Böyle pasta yapmayı neden öğrendik?


Evde Spor yapmanın en kolay yolu: Heryerdepilates ABD'de haftada en az iki kez egzersiz yapan 2 bin katılımcıyla yapılan bir araştırma, katılımcıların üçte birinin pandemi sona erdiğinde spor salonlarına daha az gideceğini gösteriyor. Bir başka araştırma, spor salonuna döndüğünde rahat hissedecek olanların %87'sinin evde egzersiz yapmaya devam edeceğini ortaya koyuyor. Bunlar ve benzeri birçok araştırma; günlük egzersiz rutinlerinde değişen alışkanlıkların ve ev ortamında düzenli hâle gelen egzersizlerin kalıcı olacağı şeklinde okunabiliyor. Heryerdepilates; pandemi sonrasında da egzersiz rutinini uzaktan, dilediği yerde sürdürmek isteyenler için özel programlar, uzman eğitmenler, grup dersleri ve yüzlerce online antrenman videosu sunuyor. Üstelik Aposto! okurları aylık aboneliğe bugüne özel “evdespor” kodunu kullanarak, 27,90 yerine ilk ay için yalnızca 10 lira ödeyerek sahip olabiliyor. Nasıl? Heryerdepilates 39 uzman eğitmen ve 14 özel programla pilatese başlangıçtan yağ yakımına, yüz yogasından hamile pilatesine, bölge odaklı egzersizlerden erkeklere özel pilates derslerine kadar 190'ı aşkın online video ders sunuyor. İlk ay 10 lira ve sonrasında aylık 27,90 lira, 6 aylık 120 lira ya da 12 aylık 180 lira karşılığında abone olan kullanıcılar, ilk 5 gün Heryerdepilates'i ücretsiz olarak deneyebiliyor. "evdespor" kodunu kullanarak abone olan Aposto! okurları, bugüne özel aylık 10 lira avantajından yararlanabiliyor. Canlı dersler ve diyet Katılımcılar ayrıca ders ücreti 30 lira olan; her hafta 2 kez, 15 kişilik gruplarla gerçekleşen canlı pilates derslerine de kolay bir arayüz üzerinden kaydolabiliyor. Heryerdepilates'in Diyetisyen Melike Corut'un gözetiminde diyeti ve egzersizi birleştirdiği 2 Aylık Pilates ve Online Diyet Programı da dikkat çekenler arasında yer alıyor. Heryerdepilates’i keşfetmek ve bugüne özel "evdespor" koduyla 10 lira karşılığında aylık aboneliğinizi başlatmak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz. Ayrıca Heryerdepilates’i Instagram ve YouTube’da da takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Bahar benim için mayıs ayıdır. Kot ceketlerin özgürlüğe kavuştuğu, kedilerin gölgeleri mesken etmeye başladığı ve sofraların yaz bereketine göz kırpmaya yeltendiği gönül ve iştah açan bir dönem. İnsanın içine doğduğu aya ayrı bir sevdası ister istemez oluyor. Hele ki doğum günü ayın ortasına doğru olunca ilk iki hafta yaklaşan kutlamanın heyecanıyla, son iki hafta da kutlamadan kalan hâletiruhiyeyle geçiyor. Bugün benim doğum günüm.
Doğum günlerimde etrafımdakilere çaktırmadan duyduğum heyecanı doğum günü denince akla gelen yegâne yemek elemanı olan pastaya asla duymadım. Pastaya karşı tepkim kendi doğum günümde pastayı vetolamak ve yerine güzel bir rakı sofrası kurmanın da ötesinde bir hâl aldı. Doğum günü kutlamalarında pasta dağıtılırken nezaketle pasta diliminin tek kenara yakın olmasıyla dengesi şaşmış plastik tabağı ele alma nezaket ritüeline de artık dâhil olmuyorum. İkramı ret başlarda ayıp geliyor ama Batılılaşma ve bireyselleşme kisvesi altında bir sahte modernite hissi de vermiyor değil.
Yıllar boyu pasta yemeye karşı dimdik duruşum sonunda daha entelektüel sorgulamalara maruz kaldığımda doğum günü kutlamalarıyla pasta ilişkisini ağız tadı değil akıl fikir düzleminde ele almam gerekti. Neden doğum günlerinde pasta kesiliyor?
Her pasta Roma’dan çıkar: Pasta âdeti farklı şekillerde tarihin ve atlasın çeşitli noktalarına serpişiyor. Kutlamalarda pastanın atası kuruyemişler ve buğday unuyla hazırlanan keke benzer yemeklerin kullanımı Roma dönemine tekabül ediyor. Genelde düğünlere ait bu âdet, nadiren asilzadelerin yarım asırı devirdikleri doğum günlerinde de dostlar, Romalılar ve vatandaşlarla birlikte masada yerini buluyor. Tatlıların kek formatında kutlamalara dâhil olmaları özünde garip değil, hatta Roma keklerinin bugünkü kesme âdetinde bildiğimiz yaş pastaya benzerliği şempanze-insan akrabalığından hâllice denebilir; kesinlikle bir bağ var ama yine de uzak.
Beni seven pastama mum diksin: Üstündeki mumların tarihi biraz daha geriye dayanıyor. Antik Yunan’da tapınak rahiplerinin av tanrıçası Atena’ya adaklarında ayı temsil ettiği için hilal şeklinde tatlıların üstüne ay ışığını simüle edecek şekilde mum yakılırmış. Yine bir kek durumu var fakat ortada kutlama yok, daha ulvi, ruhani bir ortamda loş mum ışığı ve kabul edilmesi umulan adaklar var.
Modern pasta: Doğum gününde pasta kesme âdeti Almanya’da Orta Çağ'da da görülüyor. 17. yüzyıla kadar ekmekten hâllice keklerle devam eden mumlu tatlılar, 18. yüzyıl Almanya’sında pişirme aletleri ucuzlayınca bir nebze daha yaygınlaşmış. Çocukların doğum günleri için pastalar zengin ailelerde dekore edilmeye, günümüzdeki kremalı hâllerine yaklaşmaya başlanmış. Kinderfeste denen bu doğum günü partilerinin âdeti de sabah yakılan mumların akşama kadar pasta üzerinde durması ve pastanın yemekten sonra yenmesi. Küçücük çocuklara eziyet, "Alman disiplini" hayranları için de önemli bir gelenek gibi.
Yaygınlaşma: Sanayi Devrimi’yle beraber pasta üretim metodları yaygınlaşıyor, şeker gibi temel içerikler ucuzlaşıyor. Bu sayede Charles Dickens romanlarında yüzüne kömür bulaşmış çocuklar dahi yılda bir gün rafine şekerin kremayla harmanlı hâlinden tadabiliyorlar. Artık pasta kesmek, halkın geçmiş aristokratik düzende asilzade âdetlerinden birini hayatlarına dâhil edebilmelerinin sembolü oluyor.
Yatsıya kadar yanan mum: Günümüzde artık pasta vazgeçilmez bir doğum günü gıdası. Pagan ritüellerinden sınıf atlama hayallerine uzanan macerası artık diyette aile bireylerinin bir seferlik günahları, limonata eşlemesi ve yarım kalmış plastik tabakların çöp doldurmasına vardı. Karantina döneminde mum üflemenin pasta yüzeyindeki bakteri oranını %1400 (bin dört yüz) artırmasını öğrenmemiz de cabası.
Pastalar 3 bin yıllık geçmişiyle miladını doldurdu. Yeni bir âdette anlaşıp rafine şekeri yoğun renklendirici kullanımının ve toplu üretiminin normalleştiği pastalardan kopmak için geç değil. Benim tavsiyem, emek yoğun, dostlarla beraber sofra hazırlanan, sohbeti zengin bir rakı gecesi. Bu cuma, bu âdetin başlangıcı için ilk adımı atacağım. Geçirdiğimiz yıllara yanan mumlarla değil, o yılları geçirdiğimiz kişilere ve penceremize konan boncuktan kuşlara kalkan kadehlerle.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Haftanın menüsü: Ege'nin balıkları ve balıkseverliğinin geçmişine bir bakış, doğum günü pastasının tarihinde pagan ve sınıfsal âdetler.
12 May 2021

YAZARLAR

Berkok Yüksel
A former child writing about food and London for Aposto.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.
26 Eyl 2026

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.





