

İstanbul’un zengin çay-kahve kültürünü HaHa Kafe ’de deneyimliyoruz Bugünün bültenine tam da apéro okurunun iştahına, iyi tatların peşinden koşan merakına ve e tabii bir de keyifli sohbetlerine ev sahipliği yapmaya oldukça yakışacak bir mekânı konuk ediyoruz. Türk çayını ve kahvesini tüm dünyayla paylaşmak amacıyla bu yılın başında kapılarını açan ve yakında İstanbul’da farklı şubelerde hizmet vermeye hazırlanan HaHa Kafe , herkesi kahvesini, fırınından günlük olarak çıkan taptaze tatlılarını ve Premium Tirebolu Türk Çayı HaHa Tea 'yi denemek için Nişantaşı’na davet ediyor. HaHa Tea: Geleneksel Türk çayının bergamot aromasını hakkıyla damaklara taşıyan HaHa Tea, Türkiye’nin kadim çay kültürünü tüm dünyaya tanıtmanın gururunu paylaşıyor. Yüzyıllar önce Tirebolu’nun verimli topraklarında yetiştirilip demlenen çayın eşsiz rengi özenle korunarak HaHa Tea ambalajlarına doluyor. 1555 yılında İstanbul’da açıldığı bilinen dünyanın ilk kahve dükkânının mirasını günümüze taşımayı hedefleyen mekân, İstanbul’un zengin çay-kahve kültürünü ve günlük yaşamı bir potada eritiyor. Doyasıya yaşamaya ve gülmeye cesareti olanların uğrak noktası HaHa Kafe , vapurdayken martıların sesini duyduğumuzda, bir sokak kedisinin başını okşadığımızda, ya da sokakta hiç tanımadığımız biriyle selamlaştığımızda hissettiğimiz sıcaklığı bize bir fincanın içinde sunuyor. HaHa Tea’yi deneyimlemek ve Nişantaşı’nda keyifli anların tadını çıkarmak üzere HaHa Kafe ’ye davetlisiniz.
Daha fazlasını öğren →
Kısa bir süre önce ilk defa, Doğu Asya kökenli mugicha da denilen arpa çayını deneme şansım oldu. Daha önce bira yaparken arpa şırasının potansiyel bir kokteyl içeriği olabileceğini düşünüp kokteyllerime dâhil etmiştim ama maltlanmamış arpanın bu kadar kompleks tatlara sahip olabileceğini asla hayal edemezdim.
Tane arpaların kavrulup çay gibi demlenmesi sonucu elde edilen bu meşrubat; kahve, kakao, karamel, badem, bal, hurma gibi aromalara sahip. Gövdeli olduğu kadar ferahlatıcı bir yönü de var.
Kokteylimi hazırlarken arpa çayının koyu ve kavruk tarafta olan aromalarına tezatlık oluşturması için nane ve okaliptüs kullanmayı tercih ettim. Tatlandırıcı olarak hurma suyu kullanmak maltsı tatları güzel bir şekilde destekledi.
Ortaya çıkan son ürünün rengi bir şekilde bataklık çağrışımı yapınca sunumun da tetikleyicisi oldu. Hindistan cevizi kasesinin üzerine koyulan yuvarlak okaliptüs yaprakları ve menekşe çiçeği de nilüferleri andırdı. Bu evokatif görüntü bir haiku çağırdı:
Soğuk bataklık,
Dudakları yaklaştı,
Kurbağa Kaçtı.
Malzemeler
- 60 ml nane ve okaliptüsle demlenmiş votka
- 25 ml hurma suyu
- 25 ml greyfurt suyu
- 15 ml limon suyu
- 80 ml arpa çayı (*)
Hazırlanışı: Bütün içerik shaker içinde çalkalanıp buzlu Hindistan cevizi kâsesine süzülür. Garniş olarak kokteylin üzerine nilüfer misali okaliptüs yaprakları ve menekşe çiçeği yerleştirilir.
(*) Arpa çayı için malzemeler
- 200 gr arpa
- 3 litre sıcak su
Hazırlanışı: Arpalar tavada koyu kahverengiye dönene kadar kavrulur. Sonrasında 3 litre suyla 10 dakika kısık ateşte kaynatılıp soğutulur. Süzülüp şişelendikten sonra 3 gün buzdolabında saklanabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Mevsimlerden yaz, günlerden kokteyl: Yazı yaşarken malzeme üstadı Edi Burak Ayaz'dan kokteyl tarifleri olmadan olmaz dedik ve kurduk masayı. Buyurmaz mısınız efendim?
22 Haz 2022

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026




