Kara Göründü: Sürdürülebilir gıda ambalajları


House of Brothers’tan dünyanızı değiştirecek bir seri: “Extra Gastronomy by Brothers”
Stefan Zweig “Dünyayı değiştiremiyorsan, dünyanı değiştirirsin” der. Bir yıla aşkın süredir dünyamızı eve sığdırmaya çalışıyoruz.
Daha fazlasını öğren →
Sürdürülebilir enerji, sürdürülebilir tarım, sürdürülebilir beslenme, sürdürülebilir mimari… Son yıllarda bize sık sık ismini duyuran ve ilk kez, 1987 yılında Birleşmiş Milletler’in Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun hazırladığı Brundtland Raporu’nda güncel anlamıyla karşımıza çıkmış olan sürdürülebilirlik kavramı, en temelde üretimin devamlılığı sağlanırken türlerin ve çevresindeki kaynakların dengesinin daimi kılınabilmesidir. Tarım, ekonomi, gıda sistemleri, turizm gibi pek çok alanda uygulamaları olan bütünsel bir yaklaşım ve bir yaşam tarzıdır.
Nereden nereye? Küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %25'inin gıda sistemlerinden kaynaklandığını göz önünde bulundurursak, gıda sistemlerinde sürdürülebilirlik uygulamalarının gerekliliğini daha net görebiliriz. Ambalajlama ise sürdürülebilir gıda sistemleri oluşturmanın en önemli adımlarından biri; çünkü günümüzde ambalaj, tüketicinin gözünde ürünü koruma ve saklama işlevlerinin dışında pek çok farklı misyona sahip. Tüketicinin satın alma davranışlarını, markayla ilgili görüşünü doğrudan etkiliyor. Günümüze kadar gelen tüketici algısı bir gıdanın örtüldüğü oranda güvenilir olduğu yönündeydi, bu da overpackaging dediğimiz fazla ambalajlama uygulamasını hayatımızın bir parçası hâline getirdi. Daha fazla ambalaj, daha fazla atık ve daha fazla çevre kirliliği demek. Ayrıca kullanılan malzemenin plastik olması içindeki gıdanın güvenilirliğini arttırmanın aksine insan sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Sürdürülebilir gıda ambalajlarının avantajları nelerdir? Yenilenebilen, tekrar kullanılabilen çevre dostu malzemelerin kullanımını teşvik eder. Böylece ambalajlar kullanıldıktan sonra doğaya etkili bir şekilde geri kazandırılırken gıdaların daha uzun süre muhafaza edilebileceği malzemeler geliştirilmesiyle de gıda israfının önüne geçilir.
Şu ana kadar neler yapıldı? Şu ana kadar yapılan tasarımların çoğu henüz pazar araştırması ve/veya ürün geliştirme aşamasında olsa da dünyada çevre dostu olan malzemelerden üretilen ambalaj örneklerinin gittikçe artması sevindirici bir haber.
- İlk olarak, American Chemical Society’nin plastik ambalaja alternatif olarak sunduğu; narenciye pektini, tuz ve kazein adı verilen bir süt proteininden yapılan biyolojik olarak parçalanabilir ambalajlardan bahsedelim. Tamamen yenilebilir malzemelerden yapılan bu kaplamalar, çevre dostu özelliğine ek olarak plastiğe oranla daha düşük oksijen geçişi sağladığı için içindeki gıda ürününü daha uzun süre taze tutuyor.
- Birleşik Krallık merkezli süpermarket zinciri Waitrose, bezelye ve kırmızı mercimekten yaptığı makarnalarının üretim esnasında çıkan atıklarını saklayarak ambalajın bir parçası olarak kullanıyor.
- The Robin Collective’in KFC için tasarladığı Scoff-ee Cup; şeker kâğıdı, bisküvi ve beyaz çikolatadan yapılıyor. Çevre bilinçli şikemperverler olarak, kahvemizin sonunda fincanımızı yiyerek atık oluşturmamış olmanın rahatlığıyla masadan kalkmak bizi şimdiden heyecanlandıran bir fikir.
- Ambalaj üreticisi Huhtamaki’nin ürettiği kâğıt bardak Future Smart, %100 bitki bazlı malzemeler kullanılarak üretiliyor. Hem sıcak hem soğuk yiyecek ve içecekler için kullanılabilen ürün, tek kullanımda atık hâline dönüşen kahve bardaklarının aksine doğaya karışabiliyor.
Tüketici ne istiyor? GlobalWebIndex’in ABD ve İngiltere'de çevre dostu ambalaj kullanımıyla ilgili yaptığı anketin sonuçlarına göre, tüketicilerin %64’ü geri dönüştürülebilir malzemeler kullanılmasını talep ediyor. Ankete göre fazla paketleme istemeyen, biyolojik olarak parçalanabilir seçeneklerini istediğini belirten tüketici sayısı da oldukça fazla.
Çevre dostu ve yenilikçi ambalajlara yönelik tüketici talebinin artması başta gıda sistemlerinin sürdürülebilirliğini artırdığı için büyük önem taşıyor, önümüzdeki yıllarda da küreselde ve ülkemizde bu alandaki çalışmalar devam ederek büyük ölçekli şirketlerin de harekete katılması sağlanacak gibi görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Haftanın menüsü: Restoranların kapatılmasının birinci yılında restoran sektörü, alternatif ambalajlar, Apéro sözlüğü
17 Mar 2021

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




