

Tazedirekt ile yaza serinlik katıyoruz Sıcaklar bastırdı. Hâl böyle olunca, hava durumunun vaziyetini “esmiyor” diye açıklarken klişe olmaktan çekinmeyip “nem çok nem” söylemiyle duruma gündelik hayat için yeterli bir bilimsel açıklama getirmeye devam ediyoruz. Çözümü ise buzdolabının kapağını açtığımızda hissettiğimiz o serinletici havanın hissiyatını verecek taze, ferahlatıcı içeceklerde arıyoruz. Her an her yerde imdadımıza yetişen Tazedirekt ; bu sıcak günlerde de yardımımıza koşuyor ve bizleri serinletmeye yetecek birçok farklı içecek çeşidiyle derdimize derman oluyor. Bilinçli üreticinin ürünleriyle müşterilerini buluşturmaya devam eden Tazedirekt’in içeçekler kategorisinde ; her yaştan insanın sevdiği gazoz çeşitleri, %100 Organik meyvelerden elde edilen, soğuk sıkım tekniği ve minimum filtrelemeyle üretilmiş meyve suları, hem zengin bir içeriğe sahip hem de probiyotik kaynağı olan kombuchanın hafif tatlı, gazlı ve asidik tadına varabileceğiniz birbirinden farklı çeşidi, farklı tat ve aromalarıyla tüm kahve tutkunlarının keyifle içeceği soğuk kahve seçenekleri, özenle toplanan ve demlemeye bırakılan taze çay yapraklarının renklendirici, koruyucu ve yapay aroma içermeyen en doğal hâliyle buluşabileceğiniz soğuk çay seçkisi yer alıyor. Dahası : Tüketicinin ihtiyaçlarına bütünsel çözümler sunan Tazedirekt’ten elbette kendi meyve suyunuzu yapmak için Mersin’den gelen organik portakal, ferahatıcı bir tada kavuşmak ve soğuk kahvenin tadına varmak için en kaliteli kahve çekirdekleri, soğuk çayınızı demlemek üzere dilediğiniz aromayı seçebileceğiniz birçok bitki çayı siparişi verebilirsiniz. Yazın sıcaklığını dindirecek Tazedirekt ürünleriyle buluşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Sıcak yaz günlerinin, plajda denize karşı keyiflenmelerin, eğlenceli gecelerin ve tabii gün batımının en keyifli eşlikçilerinden kokteyller, her zaman bu kadar popüler değildi. Kokteyl, küreselleşmesini ve güncel pozisyonunu, alkollü içecek üretimi ve tüketimini engellemeye çalışan eski bir yasağa borçlu.
Kokteyle doğru ilk hareketlenmeler
Kokteyllere hayat veren karıştırma işlemi 1200’lü yıllara dayanıyor. 1400’lü yıllarda damıtma tekniği yaygınlaşıyor ve toplumlara bulundukları bölgelerdeki meyve ve baharatlardan çeşitli tatlar yaratmak için gerekli ortamı sunuyor. Disney dizileriyle büyümüş çoçukların lise mezuniyet sahnelerinden aşina olduğu punch için “günümüz kokteyllerinin atası” demek çok da yanlış olmaz.
1600’lü yıllara gelindiğinde Birleşik Krallık’tan gelen denizcilerin Hint Okyanusu’na indikçe kalitesi bozulan yolluk biralarını limon, şeker, çay gibi ellerinin altında bulunan malzemelerle tatlandırarak tükettikleri görülüyor. İngilizce’de horoz (cock) ve kuyruk (tail) anlamına gelen iki kelimenin birleşiminden doğan “cocktail” kelimesi ilk kez yazılı olarak 1798 yılında bir Birleşik Krallık merkezli gazetede kullanılıyor. Bu yeni kelime, ilk kez 13 Mayıs 1806 tarihinde The Balance, and Columbian Repository isimli ABD çıkışlı gazete tarafından resmi olarak şu sözlerle tanımlanıyor: “Herhangi bir alkollü içki, şeker, su ve bitterden oluşan uyarıcı bir karışım. Öte yandan kelimenin çıkış hikâyesi gibi, kokteylin ilk kim tarafından, nerede ve ne zaman yaratıldığı da bilinmezliğini koruyor.”
Amerikan rüyası: 19. yüzyılın sonlarına doğru ABD’de kokteyli yükselişe geçiren iki ana değişiklik meydana geliyor. Birincisi, barlar, buluşma noktasına dönüşüyor. İkincisi, buza erişimin kolaylaşması sayesinde buz tüketimi yaygınlaşıyor. Rivayetlere göre dönemin başkan yardımcısından bile daha fazla kazanan barmen Jerry Thomas, yayımladığı “The Bartender's Guide: How to Mix Drinks” kitabıyla standartlaştırılmış tada sahip kokteylleri bar sektörüne kazandırıyor. Ancak 1920 ila 1933 yılları arasında ABD’de görülen alkol yasağıyla yükselişte olan kokteyl dünyası ivme kaybediyor.
Yasağın ters etkisiyle gelen altın yıllar
ABD’de alkol satışı, üretimi, nakliyesi ve tüketimini 13 yıl boyunca yasaklayan alkol yasağı, kokteylin altın yıllarını yaşamasına neden oluyor. Öncelikle yasak zamanı alkol tüketimini canlı tutan gizli barlarla — speakeasy’ler — birlikte alkol tüketimi yeni bir şekle bürünüyor. Kaçak üretilen içkilerin kötü tadını gizlemek ve baskın ihtimaline karşı alkolü daha hızlı tüketmek için karıştırılmış aromalı içkiler, yani kokteyller, işlevselliğiyle tekrardan popülerlik kazanıyor.
Durum sınıfsal: Öte yandan alınan yasaklar, her kesim için aynı anlama gelmiyor. Hâli vakti yerinde olanlar daha kaliteli içki içmek için en ünlü rom bazlı kokteyllerin doğduğu yere, Küba’ya kaçıyorlar. İçki kısıtlamaları, tüketici tarafında tüketim alışkanlıklarında değişim şeklinde gözlemlenirken hizmet sektöründe daha farklı bir sonuç doğuruyor.
ABD’deki kıdemli barmenlerin çoğu yeni iş imkânları için başta Paris ve Londra olmak üzere Kanada, Meksika ve Avrupa ülkelerine göç ediyor. Bu göç, sadece barmenler için değil, ABD’deki barlar ve kokteylleri için de yeni bir sayfa anlamına geliyor. Avrupa ilk defa ABD türü barlarına ve kokteyl kültürüne kavuşuyor. Alkollü içecekleri kısıtlamayı amaçlayan yasak, kokteyl kültürünü tüm dünyaya yayarak kokteyl-egemen bir dünya yaratıyor.
Kokteylin gelişim süreci incelendiğinde kokteyl kültürünün ham madde çeşitleri, malzeme tedariği, deniz yolu ulaşımı, dinî ortam ve politik iklim gibi birçok etkenin söz sahibi olduğu dönem koşulları çevresinde şekillendiği görülüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kokteyle ayırdığımız aya girdik. Tarifler, tavsiyeler, tarihler.
04 Ağu 2021

YAZARLAR

Adasu Mireli
Food writer @ Aposto

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.
26 Eyl 2026

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.





