Yeni bir pandemi: Panama


En lezzetli soslar, en taze makarnalar: Molino Cucina Taze makarnalar, yumurta içermesi ve taze biçimde sunulması sebebiyle kurutulmuş paketli makarnalardan ayrılıyor. Taze makarnalar, yakışan bir sosla birleştiğinde öğünü yalnızca bir yemek olmaktan çıkarıp eşsiz bir deneyime dönüştürüyor. Bugün İtalyan restoranı kalitesinde el yapımı taze makarnalar üreten ve bu makarnaları mevsimine göre malzemelerle seçilmiş soslarla İstanbul içinde siparişinizle aynı gün ulaştıran bir markadan söz edeceğiz: Molino Cucina. Molino Cucina: Molino Cucina’nın makarnaları taze oluşlarıyla ve günlük üretilmeleriyle endüstriyel, kurutulmuş, paketli makarnalardan ayrışıyor. Taze makarnanın en iyi bütünleştiği soslarla servis edilen Molino Cucina, İtalya makarna kültürünü restoran kalitesinde evlerde denemeye olanak tanıyor. Molino Cucina paketleri taze makarna, sos ve yönlendirme notuyla beraber geliyor, pratik bir biçimde hazırlanabiliyor. İstanbul'da 10.00 - 20.00 saatleri arasında verilen siparişleri 1-3 saat içinde teslim eden Molino Cucina; 3 porsiyonda %10, 5 porsiyonda %15 indirim fırsatı sunarken 100 lira ve üzeri alışverişlerde teslimat ücreti de almıyor. En sevilenler: Molino Cucina'nın taze, günlük makarnaları arasında spaghetti, penne, fusilli, pappardelle, tagliatelle, penne, rigatoni gibi farklı şekiller yer alıyor. Her bir makarnanın daha iyi uyum sağladığı soslar da farklılaşıyor ve makarnalar pesto, ragu, pomodoro, norma, arrabbiata, gorgonzola, burro all'Aglio, bolognese, mascarpone e spinaci gibi geleneksel soslarla birlikte sunuluyor. Molino Cucina'nın mevsime göre değişen menüsünde bu ayların en favorileri arasında ise Spaghetti Tartufo Nero, Spaghetti Pesto, Penne Pomodoro ve Fusilli Norma lezzetleri yer alıyor. Aklınızda özel bir akşam yemeği planı varsa ya da yeni yıl planınızı şimdiden yapmak isterseniz Molino Cucina ile tanışmanızı öneriyoruz.
Daha fazlasını öğren →
Bir anda beliren ve hızla yayılan öldürücü bir hastalık, karantinaya alınan bölgeler, tedavi ve aşı çalışmaları… Son bir yıldır kelime dağarcığımızda hegemonya kuran bu sözcükleri bu sefer Covid-19 için değil; dünyada en çok tüketilen meyvelerden biri olan muzun ulaşılabilirliğini tehdit eden ve küresel muz tarımını etkileyen ve bir hastalıktan söz etmek için kullanıyoruz: Tropical Race 4 (TR4). Panama Hastalığı (TR4), dünyanın her yerindeki muz çiftliklerine yayılarak muz tarımını tehdit ediyor.
Nereden çıktı bu Panama? Hastalığın sebebi Fusarium oxysporum cubense mantarı, günümüzde tükettiğimiz muzların %99’unu oluşturan Cavendish türünde Fusarium solgunluğu olarak da bilinen Panama Hastalığı'na neden oluyor. Tıpkı Covid-19 gibi, belirtiler ortaya çıktığında hastalık çoktan ilerlemiş ve muzların damar sistemini etkilemiş olduğundan hastalığın yayılması önlenemiyor. İlk olarak 1874’te Avustralya’da görülen, 1950’li yıllarda bulaştırıcılığının hızlanmasıyla yıkıcı bir etki yaratarak Gros Michel türünün kaybolmasına yol açan bu hastalık, günümüzde ise Cavendish muzlarını yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.

Cavendish: Gros Michel türünün mantara karşı yenik düşmesi sonucu, yeni bir tür arayışına girilmiş ve ismini VI. Devonshire Dükü William Cavendish’ten alan, genetiği değiştirilmiş Cavendish türünün hastalığa direnç göstermesiyle bu tür, hızlıca dünya çapında yayılarak oldukça geniş bir dikili alan elde etmiştir. Kısa vadede küresel muz tarımı için kurtarıcı gibi görünen bu çözüm, yeni bir salgın oluşmasının önüne geçememiştir. 1990’larda bilim insanlarının endişelendiği Cavendish türüne karşı galip gelen yeni bir Panama Hastalığı; TR4 ilk olarak Asya’da ortaya çıkmıştır. Hızla Orta Doğu, Avustralya ve Afrika’ya yayılan salgının belirtilerinin 2019’da Kolombiya’daki çiftliklerde görülmeye başlanmasıyla birlikte salgın geniş çaplı bir paniğe sebep olmuştur; çünkü Güney Amerika muz üretimi ve ihracatında başta gelmektedir.
Neden önemli? Yayılmasına engel olunamayan bu salgın, bilim insanlarını muz bitkisinin genetiğiyle ilgili çalışmalar yapmaya ve yeni çözümler üretmeye yönlendiriyor. Çünkü yalnızca tedavi ve aşı bulmaya yönelik çalışmalar yapmak mevcut soruna kalıcı bir çözüm sağlayamıyor. Sorunun temeli, muz ihracatının neredeyse tamamının tek bir çeşide dayanmasından kaynaklanıyor. Yani aslında yediğimiz muzların neredeyse tamamının genetik yapısı aynı, hepsi tek bir türün klonlanmasıyla üretiliyor. Bu yöntem, toplu üretimi kolaylaştırdığı ve güvenilirliği arttırdığı için ticari olarak etkili olsa da ortaya çıkan herhangi bir hastalığın hızlıca yayılmasına ve büyük bir tehdit hâline gelmesine sebep oluyor.
Çözüm ne olabilir? Hastalığın çözümünün ise genetiği değiştirilmiş yeni bir muz türünün bulunması olmadığı açık, bulunacak çözümün muzların yetiştirilme şeklini bütünüyle ele alması gerekiyor. Peki muz tarımında TR4 gibi salgınların önüne geçmek için neler yapılabilir? Yabani muzların yetiştirilmesi, yeni ve farklı muz türlerinin tanıtılarak farklı çiftliklerde üretilmesinin desteklenmesi daha kalıcı bir çözüm. Dwarf Red, Cheesmani, Velutina, Blue Java gibi pek çok farklı boyut, renk, tat ve kokuya sahip muz çeşidi tüketiciye tanıtılmalı ve yetiştirilmesi desteklenmelidir.
Günümüzde başta Hollanda ve Filipinler’de bulunan organik çiftliklerde ve laboratuvarlarda salgına dirençli, aynı zamanda ticari olarak elverişli muzların üretimi üzerine çalışılıyor. Cavendish muzlarını etkileyen ve beraberinde büyük bir panik getiren TR4 pandemisi, bizi uzun vadede sürdürülebilir tarım yöntemlerine, çeşitliliğe, vahşi yaşamı teşviğe, çevre ve tüketici dostu uygulamalara yönlendirecek gibi görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Haftanın menüsü: Tek muz diktatörlüğü, kısık ateşte baharatlı şarap, yeni vegan rehberi ve dahası.
23 Ara 2020

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Fine dining dünyasının baskıları, aile mirasları, kapanmayan yaralar ve kırılgan dostluklar... The Bear final sezonunda yeni hikayeler anlatmak yerine yıllardır taşıdığı yüklerle aynı masaya oturuyor. Dizinin Mikey'nin gölgesi, restoran kültürü, Carmy'nin liderlik krizi, Richie'nin dönüşümü etrafında beş sezondur ördüğü temalar, son sezonda birer birer çözülüyor.
18 Tem 2026

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026




