

Etiyopya’dan Coffee Department’a uzanan bir yolculuk: Acacia ve Shakiso Etiyopya’yı nasıl tanırsınız? Biz bulutlarla kaplı dağları, bir keçi çobanı olan Kaldi’nin kahveyi keşfettiğine dair rivayetleri ve elbette kahve tutkunlarının favori çekirdeklerini yetiştiren verimli topraklarıyla biliriz. Etiyopya kahvelerini çok seven Coffee Department , bugün sizi, o yörelerden gelen ve son dönemin favori çekirdekleri arasında yer alan Acacia ve Shakiso ’yu yakından tanımaya davet ediyor. Ethiopia | Acacia : Kahve çekirdeği, adını o bölge için özel anlamlar taşıyan akasya ağacından alıyor. Yirgacheffe ve Guji bölgelerindeki küçük üreticilerin mahsulünden gelen Acacia; ilk yudumda limonata tatlılığı ve cazibeli bir asidite sunarken burna beyaz çiçekleri anımsatan, floral bir hissiyat yayıyor. Floral notalarla yıkanmış Etiyopya kahvesi tat profilini keyifli bir şekilde yansıtan bu kahvenin eşsiz tadına kayısı ve nektarin eşlik ediyor. Ethiopia | Shakiso : Oldukça meşakkatli bir üretim ve kalite kontrol sürecinden geçerek o büyüleyici; floral ve meyvemsi karakteri kazanan Shakiso, geldiği yöreye has karakteri fincana en güzel şekilde yansıtabilsin diye Coffee Department tarafından hassasça kavruluyor. Tatlı, tropikal ve yazı hatırlatan tatların öne çıktığı bu kahve, ağızda kremamsı bir hissiyat sunarken mango, ananas ve kavun tadım notalarıyla benzersiz bir deneyim yaşatıyor. Kahve müdavimlerini nitelikli kahve çekirdekleriyle buluşturan Coffee Department ’ın en yeni ve en sevilen kahveleriyle tanışmak isterseniz dükkânlarına uğrayabilir veya coffeedepartment.co adresini ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Biz kahve müdavimlerinin kahveye atadığı birçok anlam, bozamadığı alışkanlıklar ve kendine has farklı farklı ritüelleri var. Kahve üzerinden bütün alışkanlıklarımı sadece sabah kahve kokan eve uyandığımda arkadaşımdan geriye kalan hafif ılık kahveyi içeceğim zaman bozarım. Çünkü o sırada alışkanlıklarımdan ya da kahvenin sıcaklığından çok sabahın o erken saatinde kahvemi ve günümü sevdiğim biriyle paylaşmanın huzuru ağır basar. Fakat tek başıma tam da dilediğim gibi kahvemi içerken ekranıma düşen haberlere bakarsak kahve alışkanlıklarımı sadece duygusal durumlar için değil, çevre için de değiştirmem gerekiyor olabilir.
Nedir bu kahvenin zararları?
Her gün içtiğimiz kahvenin üretimi için değişen arazi kullanımının ve tarımcılığın ürettiği karbon ayak izinin hepimizin korkulu rüyası palmiye yağından bile iki kat fazla olduğunu biliyor muydun? Kahve içmeye devam etmek isteyen biri olarak bir bardak kahvem için 140 litre su harcandığını duymak kabusumu bir bilimsel makalede okumak gibiydi.
Türkiye için bir araştırma olmasa da Birleşik Krallık’ta bir bardak kahve için zincirin başından tüketiciye ulaştığı süredeki karbon ayak izine baktıklarında minimum 280 gram olduğuna ulaşmışlar. Eklediğimiz sütün hayvansal veya bitkisel olmasından kahveyi yapmak için kullandığımız alete kadar bu sayı 700 gramı bulabiliyor. Belki bardak başına baktığımızda gözümüzü korkutmayacak bir değermiş gibi gözükse de ortalama koşullarla üretilmiş kahveden günde sadece bir bardak içmek yılda 155 kg ekstra karbon ayak izi üretmemize sebep oluyor. Bu, 3 kere İzmir-İstanbul arası uçağa binmekle eş değer.

Etiyopya’nın güneyinde bulunan Guji bölgesindeki Uraga köyünde işçiler tam olgunlaşmış kahve meyvelerinin başında
İyi bir kahve mümkün mü?
Vücudumuza giren sıvının çevreye olan etkilerini anlayınca aynı kahveyi içmeye devam etmek içimize sinmiyor. Bu da akıllara lokal çayı getiriyor ama kara yoluyla ulaşımın sağlandığı bir ürün gerçekten daha az zararlı olabilir mi ki? E o zaman ben termos kullanıp bir daha asla pipet kullanmayacağıma dâhil yemin etsem, yeterli olur mu? Olmazi fakat müjdemi isterim ki bir alternatif var! Kahve üretiminde daha verimli gübre ve su kullanımı, kara veya havayolundansa deniz üzerinden ulaşımın sağlanması ve paketlemeye dikkat edilmesi bir bardak kahvenin karbon ayak izini 6 grama kadar düşürebiliyor.
İstanbul’da kahve kültürünü yaymak ve bilinçlendirmek için çalışan Coffee Department’ın kurucusu Metin Benbasat’a kahve üreticisi olmadan Türkiye’de daha iyi bir kahveye ulaşmak için nelere dikkat etmemiz gerektiğini sordum. İlk olarak ticari kahveyle nitelikli kahvenin ayrımını yapan Benbasat, nitelikli kahvenin üreticisinin kim olduğundan nasıl yetiştirdiğine kadar daha şeffaf bilgilere ulaşmanın mümkün olduğunu söylüyor. Karbon ayak izinin düşürülmesi için direct-trade (doğrudan ticaret) kavramından bahsederken kahvenin çiftlikten aracısız Türkiye’ye gelmesinin ulaşımdaki karbon ayak izini de düşürdüğünü paylaştı.
E, ben bu kahveye nasıl ulaşabilirim?
Çevreye daha az zararı olan bir kahveyi tüketebilmek için bardağımızı sorgulamayı bırakmamamız şart. Benbasat’ın önerisiyle internet üzerinden kahvemizin yıllık transparanlık raporlarına bakabilir ve kahvemizin geçtiği işlemlere hızlıca ulaşabiliriz. Ben de bir daha kahve aldığım zaman güvendiğim dağıtıcıya kahvemin ne şekillerde üretildiğini ve hangi koşullarla ulaşımının sağlandığının benimle şeffaf bir şekilde paylaşılmasını isteyeceğim.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Haftanın önerisi; kahvenin karanlık yüzü; haberler.
02 Mar 2022

YAZARLAR

Eylül Aytan
Yazar - Apéro

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026





