Kakaosuz çikolatalar: Neden geliştiriliyor, tadı nasıl?


Koruncuk Vakfı'ndan 'Her Destek Bir Meslek' projesi
Çok sayıda kız çocuğu, eğitim ve sosyal hayatlarında ekonomik engellerle karşılaşıyor. Koruncuk Vakfı, kız çocuklarına akademik başarı ön koşulu olmaksızın sunduğu bakım ve barınma hizmetinin yanı sıra sosyo-kültürel gelişimlerini;…
Daha fazlasını öğren →
Çikolata endüstrisi uzun yıllar istikrarlı bir tedarik zinciriyle yol aldı. Ancak 2023’ten itibaren yaşanan kriz dalgaları bu dengeyi sarstı. Fildişi Sahili ve Gana gibi Batı Afrika ülkelerinde El Niño kaynaklı kuraklık, şiddetli yağışlar ve sert iklim koşulları, kakao üretimini ciddi şekilde düşürdü. Buna bir de kakao ağaçlarını vuran hastalıklar eklenince üreticiler, verim kaybıyla karşılaştı.
- Tüm bu gelişmeler, Mart 2024’te kakao fiyatlarını ton başına 3 bin dolardan 12 bin dolara çıkararak son 50 yılın en sert artışına yol açtı.
Piyasa araştırma şirketi Mintel’den Richard Caines’e göre, 2024’te çikolata fiyatı %9 artarken, kakao fiyatı %300 gibi olağanüstü bir sıçrama yaşadı. Caines, “Maliyetlerin bu kadar arttığı bir dönem hatırlamıyorum” sözleriyle durumu özetliyor. Bu artışın başlıca nedenleri arasında Batı Afrika’daki iklim değişikliği etkileri ve Gana’da bazı çiftçilerin yasa dışı altın madenciliğine yönelmesi yer alıyor.
Kakaonun erişilebilir bir hammadde olmasının güvencesinin kalmaması, sektörü alternatif arayışlara itiyor. Döhler ve Cargill gibi büyük hammadde üreticileri, kakaosuz çikolata geliştiren girişimlere yatırım yapıyor.
Şu anda sektörde üç ana alternatif yaklaşım öne çıkıyor: Malt unu, keçiboynuzu unu gibi hammaddelerle kakao aromasına yakın lezzetler yaratmak, baklagillerin fermantasyonu ile çikolata benzeri tat profilleri geliştirmek ve biyoreaktörlerde kakao hücrelerini çoğaltarak laboratuvar ortamında gerçek kakao üretmek.
Çikolata geleceğin lüks ürünü mü? Bu yaklaşımlar yalnızca artan maliyetlere çözüm sunmakla kalmıyor; aynı zamanda daha sürdürülebilir ve iklim krizine dayanıklı bir çikolata endüstrisi kurmayı hedefliyor. Ancak bu dönüşüm, gerçek çikolatayı gelecekte lüks bir ürün hâline getirebilir.
Foreverland’in kurucu ortağı Massimo Sabatini, keçiboynuzundan ürettikleri kakao alternatifi Choruba ile bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor. Sabatini, keçiboynuzunun “gerçek çikolata tadı” vermediğini kabul ediyor ancak fermantasyon ve kavurma teknikleriyle aromayı kakaoya yaklaştırdıklarını söylüyor. Ayrıca keçiboynuzunun daha fazla lif, daha az yağ içerdiği ve şekerin azaltılmasına olanak tanıdığı vurgulanıyor.
Ayçiçeğinden üretilen alternatif ChoViva: Almanya merkezli Planet A Foods, ayçiçeği çekirdeklerinden geliştirdiği ChoViva ile öne çıkıyor. Kurucu ortak Sara Marquart, “Ayçiçeği çekirdeklerini kakao çekirdekleri gibi işliyoruz” derken, amaçlarının çikolatayı tamamen değiştirmek değil, pazardaki bir boşluğu doldurmak olduğunu vurguluyor. ChoViva, şu anda Almanya, Fransa ve İngiltere’de perakende ürünlerde kullanılıyor.
Bakladan gelen yenilik Nukoko: İngiltere merkezli girişim Nukoko, bakla fasulyesinden geliştirdiği kakao alternatifine güveniyor. Kurucu Ross Newton, ürünlerinin çikolatadaki 25 temel lezzet bileşiğinden 24’ünü içerdiğini ve tedarik zinciri risklerine karşı daha dayanıklı olduğunu söylüyor.
Amaç çikolatayı yok etmek değil, açık kapatmak: Tüketici beklentilerini karşılamak kolay görünmüyor. Caines, kakao içermeyen alternatiflerin özellikle çikolatanın ön planda olmadığı fırın ürünlerinde daha kolay kabul görebileceğini söylüyor.
Öte yandan: Oxford Üniversitesi’nden Dr. Tonya Lander, “Bu inovasyon sürecinde çiftçilerle ya da kolektiflerle birlikte çalışmak gerekiyor” sözleriyle kakao alternatiflerinin kakao çiftçileri üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Vakko L'Atelier Asya’nın En İyi Kadın Şefi ödülünü iki kez kazanan, MICHELIN yıldızlı şef Tam Chudaree Debhakami'yi ağırlayacak. Üreticiler kakao fiyatlarındaki büyük artış nedeniyle kakao içermeyen çikolata alternatiflerine yöneliyor.
24 Nis 2025

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




