“Niyet ettim oruç tutmaya…”


Günün her saati tüketilebilecek süper gıda karışımları: Saf Bitkisel Protein Mixler Maksimum besin değeri, minimum kalori. Son dönemin popüler kavramlarından "superfood"u özetlemek için bu ifadenin yeterli olduğunu söylesek yanılmayız. Besin değeri yüksek; mineral, vitamin ve antioksidanlar bakımından zengin ve aynı zamanda düşük kalorili olan doğal gıdaları tanımlamak için kullanılan superfood kavramı; içerikleriyle vücudun çalışma süreçlerini optimize ettikleri için fonksiyonel gıdalar olarak da nitelenebilecek doğal gıdaları tanımlıyor. Temiz gıda, sağlıklı beslenme gibi konseptlerin yaygınlaşmasıyla önemi daha çok anlaşılan süper gıdaların hastalıklara karşı koruyucu etkileri olduğu da biliniyor. Maca, tarçın, zerdeçal, açai, yaban mersini, goji, soya, ıspanak, lahana, pazı, pancar gibi çoğunlukla bitkisel olan bu besinler; tüketicilere doğanın öz güzelliğini organik, katkısız ve vegan biçimde ulaştırmayı görev edinmiş Saf'ın bitkisel protein mix'leriyle daha kolay tüketilebilir hâle geliyor. Saf Bitkisel Protein Mix’ler: Bitkisel proteinlerin ve bitkisel toz gıdaların karışımlarından oluşan Saf Bitkisel Protein Mix'ler hem güne başlarken hem de gün içinde rahatlıkla tüketilebilecek sağlıklı gıda alternatifleri sunuyor. Saf'ın ilave şeker ve kimyasal kullanmadan, tadından da ödün vermeden yalnızca kendi formüllerini kullanarak ürettiği karışımlar farklı ihtiyaçlara göre Move, Sports, Shape, Greens ve Glow isimleriyle sunuluyor. Organik maca kökü, hindistan cevizi, acai, zerdeçal, moringa, kakao, ıspanak, elma kurusu çok sayıda organik ve bitkisel gıdadan oluşturulan toz karışımlar; smoothie'lerle ya da bitkisel sütlerle karıştırılarak tüketilebiliyor. Saf Bitkisel Protein Mix'ler; süper gıdalarla vitamin, mineral ve protein yönünden zengin beslenmeyi, kolajen oluşumunu desteklemeyi ve daha zinde hissetmeyi kolaylaştırıyor. Saf: En saf ve besleyici süper besinleri bulmak için haftalarca dolaşan, kilometrelerce yol kateden ve Çin, Hindistan, Brezilya ve Peru başta olmak üzere birçok bölgede yerel çiftçilerle tanış Saf; doğanın öz lezzetlerini sürekli olarak kaynağından bulabileceği, güvenilir ve adil bir tedarik sistemiyle çalışıyor. Doğanın sunduklarını katkısız, organik bitkisel toz gıdalara, sağlıklı atıştırmalıklara, protein ve latte mix'lere dönüştüren Saf; az malzemeyle besin değeri yüksek, fonksiyonu olan gıdalar vadediyor. Saf’ın lezzetli ve doğal ürünleriyle tanışmak, yeni üyelere ilk alışverişlerinde %10 indirim ve 100 lira üzeri alışverişlerde ücretsiz kargo fırsatlarından yararlanmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
İlk yudum, iftariyelikler, elden ele koparılan pideler, barışılan yemekler ve o zamanın Ramazan aylarında göze çarpan kola reklamları…
Bir yemek sevdalısı olarak “Ramazan” deyince aklıma ilk gelen iftar sofralarının güzelliği olur. Hep beraber oturulan iftar sofralarına dâhil edilmek için küçüklüğümde duyduğum heyecanı, sandalyeler arasına sıkıştırılan taburelerle birlikteliğimizi hatırlarım.
Büyüdükçe anımsadığım iftar sofraları değişti; fakat iftarın hissettirdikleri hiçbir zaman taburesinden kalkmadı. Masada gezdirilen gözler, “ezan okundu mu” merakı ve ortamın sıcak pideyle şenlenmesi hangi masada, kiminle olursam olayım çocukluktan gelen bir alışkanlık olarak kaldı. Yıllar sonra lise arkadaşlarımla Beyoğlu’ndaki Hacı Abdullah’a gidip bamya çorbasıyla açtığım oruçtaki sıcak pide, yeni simalarla bir aile aktivitesini paylaşmaya benziyor. Bunu yaşamak için masadaki herkesin oruç tutmasına da gerek yok. Masanın tek niyetlisi olduğum zamanlarda, bana kurulmuş bir masada bulunmanın özü veya masanın güler yüzlü “Allah kabul etsin”lerle çevrelenmesi de yeterli. Yurt dışındayken tek başıma olduğum iftarlarda, iftar masasının ne denli birleştirici bir güce sahip olduğunu hisseder ve “yalnız” olsam da kültürümü yaşamanın tadını alırım.
Oruçtan bahsedince hemen aklımda annemin “niyetliyim” deyişi canlanır. İbadetlere başlarken ilk adım niyettir. Oruca, abdeste, namaza ilk olarak niyet edilir. Dinî ibadetin gerçekleşmesi bilinçte başlar, ardından sözlü niyetle mühürlenir. Kimi zaman üzerine kafa yorarak veya düşünmeksizin yaşadığım hayatımda bilinçli farkındalığı (mindfulness) ararken küçüklüğümden beri duyduğum “niyet” bana böyle göz kırpar.
Gündelik hayatta aç kalmaya dayanamayan, her gördüğünü yemek istediği için kendini “primitif” bilen benim bile, niyetin de etkisiyle Instagram'daki keşfet sayfasına veya yanımdaki tabakları dolduran yemeklere karşı gönlüm tok kalıyor. En azından kalmaya gayretli. İslam’da oruç, öfke ve şehvet gibi tabii duyguların terbiyesi olarak görülüyor. Ben de günlerimi duygu durum değişikliklerimde imdadıma yetişen yemekten arındırırken hayatıma midem yoluyla bir göz atıyorum. Duygularımla yalnız kalıyor, sinirimle karşılaşıyorum. Bazen ağır geliyor ama amacın terbiye olduğunun farkında olup kendine çeki düzen vermekten başka kaçacak bir yerin de kalmıyor. Bu bakımdan Ramazan ayı, yılbaşında kendime koyduğum hedefleri andırıyor. Farkı, bu hedeflerin 2 Ocak’ta unutulmaması ve 30 gün boyunca kişinin niyet ederek kendine dönmesi ve iradenin midede başlayarak gözetilmesi.
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Ekrem Demirli, orucu “özgürleşme hamlesi” olarak açıklıyor; tüketmek üzerine değil de reddedebilmek üzerine kurulu bir özgürlük. Bunları dinledikten sonra uykuya yedirmediğim saatlerin değeri gözümde daha da bir artıyor. Yiyeceğim yemekler için heyecanlıyım ama ezan okunana kadar midemi sessize alıp zihnimi onsuz çalıştırıyor, düşüncelerimi süzgeçten geçiriyorum. İlk haftalarda açlığımı hissettikçe niyetimi tazeliyor, odaklanmaya çalışıyorum veya vücudumu dinlenmeye bırakıyorum.
Ezan okundu okunacak; iftar masasına geri dönecek olursam, sofranın küsleri barıştırmak gibi bir yanı olduğuna inanıyorum. Sırf benim için iftar sofrası kuran arkadaşım Duru’yu hatırlıyorum. Yıllarca ağzıma sürmediğim karnıyarıkla o iftarda göz göze gelişimi… Misafirim, açım… El mahkûm karşıma çıkan her yemeği yiyeceğim. Bir anlık duruyorum, sonra karnıyarığı ağzıma götürüyorum. Uzun zamandır tatmadığım patlıcan ağzımda bambaşka tatlarla dönüşüyor. Hiçbir yemekle barışmam bu kadar özel olmamıştı. Bir hayata patlıcanı kazandırmak büyük sevap olmalı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
On bir ayın sultanı için menümüz: Kişisel bir deneyim olarak oruç, bir ibadet olarak perhiz ve Osmanlı'da iftar sofraları.
28 Nis 2021

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Fas mutfağı, tek bir tarif ya da birkaç simge yemekle açıklanabilecek bir mutfak değil. Essaouira'da bir sabah pazarda başlayan gün; alışverişten pişirmeye, sofradan gündelik hayattaki rutinlere kadarki küçük ayrıntılarla bunun nedenini kendiliğinden anlatıyor.
01 Ağu 2026

Fas mutfağında briouates, ince yufkaya sarılan ve üçgen biçiminde hazırlanan en yaygın atıştırmalıklardan biri. Etli, peynirli ya da sebzeli farklı iç harçlarla yapılabilen bu tarif, özellikle aile sofralarında, çay saatlerinde ve ramazan döneminde sıkça yer buluyor. Warqa adı verilen geleneksel Fas yufkasıyla hazırlansa da baklava yufkasıyla da benzer bir sonuç elde edilebiliyor.
01 Ağu 2026

Pastilla, Fas mutfağının en karakteristik yemeklerinden biri. Geleneksel olarak güvercin ya da tavuk etiyle hazırlanan bu kat kat börek, kıyı şehirlerinde deniz ürünleriyle de yorumlanıyor. İnce yufka, baharatlar ve farklı dokuların biraraya geldiği bu tarif, Fas mutfağının çok kültürlü lezzet anlayışını yansıtan en bilinen örneklerden biri.
01 Ağu 2026

Meskouta, Fas'ta ev mutfağının en bilinen keklerinden biri. Bölgelere göre limonlu, yoğurtlu ya da portakallı farklı versiyonları hazırlanıyor. Özellikle turunçgillerin bol yetiştiği dönemlerde yapılan portakallı meskouta, çayın yanında ikram edilen klasik ev tatlıları arasında yer alıyor.
01 Ağu 2026

Tarımda kriz çoğu zaman üretim, iklim ya da ekonomi üzerinden tartışılıyor. Oysa gözden kaçan daha temel bir mesele var: Bilginin kim tarafından üretildiği. Tarımsal bilginin köyden laboratuvara, devletten piyasaya ve bugün algoritmalara kadarki süreçlerini izleyerek çiftçinin bu değişimde nasıl edilgenleştiğini ve neden yeniden bilgi üretiminin öznesi olması gerektiğini tartışıyoruz.
25 Tem 2026




