Hayata Sarıl Lokantası


Tedra di Verde : Toprağınız ne ise yediğiniz meyve de odur Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Kurumu verilerine göre yeryüzündeki doğal yaşam alan ve biyolojik çeşitlilik kaybının en önemli sorumlularından biri uygulanan tarım yöntemleri. Pamukova bölgesinde bir ilki gerçekleştirerek onarıcı tarım prensiplerini uygulamaya koyan ve bir mikro zirai kalkınma projesi olarak karşımıza çıkan Tedra di Verde ; kaliteli, lezzetli ürünler üretmenin, toprağa verilen değerle mümkün olduğuna inanarak faaliyetlerine başladı. Nedir? Bir tarafta meyvenin doğasını derinlemesine bilen, donanımlı ve tecrübeli bir tarım emekçisi aile, diğer tarafta altyapıyı kurup planlamayı yaparak köyün içerisindeki gıda üretim tesisini eksiksiz hayata geçirmiş, satış ve tedarik tecrübesi yüksek bir ailenin; “zaman ve risk isteyen tarımsal yenilik” için el ele vermesi sonucu kurulan Tedra di Verde , bizleri kaliteli ürünler ve sağlıklı lezzetlerle buluşturmakla kalmayıp 70-80 haneli İsabalı Köyü’ne istihdam sağlayan bir proje olma özelliğine sahip. Neler var? İsabalı Köyü’nün bereketli topraklarında onarıcı tarım prensiplerine bağlı kalarak yetiştirilen ve yine aynı köyün içerisinde uluslararası standartlara göre kurulmuş olan işletme tesisinde, tarım emekçileri tarafından titizlikle işlenen Tedra di Verde ürünleri arasında; kuru meyve ve sebzeler, zeytinyağları, pekmez, reçel ve marmelat çeşitleri, soslar, kuruyemiş ve tarhana gibi geleneksel ürünler bulunuyor. Tarım faaliyetlerini geliştirmek, verimi artırmak, fark yaratmak, hem bölge hem de dünya için faydalı olmak niyetiyle çalışan Tedra di Verde’nin değerli hikâyesini yakından incelemek isterseniz burayı ziyaret edebilir, hemen aşağıdaki videoya göz atabilirsiniz. Ürünleriyle buluşmak üzere sanal dükkânlarına şuradan , Instagram sayfalarına ise şuradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Kendi tanımlarıyla "evsiz, toplum tarafından yok sayılan kişilere iş, aş, yaşam imkânı, psikolojik destek, mesleki eğitim desteği vererek hayatlarına tekrar devam etmelerini sağlayan, Türkiye'nin hayata geri kazandıran ilk lokantası"yla ilk tanışıklığım lisans öğrencisi olduğum zamanlara denk geliyor. Beyoğlu taraflarında çalışma hayatının içine dalınca stajın bir parçasıymış gibi duyuveriyorsunuz Hayata Sarıl Lokantası'nı.
Gündüzleri lokantada ücretli yemek servisi yapılıyor. Akşamları yine aynı mekânda gönüllülerle birlikte evsiz ve ihtiyaç sahibi kişilere ücretsiz yemek servisi veriliyor. Amaç, sürdürülebilir sivil toplum anlayışını benimseyerek kâr amaçlı iş modeliyle desteklenen ve kendini döndürebilen, topluma geri verebilen bir sistem kurmak — öyle ifade ediyorlar.

Hayata Sarıl Derneği'nin kurucu üyelerinden Ayşe Tükrükçü
Fotoğraf: bianet
İnsan turnusolü
Ben de yürümeye üşenmediğim çoğu öğle vakti lokantaya gidiyor, o zamanlar favorim olan ızgara köftelerinden söylüyor, kalkmadan mümkünse bir de askıya yemek bırakıyordum. Şaşırdığım gözlemlerden biri, Hayata Sarıl Lokantası'nın insanları ikiye ayırmasıydı: Bir grup, iş modellerini hayranlıkla dinleyip peşime takılıyor, diğerleri de lokantanın toplumda yok sayılan insanlara iş imkânı sağladığı gerçeğiyle mekânın hijyeninden emin olamadığını dile getiriyordu.
Açık söylemek gerekirse ikinci tepkiyi ilk duyduğumda afalladığımı anımsıyorum — aklıma dahi gelmeyen bir ön yargı, hiç beklemeyeceğim kişilerce önüme sürülüyordu. İnsan böyle durumlarda Hayata Sarıl'ın yaptıklarının kıymetini birkaç kez daha anlıyor ve böylece WOW Dünya Kadınlar Festivali İstanbul'da lokanta işletmecisi Cemil Güler'le denk gelince sorular sıralanıyor:
Hayata Sarıl Lokantası aktif çalışma sürecine geçtiğinden beri ön yargıların kırıldığını gözlemleyebildiniz mi?
Özellikle gönüllülerimiz ve müşterilerimiz, evsiz, ötekileştirilen ve toplumda yok sayılan bireylerle birebir etkileşime girme olanağı bularak eşitliğin önde olduğu bir ortamda sadece birey olmayı deneyimliyorlar. Hayata Sarıl Lokantası'nda edindikleri deneyim sayesinde de bireylerin ön yargılarında kırılma olduğunu gözlemledik. Bu farkındalık büyük ölçüde bireysel seviyede kalıp kurumların farkındalığında etkinin çok daha az olduğunu söyleyebiliriz.
Şu ana kadar "toplumda yok sayılan kadınlık" deneyimlerinin nasıl örneklerini gözlemlediniz ve bu WOW Dünya Kadınlar Festivali İstanbul'a nasıl yansıdı?
Toplumda yok sayılan kadınlık deneyimleri kapsamında, Hayata Sarıl'la seks işçisi, şiddet görmüş, evsizliği yaşamış, LGBTİ+'ların olduğu için iş, aş, yaşam hakkı tanınmamış birçok kadınla tanıştık, paylaşımda bulunduk, destek olduk ve feyz aldık. Proje Ablamız Ayşe Tükrükçü de bu kadınlardan biri olarak bu projeyi başlattı.
WOW Dünya Kadınlar Festivali İstanbul'a kadınların deneyimlerini paylaşmalarına, seslerini duyurmalarına aracılık edebilmek; evsizlik konusunda farkındalığı artırmak ve sürdürülebilir sivil toplum örneği olmak için katıldık.
Menüye nasıl karar veriyorsunuz?
Akşam evsiz dostlarımızla paylaştığımız yemeğin menüsünü besin değeri, evsiz dostlarımızın isteği, sağlıkları, mevsimsellik, tedarik, dengeli beslenme gibi kriterleri gözeterek oluşturuyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
İçimizi ısıtan Hayata Sarıl Lokantası; para aklayan bir yemek şöhreti; yemelik, izlemelik ve dinlemelik iştah açan tavsiyeler ve gündem özeti.
23 Mar 2022

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026





