

Ev yemeğinin kaba girmiş hâli: kapmutfak Bugün sizleri, kendisini "ev yemeğinin kaba girmiş hâli, kolektif bir bulut mutfak projesi" olarak tanımlayan kapmutfak’la tanıştırmak istiyoruz. kapmutfak’ın hikâyesi; kalabalık aile sofralarında edindikleri yemek eğitimini İstanbul'da etkinlik ve eğlence sektöründeki uzun deneyimleriyle harmanlamak isteyen bir grup girişimcinin sofralarını paylaşarak büyütmek isteğiyle Sapanca'ya dönüşüyle başlıyor. Müziğin ve sofranın birleştirici gücüne inanan ve bundan ilham alan kapmutfak; salata, meze, atıştırmalık kategorilerinde özenle, ev tipi yöntemler kullanılarak üretilmiş, ürünleriyle öne çıkıyor. kapmutfak: Sevdikleri yeme içme alışkanlıklarını paylaşma hayaliyle yola çıkan kapmutfak, yalınlık ve ulaşılabilirlik anlayışıyla gündelik tatları yeni dokunuşlarla, ev tipi pişirme yöntemleriyle hazırlıyor. Doğayı ve zamanı önemseyen girişim, yemekleri yerel malzemelerle günlük ve taze olarak hazırlıyor, aldığı online siparişleri cam ve kraft kaplarda Sapanca, Kırkpınar, Yanık, Maşukiye, Kurtköy, Arifiye, Serdivan, Adapazarı ve Erenler gibi bölgelere ulaştırıyor. Neler var? kapmutfak'ın ürünleri meze, salata, yanında, atıştırmalık, tamamlayıcılar, tatlı ve kahve gibi kategorilerde sunuluyor. Öne çıkanlar arasında Cevizli Zeytin Piyazı, Taze Otlu Üzümlü Kuru Cacık, Kavrulmuş Dolmalık Fıstıklı Humus, Köpoğlu, Cevizli Ispanak Borani, Arnavut Ciğeri, Çıtır Kabak gibi lezzetler yer alıyor. 8 farklı meze içeren 8'li meze ya da 8 kapta Ortaya Karışık gibi "Paylaşımlık Menüler" de sunan kapmutfak; vegan ve vejetaryen beslenme tercihlerine hitap eden ürünleri de ayrı listelerde derliyor. Aynı zamanda köy ekmeği, ekşi mayalı tam buğday, %100 çavdar ve %100 siyez ekmekleri de tamamlayıcılar kategorisinde listeleniyor. Son olarak; atıştırmalık üreticisi Munchey Food ya da butik pasta üreticisi bir kadın girişimcinin markası Lemoon Butik Pasta gibi markalarla yaptığı iş birlikleriyle ürün yelpazesini genişleten kapmutfak, bulut mutfak yapısıyla bölgede üretim yapmak isteyen kadın girişimcilere de mutfağını açıyor. kapmutfak’ın fotoğraflarıyla bile iştah açan ürünleriyle tanışmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilir, kapmutfak’ın Instagram hesabına göz atabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Biberonu en son, fondüsü ve biberonda gelen şaraplarıyla özellikle şehrin yabancılarının kalbinde yer etmiş Paris’teki Le refuge des fondus’de kullanmıştım. Biberonu asıl amacına uygun kullanmamdan uzunca bir zaman geçmiş olması ve biberona ihtiyaç duyan birinin de yakın çevremde bulunmaması nedeniyle biberonla ilgili tavsiye vermek, tecrübelerimi aktarmak ne haddime diyerek sizleri ehlikeyif bebeklerin sevdalısı biberonların tarihsel yolculuğuna davet ediyorum.
Nereden nereye? Araştırmam sırasında, biberonlarla ilgili hiç tahmin etmediğim bir bilgiyle karşılaştım. Şu anki biberonlara hiç benzememekle birlikte (ki buna şaşırmak gerekiyor mu ondan emin değilim) ilk biberonun izine antik çağda rastlanıyor. Bugün kullanımı ve tasarımı oldukça basit görülen bu ürün, aslında sayısız değişiklik ve iyileştirmeden geçerek bilimsel, endüstriyel ve ticari ilerlemenin bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

Oyuncak mı biberon mu? Antik Çağ’da ilk olarak ev eşyaları görevindeki çeşitli kapların emzirme için kullanımından bahsedilirken biberonla aynı işlevi gören ilk eşya olarak inek memelerine ve yuvarlak vazoya benzeyen delikli seramik bir kap kabul edilir. Yapılan çeşitli kazılar sonucu ise 2019 yılında Bronz Çağ'a ait çocuk mezarlarında hayvan şekillerinde, bir bebeğin eline sığabilecek küçüklükte, emzik gibi ağızlığı olan seramik “biberonlar” bulundu. Araştırmacılar, Neolitik dönemde doğum oranında yaşanan artışı bu kapların içinde bulunan hayvan sütü kalıntılarıyla ilişkilendiriyor.
Geçiş dönemi: Suni emzirme amaçlı “biberon” üretimi ilk olarak 16. ve 17. yüzyıllarda görülmeye başlanıyor. Bu dönemdeki biberonlar daha çok külahla muz şekline benziyor ve üretiminde gümüş, ahşap, kalay veya yaygın olmamakla birlikte cam kullanılıyor. Bu dönem ürünleri, toplumun üst sınıflarının kullanımına ayrılmasıyla öne çıkıyor. Bazı şişelerin, üst sınıf ailelerin zenginliğine tanıklık edercesine özenle oyulmuş çiçek süslemelere sahip olduğu söyleniyor.

Katil biberonlar, cam şişeler: 18. yüzyıl malzeme ve tasarım çeşitliliğiyle geçerken 19. yüzyıl sanayi devrimiyle ortaya çıkan seri üretim sistemi ve yeni iş modeliyle kendini gösteriyor. Bu dönemdeki üreticiler, tasarladıkları çeşitli biberonlarla kendi adlarını kullanarak markalaşıyor. Markalaşmayla birlikte artan rekabet reklama benzer eklerin de doğmasına sebep oluyor. Bu dönem, model ve marka çokluğu açısından en zengin dönemlerden biri olarak kabul ediliyor. Suni emzirme alanında şeffaf, kolay temizlenebilir ve sütün kalitesini etkilemiyor olmasıyla cam kullanımı oldukça yaygınlaşıyor.
Bu dönem ayrıca “Katil biberonlar” olayına da ev sahipliği yapıyor. 1860 yılında icat edilen, form olarak nargileyi andıran hortumlu biberon, bebeğin tek başına emmesine olanak sağladığı için şişenin yaratıcısı Édouard Robert’i suni emzirmenin sembolüne dönüştürüyor. Fakat daha sonraları biberondaki hortumun tam olarak temizlenememesi sonucu mikrop ürettiği ortaya çıkıyor. Bu sebeple birçok çocuğun ölümüne sebep olan meşhur biberonlar, 1910’da yasaklanarak katil biberon ismini alıyor.

Yakın geçmiş: Hijyen, 20. yüzyıl ve sonrasında biberon sektöründe en dikkat edilen ve en çok aranan özellik oluyor. Mükemmel temizlik için biberonların ağız / boyun kısmı kademeli olarak genişletiliyor. Bu dönemde, biberon üretimi gıda ve süt endüstrisindeki markaların tekeline alınıyor. Nestlé, 1950’li yıllarda silindir biçimi benimseyerek bugün hâlâ kullanılan biberonları pazara tanıtıyor.
Not: Biberon Latince içmek anlamına gelen “bibere” kelimesinden geliyor. Biberon kelimesi hem Fransızcada hem Türkçede aynı anlama geliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Haftanın menüsü: Boğazımızdan ilk geçenin şerefine bahsimiz süt, sütün çeşitleri ve şeklini aldığı tasarımlar
03 Şub 2021

YAZARLAR

Adasu Mireli
Food writer @ Aposto

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Fas mutfağı, tek bir tarif ya da birkaç simge yemekle açıklanabilecek bir mutfak değil. Essaouira'da bir sabah pazarda başlayan gün; alışverişten pişirmeye, sofradan gündelik hayattaki rutinlere kadarki küçük ayrıntılarla bunun nedenini kendiliğinden anlatıyor.
01 Ağu 2026

Fas mutfağında briouates, ince yufkaya sarılan ve üçgen biçiminde hazırlanan en yaygın atıştırmalıklardan biri. Etli, peynirli ya da sebzeli farklı iç harçlarla yapılabilen bu tarif, özellikle aile sofralarında, çay saatlerinde ve ramazan döneminde sıkça yer buluyor. Warqa adı verilen geleneksel Fas yufkasıyla hazırlansa da baklava yufkasıyla da benzer bir sonuç elde edilebiliyor.
01 Ağu 2026

Pastilla, Fas mutfağının en karakteristik yemeklerinden biri. Geleneksel olarak güvercin ya da tavuk etiyle hazırlanan bu kat kat börek, kıyı şehirlerinde deniz ürünleriyle de yorumlanıyor. İnce yufka, baharatlar ve farklı dokuların biraraya geldiği bu tarif, Fas mutfağının çok kültürlü lezzet anlayışını yansıtan en bilinen örneklerden biri.
01 Ağu 2026

Meskouta, Fas'ta ev mutfağının en bilinen keklerinden biri. Bölgelere göre limonlu, yoğurtlu ya da portakallı farklı versiyonları hazırlanıyor. Özellikle turunçgillerin bol yetiştiği dönemlerde yapılan portakallı meskouta, çayın yanında ikram edilen klasik ev tatlıları arasında yer alıyor.
01 Ağu 2026

Tarımda kriz çoğu zaman üretim, iklim ya da ekonomi üzerinden tartışılıyor. Oysa gözden kaçan daha temel bir mesele var: Bilginin kim tarafından üretildiği. Tarımsal bilginin köyden laboratuvara, devletten piyasaya ve bugün algoritmalara kadarki süreçlerini izleyerek çiftçinin bu değişimde nasıl edilgenleştiğini ve neden yeniden bilgi üretiminin öznesi olması gerektiğini tartışıyoruz.
25 Tem 2026





