Yüzyılların ortak çalışması: Biberon

Nereden nereye?
Yüzyılların ortak çalışması: Biberon

kapmutfak 3 şubat
kapmutfak ile birlikte

Ev yemeğinin kaba girmiş hâli: kapmutfak

Bugün sizleri, kendisini "ev yemeğinin kaba girmiş hâli, kolektif bir bulut mutfak projesi" olarak tanımlayan kapmutfak’la tanıştırmak istiyoruz. kapmutfak’ın hikâyesi; kalabalık aile sofralarında edindikleri yemek eğitimini İstanbul'da…

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Biberonu en son, fondüsü ve biberonda gelen şaraplarıyla özellikle şehrin yabancılarının kalbinde yer etmiş Paris’teki Le refuge des fondus’de kullanmıştım. Biberonu asıl amacına uygun kullanmamdan uzunca bir zaman geçmiş olması ve biberona ihtiyaç duyan birinin de yakın çevremde bulunmaması nedeniyle biberonla ilgili tavsiye vermek, tecrübelerimi aktarmak ne haddime diyerek sizleri ehlikeyif bebeklerin sevdalısı biberonların tarihsel yolculuğuna davet ediyorum.

Nereden nereye? Araştırmam sırasında, biberonlarla ilgili hiç tahmin etmediğim bir bilgiyle karşılaştım. Şu anki biberonlara hiç benzememekle birlikte (ki buna şaşırmak gerekiyor mu ondan emin değilim) ilk biberonun izine antik çağda rastlanıyor. Bugün kullanımı ve tasarımı oldukça basit görülen bu ürün, aslında sayısız değişiklik ve iyileştirmeden geçerek bilimsel, endüstriyel ve ticari ilerlemenin bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

Biberon reklamı -histoire du biberon

Oyuncak mı biberon mu? Antik Çağ’da ilk olarak ev eşyaları görevindeki çeşitli kapların emzirme için kullanımından bahsedilirken biberonla aynı işlevi gören ilk eşya olarak inek memelerine ve yuvarlak vazoya benzeyen delikli seramik bir kap kabul edilir. Yapılan çeşitli kazılar sonucu ise 2019 yılında Bronz Çağ'a ait çocuk mezarlarında hayvan şekillerinde, bir bebeğin eline sığabilecek küçüklükte, emzik gibi ağızlığı olan seramik “biberonlar” bulundu. Araştırmacılar, Neolitik dönemde doğum oranında yaşanan artışı bu kapların içinde bulunan hayvan sütü kalıntılarıyla ilişkilendiriyor.

Geçiş dönemi: Suni emzirme amaçlı “biberon” üretimi ilk olarak 16. ve 17. yüzyıllarda görülmeye başlanıyor. Bu dönemdeki biberonlar daha çok külahla muz şekline benziyor ve üretiminde gümüş, ahşap, kalay veya yaygın olmamakla birlikte cam kullanılıyor. Bu dönem ürünleri, toplumun üst sınıflarının kullanımına ayrılmasıyla öne çıkıyor. Bazı şişelerin, üst sınıf ailelerin zenginliğine tanıklık edercesine özenle oyulmuş çiçek süslemelere sahip olduğu söyleniyor.

biberon 2
İllüstrasyon: Yasemin Güney Erten

Katil biberonlar, cam şişeler: 18. yüzyıl malzeme ve tasarım çeşitliliğiyle geçerken 19. yüzyıl sanayi devrimiyle ortaya çıkan seri üretim sistemi ve yeni iş modeliyle kendini gösteriyor. Bu dönemdeki üreticiler, tasarladıkları çeşitli biberonlarla kendi adlarını kullanarak markalaşıyor. Markalaşmayla birlikte artan rekabet reklama benzer eklerin de doğmasına sebep oluyor. Bu dönem, model ve marka çokluğu açısından en zengin dönemlerden biri olarak kabul ediliyor. Suni emzirme alanında şeffaf, kolay temizlenebilir ve sütün kalitesini etkilemiyor olmasıyla cam kullanımı oldukça yaygınlaşıyor.

Bu dönem ayrıca “Katil biberonlar” olayına da ev sahipliği yapıyor. 1860 yılında icat edilen, form olarak nargileyi andıran hortumlu biberon, bebeğin tek başına emmesine olanak sağladığı için şişenin yaratıcısı Édouard Robert’i suni emzirmenin sembolüne dönüştürüyor. Fakat daha sonraları biberondaki hortumun tam olarak temizlenememesi sonucu mikrop ürettiği ortaya çıkıyor. Bu sebeple birçok çocuğun ölümüne sebep olan meşhur biberonlar, 1910’da yasaklanarak katil biberon ismini alıyor.

biberon robert

Yakın geçmiş: Hijyen, 20. yüzyıl ve sonrasında biberon sektöründe en dikkat edilen ve en çok aranan özellik oluyor. Mükemmel temizlik için biberonların ağız / boyun kısmı kademeli olarak genişletiliyor. Bu dönemde, biberon üretimi gıda ve süt endüstrisindeki markaların tekeline alınıyor. Nestlé, 1950’li yıllarda silindir biçimi benimseyerek bugün hâlâ kullanılan biberonları pazara tanıtıyor.

Not: Biberon Latince içmek anlamına gelen “bibere” kelimesinden geliyor. Biberon kelimesi hem Fransızcada hem Türkçede aynı anlama geliyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🍼 Sütün 50 tonu

Haftanın menüsü: Boğazımızdan ilk geçenin şerefine bahsimiz süt, sütün çeşitleri ve şeklini aldığı tasarımlar

03 Şub 2021

kapmutfak ile birlikte
🍼 Sütün 50 tonu

YAZARLAR

Adasu Mireli

Food writer @ Aposto

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Daday'da iki gün: Hasattan kışa

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Reyhan Ülker

·

24 Eki 2026

Daday'da iki gün: Hasattan kışa
apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları