çok şeyi etkiliyor.

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.





