Ye takipçim ye: Sofradaki güce modern bir yaklaşım

Nasreddin Hoca’nın kürkü ya da Dante’nin ucu sivri parlak ayakkabıları, modern çağda birer sosyal medya istatistiği olarak karşımıza çıkıyor.
Ye takipçim ye: Sofradaki güce modern bir yaklaşım

EG by Brothers 7 Nisan
Extra Gastronomy by Brothers ile birlikte

“Extra Gastronomy by Brothers” ’la müziğe, lezzete, farklı coğrafyalara yolculuk Gastronomiye ait deneyimlere ve tat, koku ve aromaların uyumuna dikkat çekmeyi amaçlayan gastronomi serisi Extra Gastronomy'ye bu yıl Brothers ev sahipliği yapıyor. Müzikten seyahate, sinemadan sohbetlere; pandemi döneminde özlediğimiz tüm deneyim paylaşımlarına ve keşiflere uzanan ilgi çekici yolculuklara çıkmaya hazır olun. Extra Gastronomy by Brothers'ın ilk videoları yayımlandı. Ayhan Sicimoğlu ve Oğul Türkkan’la Far East Gastronomy Stories: Oğul Türkkan ve Ayhan Sicimoğlu'nun ilgi çekici sohbeti Türkkan'ın Sicimoğlu'na yönelttiği "Sana bir tek yön bilet versem... Nereye giderdin?" sorusuyla açılıyor. Sicimoğlu'nun yanıtı oldukça net: "Dünyada 'başka bir gezegen' olarak adlandırdığım, bu dünyaya ait olmayan bir yere gitmek isterdim yeniden. Japonya." Sonrasında laf lafı açıyor, sohbet katman katman çoğalıyor, Uzak Doğu kültürüne ve yemeklerine dair hikâyelere Japonya mutfağının özel lezzetleri eşlik ediyor. İkilinin 14 dakikalık sohbetine tanıklık edenler, adeta oturdukları yerden Uzak Doğu’ya kısa bir seyahat gerçekleştiriyor. Ferit Odman ve Oğul Türkkan’la Jazz Bites: Ferit Odman ve Oğul Türkkan’la Jazz Bites: Caz müziğin, New Orleans’daki yükselişinden; caz’ın öncülerinin, Afrika ve Avrupa kültürünü caz kulüplerin menülerine nasıl yansıttığına kadar, caz kültürüne dair ilginç bilgilerle dolu bu keyifli sohbet, not alınacak mesajlarla dolu. İkilinin müzik ve yemek ilişkisini konuştukları sohbete özel lezzetler de eşlik ediyor. Türkkan, reuben ve pastrami sandviçlerdeki iç içe geçmiş farklı tatların yakaladığı uyumu, cazdaki katmanlara benzeterek, bambaşka bir harmoniye dikkatimizi çekiyor. Sohbetin en keyifli anlarından biri ise, soluğu davulun başında aldıkları anlar; Odman’ın farklı ritimleri çaldığı ve Oğul’un duyduğu ritimle hissettiklerini ifade edip, tahminlerde bulunduğu kısımlar oldukça eğlenceli bir deneyim yaşatıyor. Tüm video, Ferit Odman ve grubunun her saniyesi keyif veren performanslarıyla zenginleşiyor. Bu videoda sizi şunlar bekliyor: Damakta kalan lezzetler, kulakta kalan müzik ve 20 dakikalık dolu dolu bir sohbet. Derya Şensoy ve Twins Cocktail Lab’le Mix Together: Mix Together'da Oğulcan ve Yiğitcan'ın Derya'ya yönelttiği "En çok nerede olmak isterdin?" sorusu, üçlüyü kısa bir Brezilya turuna çıkarıyor. Yanmış coconut, biraz yeşil çay, turunç karışımı ve birazcık da aktif karbon kömürü tozu. Peki biraz da altın tozu, tozlu sokaklara gönderme. Sonra İskoçya'da ya da İngiltere'de bir caz kulübünde kısa bir mola; bir sonraki durak kuzey ışıkları. Renklerle, tatlarla, kokularla 8 dakikalık bir yolculuğa var mısınız? Müge Boz ve Hazer Amani’yle Dine Together: Dine Together'da Hazer Amani, hazırladığı menüyle Müge Boz'u Peru mutfağına bir yolculuğa çıkarıyor. Deniz ve toprak kokusundan harmanlanan menünün ilk lezzeti Ceviche; başrolde somon, levrek, karides. Yoğun baharatlarla harmanlanan deniz ürünleri; yumuşaklık, yağlılık katan hindistan cevizi sütüyle eşsiz bir uyum yakalıyor. Diğer yanda aktif karbonlu ekmeğin arasındaki uzun süre pişmiş dana kaburga ve dana kuyruk mini hamburgerleri katman katman bir lezzete dönüştürürken Amani’nin tatlı için tercih ettiği çeşitlilik ikiliyi özgürleştiriyor. Bu akşam yemeğinden geriye özenli lezzetler ve 14 dakikalık hoş sohbet kalıyor.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Nasreddin Hoca hayatı boyunca hiç Napoli’de bulundu mu ya da Dante’nin yolu Akşehir’e düştü mü, bilinmez; fakat ikisinin de kıyafetlerine, yani statülerine yemek yedirdikleri benzer anılar vardır.

Hoca, günlük kıyafetleriyle gittiği bir ziyafette ilgi göremeyince, allı pullu kürkünü giyip sofranın baş köşesine buyur edilir, kuzunun en hasını mideye indirirken yaşanan ikiyüzlülüğü de “Ye kürküm ye” sözünü lügatimize kazandırarak yerer. Dante ise Napoli kralının verdiği davette, bohem aydın profilinin tohumlarını eken tüm dönem şairleri gibi basit ve kaba kılığı sebebiyle salonun en ucuna, gözden ırak, itibarsız köşesine yerleştirilir. Her sofraya aynı ikram yapılmadığı için sınıf ayrımından payına düşen sönük tabaklara sinirlenerek daveti terk eder. Saygın konuğunu tanımayan ve hatasını telafi etmek isteyen kralın bir sonraki davette güç odağına en yakın bölgede, hemen yanındaki masada ağırladığı Dante, pek az kişiye nasip olan bu şeref için krala değil, ilginin gizli öznesi olarak gördüğü pahalı giysilerine teşekkürlerini sunar. Tabii bunu iğneleyici üslubuna yaraşır bir yöntemle, etleri kıyafetine sürerek, şarabı omuzlarından dökerek, av kuşlarını da kollarına asarak yapar.

Yemek, doyuracağı milletten ya da ülkeden önce coğrafyasını seçer. Ancak havanın, suyun, toprağın elverdiği ölçüde yerini bulup geliştiği zaman seçme sırası insana geçer. İşte bu noktada yemeği sınıfsal, dinsel, etnik kimlikleri simgeleyen kültürel bir kod şeklinde değerlendirip temele gücü ve iktidarı yerleştirmek yanlış olmaz. Lasswell’in meşhur iletişim modelini sofraya uyarlayacak olursak, yiyecek kaynaklarına erişimden gıdanın paylaşımına ve tüketimine; kimin, hangi yiyeceği, nerede, ne zaman, nasıl alıp dağıttığı ve yediği, gücün belirlediği bir görev paylaşımı, diyebiliriz. Tarih, söz konusu bu statü eşitsizliklerini simgesel dildeki mitolojiye dayandırdığından, ortaya çıkan egemenlik ve tabiiyet ilişkisi gözümüze çoğu kez meşru gelir. Yüzyıllardır süregelen hikâyeler, tüketenle tüketilenin farklılaşmasını, sofrada sahnelenen iktidar savaşlarını tanıdık kılar.

Orta Çağ’ın son çeyreğinde olgunlaşmaya başlayan sofra adabında misafirlerin ağırlandığı salonun gösterişi, insanların sofraya yerleşimi, Osmanlı’da “tör” de denen baş köşeye oturtulacak kişinin ve o kişinin sağında ya da solunda yemek yiyeceklerin seçimi, masa ve sandalyelerin değişen yüksekliği, hizmet sıralaması, ağırlanan misafire göre masadaki yemeklerin çeşitliliği, kesilen hayvanların servis edilen bölümleri, porsiyonların miktarı, yemeğin sosyal sınırları çizmedeki rolüne iyi birer referanstır.

Tabii konuyu yalnızca altın varaklı aristokrat salonlarla sınırlamak, sığ bir hata olur. Zira Artun Ünsal’ın İktidarların Sofrası’nda anlattığı gibi kırsalda, geleneksel ev sofralarındaki yiyecek bölüşümünde de aile içi statü vurgusu karşımıza çıkar. Kamusal alandaki geleneksel ziyafetleri sırtlayan erkek iktidarına göre en güzel lokmalar önce aile büyüklerine ve erkeklere giderken, çoğu kez servisten sonra ayrı bir sofrada yemek yiyebilen kadınların ve çocukların kalanlarla idare ettiği görülür. Bazı kadınlar, esas davet sofrasına kabul edilseler de onların boşalan tabaklarına takviye gelmez. Hatta Orta Asya kültüründe, konukların saygınlık derecesine göre pay edilen koyunlarda, ikinci sınıf bölge olarak değerlendirilen ön ayağın bile kendi içinde en önemsiz yerinin yalnızca gelinlere servis edildiği yazar.

Yemek ve statünün gölgesi, ejder meyveli zengin davetlerde ya da aile büyüğünü baş köşeye oturttuğumuz kalabalık sofralarda hâlâ hissedilse de artık farklı sınıftan Hinduların kirlenmemek adına yan yana yemek yiyemediği, yiyecek alışverişi yapamadığı kast sistemi kadar katı pratiklerden söz etmiyoruz. Nitekim Nasreddin Hoca’nın kürkü ya da Dante’nin ucu sivri parlak ayakkabıları, modern çağda birer sosyal medya istatistiği olarak karşımıza çıkıyor. Mekânın en güzel yerinde kimin oturacağını, hangi masanın ikramlarla donatılacağını, hangi tabakların daha özenli hazırlanacağını, ilgi, alaka ve hizmetin önce kime sağlanacağını kıyafetler değil, popülerlik tayin ediyor. Hâl böyleyken bize de Hoca’nın repliğini güncellemek düşüyor: “Ye takipçim ye”.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

✨ Yemekte kimlik, evladiyelik NFT

Yemekle kimlik arasındaki ilişkiyi yeni nesil baharatçılar, eski nesil tasarımcılar ve Nasreddin Hocalı Danteli sofralarla anlatıyoruz. Bir de NFT çıkardık.

07 Nis 2021

İllüstrasyon: Duru Ekşioğlu

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Fas günlüğü: Essaouira’da pazardan mutfağa

Fas mutfağı, tek bir tarif ya da birkaç simge yemekle açıklanabilecek bir mutfak değil. Essaouira'da bir sabah pazarda başlayan gün; alışverişten pişirmeye, sofradan gündelik hayattaki rutinlere kadarki küçük ayrıntılarla bunun nedenini kendiliğinden anlatıyor.

01 Ağu 2026

Fas günlüğü: Essaouira’da pazardan mutfağa
apéroapéro

HİKAYE

Fas sokak mutfağının çıtır klasiği: Sebzeli briouates

Fas mutfağında briouates, ince yufkaya sarılan ve üçgen biçiminde hazırlanan en yaygın atıştırmalıklardan biri. Etli, peynirli ya da sebzeli farklı iç harçlarla yapılabilen bu tarif, özellikle aile sofralarında, çay saatlerinde ve ramazan döneminde sıkça yer buluyor. Warqa adı verilen geleneksel Fas yufkasıyla hazırlansa da baklava yufkasıyla da benzer bir sonuç elde edilebiliyor.

01 Ağu 2026

Fas sokak mutfağının çıtır klasiği: Sebzeli briouates
apéroapéro

HİKAYE

Tatlı ve tuzlunun buluştuğu Fas klasiği: Deniz ürünlü pastilla

Pastilla, Fas mutfağının en karakteristik yemeklerinden biri. Geleneksel olarak güvercin ya da tavuk etiyle hazırlanan bu kat kat börek, kıyı şehirlerinde deniz ürünleriyle de yorumlanıyor. İnce yufka, baharatlar ve farklı dokuların biraraya geldiği bu tarif, Fas mutfağının çok kültürlü lezzet anlayışını yansıtan en bilinen örneklerden biri.

01 Ağu 2026

Tatlı ve tuzlunun buluştuğu Fas klasiği: Deniz ürünlü pastilla
apéroapéro

HİKAYE

Geleneksel bir Fas keki: Portakallı meskouta

Meskouta, Fas'ta ev mutfağının en bilinen keklerinden biri. Bölgelere göre limonlu, yoğurtlu ya da portakallı farklı versiyonları hazırlanıyor. Özellikle turunçgillerin bol yetiştiği dönemlerde yapılan portakallı meskouta, çayın yanında ikram edilen klasik ev tatlıları arasında yer alıyor.

01 Ağu 2026

Geleneksel bir Fas keki: Portakallı meskouta
apéroapéro

HİKAYE

Bilginin toprağı: Bilgi neden tarımın merkezinde?

Tarımda kriz çoğu zaman üretim, iklim ya da ekonomi üzerinden tartışılıyor. Oysa gözden kaçan daha temel bir mesele var: Bilginin kim tarafından üretildiği. Tarımsal bilginin köyden laboratuvara, devletten piyasaya ve bugün algoritmalara kadarki süreçlerini izleyerek çiftçinin bu değişimde nasıl edilgenleştiğini ve neden yeniden bilgi üretiminin öznesi olması gerektiğini tartışıyoruz.

25 Tem 2026

Bilginin toprağı: Bilgi neden tarımın merkezinde?