Üç vakte kadar üç dalga

Nitelikli kahve akımı ve Türk kahvesinin dalgalardaki yeri.
Üç vakte kadar üç dalga

16 Şubat - Tchibo - apéro
Tchibo ile birlikte

Tchibo soruyor: sizin favori yöresel Privat Kaffee lezzetiniz hangisi?

Kahve uzmanı Tchibo , bugünün bülteninde sizi soğuk kış günlerini ısıtmanın en lezzetli hâli olan Privat Kaffee ürünlerini yakından tanımaya ve kahve aracılığıyla farklı dünyalarla buluşmaya davet ediyor. Neler var? Her kış olduğu gibi bu…

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

1990’ların ABD yapımlı filmlerinde makyajını dikiz aynasında tazeleyip trençkotunun eteklerini savurarak işe yetişmeye çalışan, bu esnada kahvesini yudumlamayı da ihmal etmeyen metropol kadınının karton bardağından tanıdığımız havalı kahve zincirleri, bugün esaslı kahve düşkünlerinin eleştirip bıyık altından gülebildiği zevksiz ve sıradan bir alternatife dönüştüyse kahve deneyiminde ciddi bir değişim yaşadığımızdan söz edebiliriz.

Kahvenin geçmişten günümüze geçirdiği evreler “dalga” kelimesiyle ifade ediliyor. Buna göre kahve sektörüne vuran ilk dalga, çözünebilir hazır kahvenin endüstriyel tüketimiyle; ikinci dalga, kahveyi sosyal deneyime dönüştürüp standartlaştıran kahve zincirleriyle; üçüncü dalga, kaliteli kahvenin attığı her adımın şeffaf bir şekilde paylaşılmasıyla özetlenebiliyor. Artık satın aldığımız paketlerin üzerinde kahvenin kökenine, çiftliğine, hasadına, işlenmesine, kavrulmasına, demleme önerisine ve tat profiline dair birçok bilgiye erişebiliyoruz.

Kahvenin herkesin elinde dolaşan alelade bir metaya dönüşmesine tepki olarak doğan ve onu özel bir içecek olarak yeniden konumlandırmaya çalışan üçüncü dalganın odağında nitelik var. 1974 yılında Erna Knutsen’ın literatüre kazandırdığı, Specialty Coffee Association’ın (SCA) standartlaştırdığı “nitelikli kahve,” şaraptan aşina olduğumuz terroir kavramını “İslamın şarabı” olarak da adlandırılan kahveye uyarlıyor. Mikro iklimde yetişen ve yöresine özgü tat profili geliştiren çekirdekler, yeni nesil kahve dükkanlarının alametifarikası chemex, V60, French press, moka pot, sifon, aeropress ve cold brew gibi demleme yöntemleriyle kişiliklerini yansıtıyor. Peki bu seçenekler arasında neden Türk kahvesi yer almıyor?

Türk kahvesiyle kaçıncı dalga?

Kahve dükkânlarında çoğunlukla espresso ve askerlerine yenilen, menünün dikkat çekmeyen bir köşesinde çay, su, soda üçlüsüne yakıştırılan Türk kahvesi, nitelikli kahveyi konuşurken hatırlamamız gereken önemli bir oyuncu. Osman Serim’in Göz Açıp Kapayıncaya Kadar adlı kahve belgeselinde vurguladığı gibi Türk kahvesi, botanik bir kahve türü değil — bir demleme yöntemi. Üstelik bunu tarihin en eski yöntemi cezveyle yapıyor.

500 yıllık geçmişini UNESCO’nun Kültürel Miras listesine giren ilk içecek oluşuyla taçlandıran Türk kahvesinin nitelikli kahve döneminde de yaşatılmasının önündeki en büyük engel, ne yazık ki tüketicilerin yanlış normlar üzerine kurduğu damak tadı. 1970’lerdeki döviz krizinde cezveye ithal edip alıştığımız Rio Minas, Brezilya’nın — bir bakıma piyasanın da — en ucuz ve kalitesiz çekirdeği. Arabica’nın deniz seviyesine yakın yetişen bir türü ve uzun gemi yolculuklarında kaliteli çekirdeklere kol kanat gerip güvertenin dış çeperine dizilerek iyot kokusunu iyice ciğerlerine çeken Rio Minas, bugün dahi vazgeçemeyip hasadın büyük bir kısmını Balkanlar ve Orta Doğu'yla paylaştığımız çekirdeklerin başında geliyor.

Türk kahvesini nitelikli çekirdeklerle hazırlayan kıymetli markaların sayısını artırmak ve farkındalık yaratmak için tüketici olarak kahvenin kökenini ısrarla sorgulayıp farklı deneyimlere açık olursak, belki de üç vakte kadar telve bize Etiyopya’nın şarabımsı, Kolombiya’nın karamelimsi, Endonezya’nın odunsu notalarını da anlatmaya başlar.

Kaynakça:

  1. Ahmet Örs. (2014). Nihayet Kaliteli Kahve İçeceğiz, Sabah Gazetesi, 29.11.2014.
  2. Cenk R. Girginol. (2016). Kahve: Topraktan Fincana, 2. Baskı, Ankara: Cinius Yayınları.
  3. Cenk R. Girginol. (2020). Ahde Vefa: Bir Türk Kahvesi Hikayesi, İstanbul: A7 Kitap.
  4. Jonathan Morris. (2021). Çekirdekten Fincana Kahve (çev. Arzu Gökyolcu), İstanbul: Mona Kitap.
  5. Kemalettin Kuzucu ve M. Sabri Koz. (2021). Türk Kahvesi, 2. Baskı, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  6. Pera Müzesi. (2015). Kahve Molası: Kütahya Çini ve Seramiklerinde Kahvenin Serüveni, 2. Baskı, İstanbul: Pera Müzesi Küçük Kitaplar Dizisi.
  7. Tom Standage. (2014). Altı Bardakta Dünya Tarihi (çev. Ahmet Fethi), 8. Baskı, İstanbul: Kırmızı Kedi Yayınevi.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🌊 Türk kahvesi kaçıncı dalga?

3. dalga kahvecilik nedir? Türk kahvesi kahve denizinde hangi dalgada? Küresel gıda ve restoran haberleri.

16 Şub 2022

Tchibo ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Daday'da iki gün: Hasattan kışa

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Reyhan Ülker

·

24 Eki 2026

Daday'da iki gün: Hasattan kışa
apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları