

Etiyopya’dan Coffee Department’a uzanan bir yolculuk: Acacia ve Shakiso
Etiyopya’yı nasıl tanırsınız? Biz bulutlarla kaplı dağları, bir keçi çobanı olan Kaldi’nin kahveyi keşfettiğine dair rivayetleri ve elbette kahve tutkunlarının favori çekirdeklerini yetiştiren verimli topraklarıyla biliriz.
Biz kahve müdavimlerinin kahveye atadığı birçok anlam, bozamadığı alışkanlıklar ve kendine has farklı farklı ritüelleri var. Kahve üzerinden bütün alışkanlıklarımı sadece sabah kahve kokan eve uyandığımda arkadaşımdan geriye kalan hafif ılık kahveyi içeceğim zaman bozarım. Çünkü o sırada alışkanlıklarımdan ya da kahvenin sıcaklığından çok sabahın o erken saatinde kahvemi ve günümü sevdiğim biriyle paylaşmanın huzuru ağır basar. Fakat tek başıma tam da dilediğim gibi kahvemi içerken ekranıma düşen haberlere bakarsak kahve alışkanlıklarımı sadece duygusal durumlar için değil, çevre için de değiştirmem gerekiyor olabilir.
Her gün içtiğimiz kahvenin üretimi için değişen arazi kullanımının ve tarımcılığın ürettiği karbon ayak izinin hepimizin korkulu rüyası palmiye yağından bile iki kat fazla olduğunu biliyor muydun? Kahve içmeye devam etmek isteyen biri olarak bir bardak kahvem için 140 litre su harcandığını duymak kabusumu bir bilimsel makalede okumak gibiydi.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

NEREDE YAYIMLANDI?
Haftanın önerisi; kahvenin karanlık yüzü; haberler.
02 Mar 2022

YAZARLAR

Eylül Aytan
Yazar - Apéro

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
OKUMAYA DEVAM EDİN
Kemikleri ve iç organlarıyla yenen ortolan kuşu, Fransız gastronomisinin en tartışmalı yemeklerinden biri. Dumas’nın mutfak sözlüğünden "Succession"a uzanan hikayesi, bir lokmalık haz uğruna hayvanlara çektirilen acıyı gündeme getirirken geleneksel olarak ortolanları yerken başa örtülen peçete, başka bir soruyu da akla getiriyor: Yemek yerken neden saklanırız?

Nezleyken elma neden elma gibi gelmez, kırmızıya boyanmış beyaz bir şarap kırmızı şarap gibi algılanabilir mi? Lezzet yalnızca dilimizin işi değil. Koku, görme ve ağızda oluşan duyumların kesişiminde şekillenen bu deneyim, bir yiyeceği tanımamızdan onu sevmemize kadar pek çok şeyi etkiliyor.

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.





