
Pandemi dönemiyle küresel anlamda en önem kazanan yemek konseptlerinden biri al fresco oldu. İtalyanca tınısı ve italik yazımıyla havalı duran bu terim aslında havadar, dış mekânda yemek yemek demek. Al fresco dining, yağmura alışık Avrupa şehirlerinin restoran rehberlerinde yeni bir alışkanlıkmışçasına artık en çok tıklanan kategori olacak. Oysa Türkiye'de yemek severler yaz kış demeden tentesiyle fanıyla, ısıtıcısıyla şalıyla mevsimlere meydan okumanın kitabını çoktan yazmış. Bu arşa yakın, mutfağa uzak, üstü açık, işgaliyelik emlak dünyasının belki de İstanbul’daki en alımlı parseli, Giritli Restoran’ın taş avlusu.

İllüstrasyon: Yasemin Erten
Fatih’te Cankurtaran’ın dar ve taş sokaklarında ahşap evlerin arasına gizlenmiş restorana girince sizi araları açık, mavi ekose örtülü masalar ve masaların etrafında hafif rüzgârda salınan yapraklarla oynayan kediler karşılıyor. Asma olsam gölgem taşlarına düşsün isteyeceğim avlunun bir yanında, limana giren tekneler ve dalgaya bırakılmış sandallarla süslü; sıcak bir akşamüstü Girit limanını anlatan bir manzara fotoğrafı duvarı kaplıyor. Fakat gerçek manzara restoranın kendisi. Avlu içindeki düzenleme ve masaların dağılımındaki ustalıkla mekân doluyken dahi boş bir restoranda kalan son masa hissi veren alanlar yaratılmış. Bir de üzerine keşmekeşten uzak atmosferi eklenince değmeyin keyfimize.

İllüstrasyon: Yasemin Erten
Restoran tavsiyelerinde öne çıkan birkaç tabağı övmek âdettendir; fakat Giritli’de her tabakta özen ve dikkat olduğu aşikâr. Bu durumun hakkını vermek için en iyi tavsiye de tadım menüsü şeklinde önerdikleri, ortaya tüm mezeler ve seçme ara sıcaklardan kurulan sofra. Sofra tam kurulmadan servis ettikleri diş kovukluk, deniz mahsullü erişte tabakçığı şeker bir aperitif. Otlu mezeleri, favası ve diğer çilingir klasikleri basit ve iyi malzemelerden yapılmış. Somon pastırması yumuşacık ve çemeni kararında. Papaz yahnisi umamisi ve non troppo pişmiş dokusuyla enfes bir meze. Taraması kesinlikle "İstanbul’un en iyi taramaları" listesine elemelere katılmadan girecek seviyede. Asma yaprağına sarılı sardalyası, anne elinden çıkma sarmalar gibi "bir tane daha, bir tane daha" ideolojisine hızlıca kurban giden bir ana yemek. Tatlılarını denemek isterseniz benim düştüğüm hataya düşmeyerek biraz yer bırakabilirsiniz. Ben oyumu her seferinde rakıdan yana kullanmış olsam da eşlik için yeterli bir şarap menüleri de mevcut görünüyor.

İllüstrasyon: Yasemin Erten
Pandemi sonrası ilk masasına oturduğum restoranın Giritli olmasındaki tek sebep lezzet yelpazesi veya al fresco kategorisinde Eurovision’da bizi temsil edebilecek avlusu değil. Servis anlayışındaki yaklaşım, doğru mesafede hayalet gibi göze batmadan eksikleri tamamlayan, tam gerektiğinde vücut bulan garsonlar ve temizlik. Masalarda bulunan kişiye özel dezenfektanlar da uzun süre sonra ilk dışarıda yemek deneyiminde iç rahatlığını sağlıyor.
Havada asılı kalmış durgun neşe ve rafine servisin olduğu bu meyhane, belki romantik bir heyecanın ilk buluşmasından ziyade, evlilik yıl dönümü için veya emekli aile bireyleriyle hafif çakırkeyif olunabilecek bir vesile için daha uygun. Gün batımından sonra kadehe anlamlı bakışlar atılabilecek, hafif bir gülümsemeyle masaya zihnen geri dönülecek bir yer. Sohbetin derinlerine uzanan gecelerde sofradaki herkesin birden sevinebileceği bir göğe bakma durağı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
16 Mart 2020. Restoranlar, barlar ve eğlence yerleri kapatıldı, sonra tekrar açıldı. Peki ya geçen altı ayda neler yaşandı?
16 Eyl 2020

YAZARLAR

Berkok Yüksel
A former child writing about food and London for Aposto.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Bir zamanlar bir hayatta kalma becerisi olan foraging, bugün fine dining'in, wellness kültürünün ve sosyal medyanın ilgi alanında. Bu geri dönüş, insanın doğadan yeniden beslenmesinden çok, doğayla kopmuş ilişkisinin farkına varmasıyla ilgili olabilir.

Bordeaux’nun kurduğu şarap dünyası zamanla apelasyonlar, ödüller ve prestij üzerinden ortak bir ölçüte dönüştü. Fakat Asya’nın şarapla ilişkisi bunlardan çok daha eski. Çin’in Jiahu çömleklerinde ya da Japonya’nın Koshu bağlarında yazılan hikaye, şarabın tek bir coğrafyanın tanımlayabileceği kadar dar bir geçmişe sahip olmadığını gösteriyor. Bugün bu birikim, Batı’dan gelecek bir onaydan çok kendi referansları üzerinden yeni bir şarap kültürüne dönüşüyor.
22 Ağu 2026

Bir kısmı henüz kapılarını yeni açtı, bir kısmı yıllardır hayatımızda. Ortak noktaları ise aynı: Her biri Türkiye'nin yeme-içme sahnesine yeni bir fikir, yeni bir soluk ya da yeni bir yön öneriyorlar. Son dönemin en çok konuşulan 20 adresi bu seçkide.





