Yüzyılların ortak çalışması: Biberon

Nereden nereye?
Yüzyılların ortak çalışması: Biberon

kapmutfak 3 şubat
kapmutfak ile birlikte

Ev yemeğinin kaba girmiş hâli: kapmutfak Bugün sizleri, kendisini "ev yemeğinin kaba girmiş hâli, kolektif bir bulut mutfak projesi" olarak tanımlayan kapmutfak’la tanıştırmak istiyoruz. kapmutfak’ın hikâyesi; kalabalık aile sofralarında edindikleri yemek eğitimini İstanbul'da etkinlik ve eğlence sektöründeki uzun deneyimleriyle harmanlamak isteyen bir grup girişimcinin sofralarını paylaşarak büyütmek isteğiyle Sapanca'ya dönüşüyle başlıyor. Müziğin ve sofranın birleştirici gücüne inanan ve bundan ilham alan kapmutfak; salata, meze, atıştırmalık kategorilerinde özenle, ev tipi yöntemler kullanılarak üretilmiş, ürünleriyle öne çıkıyor. kapmutfak: Sevdikleri yeme içme alışkanlıklarını paylaşma hayaliyle yola çıkan kapmutfak, yalınlık ve ulaşılabilirlik anlayışıyla gündelik tatları yeni dokunuşlarla, ev tipi pişirme yöntemleriyle hazırlıyor. Doğayı ve zamanı önemseyen girişim, yemekleri yerel malzemelerle günlük ve taze olarak hazırlıyor, aldığı online siparişleri cam ve kraft kaplarda Sapanca, Kırkpınar, Yanık, Maşukiye, Kurtköy, Arifiye, Serdivan, Adapazarı ve Erenler gibi bölgelere ulaştırıyor. Neler var? kapmutfak'ın ürünleri meze, salata, yanında, atıştırmalık, tamamlayıcılar, tatlı ve kahve gibi kategorilerde sunuluyor. Öne çıkanlar arasında Cevizli Zeytin Piyazı, Taze Otlu Üzümlü Kuru Cacık, Kavrulmuş Dolmalık Fıstıklı Humus, Köpoğlu, Cevizli Ispanak Borani, Arnavut Ciğeri, Çıtır Kabak gibi lezzetler yer alıyor. 8 farklı meze içeren 8'li meze ya da 8 kapta Ortaya Karışık gibi "Paylaşımlık Menüler" de sunan kapmutfak; vegan ve vejetaryen beslenme tercihlerine hitap eden ürünleri de ayrı listelerde derliyor. Aynı zamanda köy ekmeği, ekşi mayalı tam buğday, %100 çavdar ve %100 siyez ekmekleri de tamamlayıcılar kategorisinde listeleniyor. Son olarak; atıştırmalık üreticisi Munchey Food ya da butik pasta üreticisi bir kadın girişimcinin markası Lemoon Butik Pasta gibi markalarla yaptığı iş birlikleriyle ürün yelpazesini genişleten kapmutfak, bulut mutfak yapısıyla bölgede üretim yapmak isteyen kadın girişimcilere de mutfağını açıyor. kapmutfak’ın fotoğraflarıyla bile iştah açan ürünleriyle tanışmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilir, kapmutfak’ın Instagram hesabına göz atabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Biberonu en son, fondüsü ve biberonda gelen şaraplarıyla özellikle şehrin yabancılarının kalbinde yer etmiş Paris’teki Le refuge des fondus’de kullanmıştım. Biberonu asıl amacına uygun kullanmamdan uzunca bir zaman geçmiş olması ve biberona ihtiyaç duyan birinin de yakın çevremde bulunmaması nedeniyle biberonla ilgili tavsiye vermek, tecrübelerimi aktarmak ne haddime diyerek sizleri ehlikeyif bebeklerin sevdalısı biberonların tarihsel yolculuğuna davet ediyorum.

Nereden nereye? Araştırmam sırasında, biberonlarla ilgili hiç tahmin etmediğim bir bilgiyle karşılaştım. Şu anki biberonlara hiç benzememekle birlikte (ki buna şaşırmak gerekiyor mu ondan emin değilim) ilk biberonun izine antik çağda rastlanıyor. Bugün kullanımı ve tasarımı oldukça basit görülen bu ürün, aslında sayısız değişiklik ve iyileştirmeden geçerek bilimsel, endüstriyel ve ticari ilerlemenin bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

Biberon reklamı -histoire du biberon

Oyuncak mı biberon mu? Antik Çağ’da ilk olarak ev eşyaları görevindeki çeşitli kapların emzirme için kullanımından bahsedilirken biberonla aynı işlevi gören ilk eşya olarak inek memelerine ve yuvarlak vazoya benzeyen delikli seramik bir kap kabul edilir. Yapılan çeşitli kazılar sonucu ise 2019 yılında Bronz Çağ'a ait çocuk mezarlarında hayvan şekillerinde, bir bebeğin eline sığabilecek küçüklükte, emzik gibi ağızlığı olan seramik “biberonlar” bulundu. Araştırmacılar, Neolitik dönemde doğum oranında yaşanan artışı bu kapların içinde bulunan hayvan sütü kalıntılarıyla ilişkilendiriyor.

Geçiş dönemi: Suni emzirme amaçlı “biberon” üretimi ilk olarak 16. ve 17. yüzyıllarda görülmeye başlanıyor. Bu dönemdeki biberonlar daha çok külahla muz şekline benziyor ve üretiminde gümüş, ahşap, kalay veya yaygın olmamakla birlikte cam kullanılıyor. Bu dönem ürünleri, toplumun üst sınıflarının kullanımına ayrılmasıyla öne çıkıyor. Bazı şişelerin, üst sınıf ailelerin zenginliğine tanıklık edercesine özenle oyulmuş çiçek süslemelere sahip olduğu söyleniyor.

biberon 2
İllüstrasyon: Yasemin Güney Erten

Katil biberonlar, cam şişeler: 18. yüzyıl malzeme ve tasarım çeşitliliğiyle geçerken 19. yüzyıl sanayi devrimiyle ortaya çıkan seri üretim sistemi ve yeni iş modeliyle kendini gösteriyor. Bu dönemdeki üreticiler, tasarladıkları çeşitli biberonlarla kendi adlarını kullanarak markalaşıyor. Markalaşmayla birlikte artan rekabet reklama benzer eklerin de doğmasına sebep oluyor. Bu dönem, model ve marka çokluğu açısından en zengin dönemlerden biri olarak kabul ediliyor. Suni emzirme alanında şeffaf, kolay temizlenebilir ve sütün kalitesini etkilemiyor olmasıyla cam kullanımı oldukça yaygınlaşıyor.

Bu dönem ayrıca “Katil biberonlar” olayına da ev sahipliği yapıyor. 1860 yılında icat edilen, form olarak nargileyi andıran hortumlu biberon, bebeğin tek başına emmesine olanak sağladığı için şişenin yaratıcısı Édouard Robert’i suni emzirmenin sembolüne dönüştürüyor. Fakat daha sonraları biberondaki hortumun tam olarak temizlenememesi sonucu mikrop ürettiği ortaya çıkıyor. Bu sebeple birçok çocuğun ölümüne sebep olan meşhur biberonlar, 1910’da yasaklanarak katil biberon ismini alıyor.

biberon robert

Yakın geçmiş: Hijyen, 20. yüzyıl ve sonrasında biberon sektöründe en dikkat edilen ve en çok aranan özellik oluyor. Mükemmel temizlik için biberonların ağız / boyun kısmı kademeli olarak genişletiliyor. Bu dönemde, biberon üretimi gıda ve süt endüstrisindeki markaların tekeline alınıyor. Nestlé, 1950’li yıllarda silindir biçimi benimseyerek bugün hâlâ kullanılan biberonları pazara tanıtıyor.

Not: Biberon Latince içmek anlamına gelen “bibere” kelimesinden geliyor. Biberon kelimesi hem Fransızcada hem Türkçede aynı anlama geliyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🍼 Sütün 50 tonu

Haftanın menüsü: Boğazımızdan ilk geçenin şerefine bahsimiz süt, sütün çeşitleri ve şeklini aldığı tasarımlar

03 Şub 2021

kapmutfak ile birlikte
🍼 Sütün 50 tonu

YAZARLAR

Adasu Mireli

Food writer @ Aposto

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli