Üzüm hasadı: Kültür, iklim ve gelenek

Türkiye şarap endüstrisi iklim değişikliğinin ve ulusal ekonominin baskılarına uyum sağlamaya çalışırken, dayanıklılığı onu binlerce yıldır ayakta tutan kültürel köklerinde yatıyor.
Üzüm hasadı: Kültür, iklim ve gelenek

14 Eylül - Coffee Department - apero
Coffee Department ile birlikte

Coffee Department ’a yeni bundle’lar renk getirdi Hangi kahveyi seçeceğinize karar veremiyor musunuz? Coffee Department ’ın renkli bundle’ları ile damak tadınıza özel seçkiyi oluşturabilirsiniz. Neler var? Super Funky Bundle: Yeni nesil fermentasyon teknikleri uygulanmış ve fincanda meyvemsi, aromatik, yüksek asiditeli ve çok ilginç lezzetler sunan kahveler: - Costa Rica / Los Duran / Black Honey - El Salvador / Finca El Gobiado / Anaerobic Natural - Colombia / El Porvenir / EF Natural Washed Coffee Bundle: Yıkanmış kahve severlere özel olarak tasarlanmış bu sette yer alan kahveler temiz içimli, berrak asiditeli ve keyifli bir deneyim sunuyor: - Colombia / Caramanta - El Salvador / El Borbollon - Colombia / El Obraje Espresso Bundle: Espresso demleme tekniklerinde en iyi sonucu veren kahveler burada. Doğru bir kalibrasyon ile dengeli, tatlı ve modern bir espresso deneyimi yaşamanız garantili: - Colombia / Caramanta / Espresso Roast - El Salvador / El Borbollon - Costa Rica / Los Duran İster 125 gramlık paketlerde ister 250 gramlık paketlerde Coffee Deparment bundle’ları %5 fiyat avantajı sunuyor. Dahası; Coffee Department’tan apero15 koduyla yapacağınız alışverişlerde apero %15 indirim fırsatı sizi bekliyor. Coffee Department lezzetlerini buradan keşfedebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Fotoğraflar 2022 yılında Bozcaada'da bağbozumu zamanı Deniz Sabuncu tarafından çekilmiştir.

En eski tarım geleneklerinden biri olan üzüm hasadı dünyanın birçok şarap bölgesinde her yıl coşkuyla, şenliklerle kutlanıyor. Üzüm bağlarında yıl boyu yapılan sıkı çalışmanın sonucu hayatlarını üzüm bağlarına bakmaya adamış üreticiler için ödül niteliğindeki vakte işaret ediyor. 

Hasat, sadece şarap üretiminde çok önemli bir aşama değil aynı zamanda kültürün, geleneğin, teruarın ve bereketin kutlanarak insanın toprağa duyduğu minneti de temsil ediyor. Dünyanın pek çok ülkesinde üzüm hasadı kuşakları birbirine bağlıyor, kurulan büyük sofraların etrafında kutlamalarla başlayıp büyük şenliklerle bitiyor. Birlikte üretmenin ve paylaşmanın güzelliği yine birlikte coşkuyla kutlanarak, gelecek yıl yeniden yaşam enerjisine dönüştürme umuduyla sonlanıyor. Dionysos’un yaşadığı Anadolu topraklarında ise bağbozumu kutlaması Antik çağlardan itibaren çok uzun yıllar devam ederek ritüel ve gelenekleri canlı tutan coşkulu kültürel bir hazine olma özelliği taşıyor.


Harput’ta yaşamış Ermeni yazar Hamasdeğ, 20. yüzyılın başlarında ABD’ye göçtükten sonra yazdığı Güvercinim Harput’ta Kaldı öykü kitabında köy hayatını güçlü bir gerçekçilikle anlatarak insanla coğrafyanın kader ortaklığını apaçık ortaya seriyor. Hamasdeğ bir öyküsünde 15 Ağustos’ta kutlanan Meryem Ana’nın Göğe Yükseliş Günü’nü anlatıyor. O Pazar, Ermeni Kilisesi'nde üzümün kutsanarak yenmesi mübah kılınıyor. Bağbozumu ve bereket çerçevesindeki bu gelenek, Hristiyanlık öncesinde ana tanrıça Anahit’in günü olarak Ermenilerce kendi yılbaşıları olan Navasart kutlamalarındaki şükran anlayışına dayanıyor. Hamasdeğ o günden şu sözlerle bahsediyor: 

"Ne güzel günlerdi… Her yıl o gün Torik Ovan’ın evinden neşe ve bereket fışkırırdı. Sabah erkenden kiliseye giderlerdi. Papaz, badaraktan(*) sonra bakır bir leğen dolusu renk renk üzümün etrafını tıbirlerle(**) çevirir, üzümü kutsama ayinini yapardı. Kiliseden sonra köylüler bağlara giderlerdi. … Bağ yolundan dönüşte öküzlerin ve ineklerin boynuzlarına takmak için asma yaprakları toplarlardı. Üzüm bayramıydı…"


Refik Halid Karay’dan Memleket Hikayeleri ya da Orhan Kemal’den Bereketli Topraklar Üzerinde… O döneme ışık tutan hangi edebî eseri açarsak açalım Anadolu’nun her köşesindeki  köy hayatının aynılığını görüyoruz: Mevsim döngüleri, imece, tarlaya-bağa gitmek; öte yanda ise ev işleri, parasızlık… İnanç ya da köken farketmeksizin herkes ve her şey birbirine ne çok benziyor. 

Gelelim bugüne… O kitaplarda anlatılan kutlamalardan şimdi geriye ne kaldı? Bağlarda hasat var ama birkaç şaraphanenin bağlarında sabah erken kurulan kahvaltı "şenliği" dışında sesimiz soluğumuz çıkmıyor bağbozumunda. Anadolu’nun imecesinde varolan "Bereketiyle olsun" diyerek karşılamayı ve "Herkesin emeğine sağlık" diyerek uğurlamayı; bir yılın bereketinin arşa çıktığı bu vakti ve yeni rekoltelerin üretimini hakkıyla kutlamayı ne yazık ki usul usul kaybettik. 

Bağbozumunun anlamı yalnızca şarap üretmek değil, aynı zamanda insanlık tarihinde kültürel bir yeri olan kıymetli bir dönüşüm için bitişten sonraki yeni bir başlangıcın temsili. Lafı bu kadar uzatmam da bu sebeple; iyi anlarda hissetmemiz gerekenleri hep geride bırakıyor, sonu aslında bir başlangıç olarak karşılamayı ıskalıyoruz. 


Van, Elazığ, Şarköy, Kapadokya, Denizli, Çal, Mardin, İslahiye, Toroslar, Diyarbakır, Urla… Nereye gidersek gidelim, üzümlerin toplandığı bağbozumu bugün, bu coğrafyada uçtan uca her yerde. Peki, Türkiye’de üzüm hasadı başlarken bunun heyecanını hissedip gördüğümüz etkinlikler nerede? Kutlamaların sürmediği bir senaryoda bağların bu coğrafyanın vazgeçilmez bir parçası olduğunu nasıl anlayacak, koruyacak, şarap yapımının inceliklerini ve kadehe ulaştıktan sonraki keyfini sonraki kuşaklara nasıl aktaracağız?

Kültürel değişime dair serzenişlerimi bir kenara bırakırsak iklim döngüleriyle zamanı dahi değişen bağbozumunun bu sene hangi bölgede nasıl geçtiğine bakalım.

Üzüm hasadı, dünya çapındaki şarap bölgelerinin ekonomisinde ve kültüründe önemli rol oynuyor. Dünyada üretilen üzümün %56’sı şaraba dönüşüyor. Bu oran Almanya, Fransa, İtalya’ da %80’in üzerinde seyrederken dünyanın beşinci büyük bağ alanına sahip Türkiye’de yalnızca %3-%4 arasında değişiyor. Şarap üretimi birçok bölgede istihdam yaratan ve yerel ekonomiye önemli katkı sağlayan ve biyoçeşitliliği koruyan önemli bir endüstri. 

Bugün gezegenimizin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit küresel ısınmanın etkileri sadece eriyen buzullar ve yükselen deniz seviyeleriyle sınırlı değil, neredeyse bütün tarımsal üretim formlarını etkileyen bir değişim yaşanıyor. Son yıllarda, iklim değişikliğinin etkileri giderek daha da hissedilir hâle geliyor: Zamansız yağan yağmurlar, kar ya da dolunun etkilerini bütün coğrafyalar konuşur oldu. Öte yandan iklim değişiminin etkisiyle sevindiricidir ki kimi şarap üretemeyen coğrafyalarda üzüm yetiştirilmeye başlandı: İngiltere artık Türkiye’den daha fazla şarap üretimhanesine sahip bir ülke ve bu gelişme sadece son 10 yıl içinde gerçekleşti.

Küresel ısınmanın şarap sektörü üzerindeki en gözle görülür etkilerinden biri hasat tarihlerinin değişerek öne gelmesi. Mevsim sıcaklıklarının yükselmesi ve ürün büyüme dönemlerinin iklim temelli uzaması, üzümleri çok daha erken tarihlerde olgunlaştırıyor. Doğadaki bozulan dengenin kontrolü gittikçe zorlaşıyor ve neredeyse her şey belirsizleşerek her an her şeyin mümkün olduğu bir senaryoyu doğuruyor.


Bağbozumu zamanı derken neyi kastediyoruz?

Hasat zamanı, bölgeye, iklime ve yetiştirilen üzüm çeşidine göre değişkenlik gösterebilir. Fakat yaygın olarak kuzey yarımkürede Ağustos ve Ekim ayları arasında, yaz sonu veya sonbahar başıdır. Şarap üreticileri üzümlerin olgunluğunu yakından takip ederler; çünkü hasat zamanı, üzümün yapısındaki şeker, asit ve aromaların en uygun dengeye ulaştığının saptandığı dönemdir.

"Sıcaklık dalgaları" adı verilen fenomen, Burgonya'dan Napa Vadisi'ne kadar dünyanın birçok şarap bölgesinde gözlemleniyor. İklim ısındıkça, Türkiye'deki üzüm hasadı da artık mevsimin daha erken dönemlerine denk geliyor. Bu durum, üzümlerin kalitesi üzerinde önemli etkilere sahip. Daha erken hasatlar üzümlerin istenen lezzet profillerini ve fenolik bileşikleri istenen oranda geliştirmesine izin vermiyor. Araştırmalar, olgunlaşma dönemindeki daha yüksek sıcaklıkların şeker içeriğinin artmasına, asitliğin azalmasına ve kırmızı şarapların renginden ve lezzetinden sorumlu olan antosiyaninlerin konsantrasyonunda ve bileşiminde çeşitli değişikliklere yol açabileceğini gösteriyor. Bu da gelecek yıllarda alıştığımız bölge şaraplarının karakteristik özelliklerin değişeceğine yönelik bir işaret. 


İklim değişiminin şarap hasadı üzerindeki etkileri Türkiye genelinde aynı değil. Coğrafyanın yapısına baktığımızda bambaşka özelliklerin bir arada olduğunu görüyoruz. Deniz seviyesinde şarap üretenler ile Van’da 1770 metrede üzüm yetiştirenlerin ya da Kapadokya’nın Ekim ayında neredeyse sıfırın altına düşen gece sıcaklıkları ile Artvin’in kendine has coğrafî özelliklerinin üzüm hasadı üzerindeki etkilerinin aynı olması beklenebilir mi?

Bu yıl ilk kez Türkiye’nin her yerinde en erken ve belki de en hızlı bağbozumu yaşanıyor. Normalde Ekim ortalarına kadar üzümler dallarda sarkarken bu sene her şey ortalama iki ila üç hafta öne çekildi. 2024 yılı, Türkiye’deki bağcılık ve şarap üretimi için oldukça zorlayıcı bir yıl olarak öne çıkıyor. İklim değişikliği, sıcaklık dalgalanmaları ve kuraklık bu yılın hasat döneminin dengeleri tamamiyle değiştirmiş durumda. Trakya’dan Ege’ye, Güneydoğu’dan İç Anadolu’ya kadar birçok bölgede bağbozumu, alışılmış tarihlerden haftalar önce başladı. Bu durum, hem üzüm kalitesini hem de şarap üretim süreçlerini derinden etkiliyor.


Üzüm hasadında bölge bölge iklim etkisi 

Trakya’da geçtiğimiz yılların hastalıklarından kalan etkiler bu yıl da kendini gösterdi. Verim kaybı %30-40 arasında değişiyor. Denizli’de ise durum diğerlerine nispeten daha iyi, ancak yüksek sıcaklıklar burada da etkisini hissettiriyor. Elazığ’da bu yıl %30 civarında verim kaybı yaşandı. Tokat’ta ise üzüm kalitesi artarken miktarı azaldı. Artan sıcaklıklar ve kuraklık üzüm tanelerinin küçülmesine yol açarak rekolteyi neredeyse yarı yarıya azaltıyor. 

Oldukça konsantre üzümlerin toplandığı bölgede hasat yine çok erken. Kilis’te de yüksek rakım ve sürekli esinti sayesinde bağlar sıcaklık değişimlerine dayanıklı ancak taneler yine küçük kaldı. İklim etkisiyle hasat 15 gün erkene çekildi. Ege’ye bakıldığında, özellikle Çal ve Urla’da, hasat alışılmıştan çok ama çok dahaerken başladı. Kuraklık nedeniyle verim yarı yarıya düştü. Üzümler rekolte kaybının da etkisiyle konsantre olgunluklara hızla ulaştı.

Üreticiler, bu yılı üzüm kalitesi açısından bazı bölgeler hariç çoğunlukla yüksek bir yıl olarak değerlendiriyor; ancak bu durumun tamamen beklenmeyen koşulların biraraya gelmesiyle oluştuğunu ve bir kereye mahsus olduğunu da kabul ediyorlar. İklim değişikliğinin iniş çıkışlı etkilerini gelecekte de göreceklerinden emin olarak temkinliler. Üretim miktarı ve piyasa koşulları bu yıl uyumlu gitse de iki yıl öncesinde başlayan talep artışının geçtiğimiz sene üzüm fiyatlarına etkisini unutmamak gerekiyor.


Üzüm "piyasası"

2024 yılı aynı zamanda Türkiye şarap piyasasında önemli değişimlerin yaşandığı bir dönem olarak kaydedildi. 2021 ve 2022 yıllarında pazar hacmi oldukça yüksek seviyelere çıkarken, 2023 yılında pazarda %17,6 oranında bir daralma görüldü. Buna karşın ithal şarap hacmi artmaya devam ederek %19,1 oranında bir büyüme gösterdi. Bu, Türkiye için bir ilk olarak değerlendirilebilir. %50 oranındaki gümrük vergisine rağmen, ithal şaraplardaki bu denli bir artış, tüketicilerin yerli üretim yerine ithal şaraplara yöneldiğini gösteriyor.

Tüketici davranışındaki bu değişim, özellikle fiyat duyarlılığına sahip kesimde şarap fiyatlarının artmasıyla rakı, bira veya viski gibi diğer içki kategorilerine geçiş yapmalarına yol açtı. 2021 ve 2022 yıllarında şarap pazarındaki büyüme dikkate değerdi. Ancak fiyatların yükselmesiyle 2023 yılında bu büyüme tersine döndü. Şarap piyasasında, üretim miktarları ile piyasa talebi arasında ortaya çıkan bu dengesizlikler, yerel üreticiler için finansal sürdürülebilirlik açısından da çeşitli zorluklar doğuruyor.


Geçtiğimiz yıla kıyasla bu yıl üzümde bolluk var. Fakat şarap satışlarının 2020-2021 yıllarındaki parlak günlerinin aksine düşmesiyle şaraphanelerin 2022 stokları hâlâ dolu. Bu durum üzüm fiyatlarında %30’a varan düşüşlere neden olarak üzüm üreticileri için pazarlama zorlukları yaratıyor. Geçen sene üzüm fiyatlarındaki tavan uygulamaları ile bu yıl arasında talep nedeniyle oluşan farklılıklar, bağcıların yaşadıkları gerçeklik ile piyasa ekonomisi koşulları arasında bir boşluk bırakıyor. Yaşananlar bağcılığın devamlılığını sekteye uğratıyor.

Bu yılın bağbozumu aşırı sıcaklar, kuraklık, erken hasat etkisindeydi. İklim değişikliğinin bağcılık üzerindeki yansımaları ve Türkiye şarap pazarında yol açtığı dalgalanmaları açıkça gözler önüne serdi. Üreticiler, önümüzdeki yıllarda daha da zorlayıcı koşullarla karşı karşıya kalabileceklerini düşünüyorlar; bağları iyi gözlemlemenin ve sıcaklık ile kuraklıkla ilgili çok daha yakın takibin gerekliliğini vurguluyorlar. Bu nedenle, gelecek tedbirleri planlamak için bağların ve şarap üretim süreçlerinin iklim değişikliğine uyum sağlama yollarının araştırılması kritik önem taşıyor.


Hasat sonrası: Sürdürülebilirlik ve ekonomi açmazları

Hasat sonrası bağ sahipleri ve şarap üreticileri üretim sürecinin tüm zorluklarını yaşadıktan sonra tüketicilere ulaşırken de zorlu bir mücadele veriyor. Çünkü Türkiye’de üreticiler kendi ürünlerini ancak kendi tesislerinde bir ek yatırım ya da ölçekleri için pek de kârlı olmayan dağıtım zinciri oluştururlarsa satabiliyorlar. Mağazalar başta olmak üzere, bu zincirin bütününde restoranlar dahil içki satış izni olan tüm noktalar var. Satış modeli bile oldukça zor ve karışık olan Türkiye şarapçılığında, doğrudan herhangi bir noktayı çekip de mercek altına yatırarak "sorun burada" demek filin kuyruğunu tutmak gibi. 

2024 yılında genel olarak yaşadığımız ekonomik sorunlar herkesin hem finansal hem de çevresel açıdan sürdürülebilir kaynaklara odaklanmasını zorunlu kılıyor. Bu kadar iç göç yaşadığımız bir coğrafyada, köyü ve bağı korumak tek başına çözülebilecek bir konu olmaktan oldukça uzak. Yerelin korunması yerele ekonomik yatırım modellerinin bütüncül olarak güçlendirilmesini gerektiriyor. Pek çok ülke yerel ürünlerine öncelik vererek, bu ürünler aracılığıyla ekonomik büyümeyi ve kırsalın güçlenmesini teşvik ediyorlar. 

Türkiye şarap piyasasında ise ithal şarapların artan payı ve tüketici davranışlarındaki değişiklikler, pazarın dinamiklerini yeniden şekillendiriyor. Bu değişimlerin uzun vadede nasıl sonuçlar doğuracağını izlemek ve stratejik planlamalar yapmak hem üreticiler hem de piyasa aktörleri için hayati önem taşıyor. İthalat küçülmüyor aksine büyüyor. Bu yıl ilk kez şarap pazarının %8’inin üzerine çıkmış durumda. Üstelik şarap ithalatında %50 gümrük vergisi varken. 


Diğer bir husus da yabancı ürün ithalatıyla artan karbon ayak izi. Ama bu ekonomik koşullarda ne yazık ki kimsenin önceliği değil. Bizdeki üretim ve tüketim ilişkilerine baktığımızda, pek çok konuda düzgün bir regülasyon olmadan, liberal ekonomi yöntemlerinin uygulanmakta olduğunu görüyoruz. Bu da üreticinin korunaklı bir şekilde düzen tutturmasını engelliyor. Örneğin bu yıl Yunanistan’da rekolte, kuraklık ve sıcaklık nedeniyle pek çok yerde çok düşük. Ancak üzüm fiyatları yükselmiş olsa da üreticiler Avrupa Birliği’nden üzüm yetiştirme alanlarına dair bir koruma ödemesi alıyorlar. Bu da onların bağlarında yaptıkları üretimi olağan seyrinde sürdürmelerini sağlıyor.

Bizde bu tür bir koruma ne yazık ki yok. Bu durum da fiyatlar üzerinde kimin neden söz sahibi olması gerektiği yönünde hiçbir sonuca varmayan tartışmalara getiriyor. Nihayetinde de ne üreticinin ne şarabı servis eden restoranın ya da tekel bayiinin ne de tüketicinin kazanamayacağı bir ortam oluşuyor. Özellikle içinde olduğumuz enflasyonist koşullar ve iklim değişikliğinin artan etkileriyle gelecekte bulunduğumuz bu dar alanda çok daha büyük kırılmalar görebiliriz. 

Biyoçeşitlilik cennetinde, pek çok üzüm çeşidi üzerinde yapılacak araştırmalarla sıcak ve koşullara dayanıklı tarımsal envanterimiz varken içinde kaybolduğumuz açmaz bana ciddi bir endişe veriyor. Vakti zamanında Dionysos’un yaşadığı topraklarda olduğumuzu hatırlayalım. Bağbozumunun, bu kadim topraklarda bizi atalarımıza bağlayan, ritüel ve gelenekleri canlı tutan coşkulu bir eğlence zamanı, nesilden nesile aktarılan kültürel bir hazine olduğunu hiç unutmayalım. 


(*) Badarak: Ermenice armağan, kurban, sunu. Pazar ayininin, İsa’nın vücudu ve kanını temsilen kutal ekmek ve şarabın sunulduğu uzunca son bölümü, Aşai Rabbani ayini.

(**) Tıbir: Ermenice okuryazar, katip. Ermeni kilisesinde dördüncü dereceye sahip olan ve mugannilik yapan görevli.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

🍇 İklim krizi, üzümün karakteristiği

Türkiye'de üzüm hasadı ne demek? Bağcılık manzarasının yeniden şekillendiği 2024 yılı üzüm hasadında Gözdem Gürbüzatik, iklim-kültür-gelenek üçgeninde dünden bugüne şarap üretiminin sosyal, ekonomik ve coğrafi önemini anlatıyor.

14 Eyl 2024

Coffee Department ile birlikte
Bozcaada'da bağbozumu, 2022. Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Gözdem Gürbüzatik

Alkollü içecekler ve inovasyon stratejileri danışmanı

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli