3573 sayılı kanun

Zeytin ağaçları Zeytinciliğin Islahı ve Aşılattırılması Hakkında Kanun'uyla güvende mi? Mevcut iktidar neleri değiştirmeye çalışıyor?
3573 sayılı kanun

17 Kasım - Tazedirekt - apéro
Tazedirekt ile birlikte

Mevsiminde olması gereken ne varsa hepsi Tazedirekt’te Bu aralar sen de hangi meyve-sebzeyi tüketmen gerektiğine dair kafa karışıklıkları içerisinde misin sevgili apéro okuyucusu? Bir markette gördüğün meyve diğerinde yok, önünden geçtiğin manavın sebzeleri erken mi hasat edilmiş diye şaşırıyor musun? Gel, tüm karışıklıklarını Tazedirekt’le çözelim. Öyle ki, mevsiminde olması gereken ne varsa hepsi Tazedirekt’te var. Nedir? Tadını kaybetmemiş ürünlerle hazırlanan tabakların lezzetinin yanı sıra sağlığımız ve dünyanın geleceği için mevsiminde ürün tüketmenin öneminin farkında olan Tazedirekt, mevsimsel beslenme konusunda bilirkişi olma gayesiyle bilinçli üreticilerin ürettiği mevsiminde yetiştirilmiş meyve ve sebzeleri tüketicilerle buluşturuyor. Neler var? Yerel üreticilere destek olup ne yediğini önemserken bir de alışveriş zamanından tasarruf etmek için harika bir çözüm niteliğinde olan; kaynağı belli ve pestisit analizli / vitamin ve mineral deposu mevsiminde sebze-meyvelere tek seferde ulaşabileceğin Organik Meyve Kutusu , Organik Sebze Kutusu ve hepsinin birlikte olduğu Organik Meyve Sebze Kutusu seçenekleri Tazedirekt’te mevcut. Dahası: “ Acaba onun mu mevsimi yoksa şunu mu pişirsem? ” diye düşünmekle hiç vakit kaybetmeden kendi evine en uygun kutuyu haftalık olarak sipariş verebileceğin organik sebze-meyveleri, raf ömrünü beş kata kadar uzatan Taze Tutan Poşetlerle daha uzun süre koruyabilirsin. Tazedirekt’in özenle paketlenmiş ve tazelik garantili organik meyve-sebze kutularıyla buluşmak için burayı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Berk Filcan

Anadolu toprakları, Akdeniz havzasında 6 bin yıl önce Doğu Akdeniz kıyılardan başlayan zeytin tarımından nasibini ilk olarak 3 bin 200 yıl önce alıyor. Bu topraklardaki geçmişi birçok komşusundan eski olan zeytine dair ilk kanun, 1939 yılında yürürlüğe giriyor. Türkiye'de yetişen zeytinlerin bakımı ve yabani zeytin ağaçlarının aşılanıp ıslah edilmesi hakkındaki Zeytinciliğin Islahı ve Aşılattırılması Hakkında Kanun, uzun yıllar değişmeden kalsa da 1995 yılında eklenen maddelerle zeytin ve zeytinyağı üretimi için teşvikler getiriliyor ve sıklıkla tartışmaya açılıyor.

3573 sayılı kanuna göre zeytin yetiştirilen alanların daraltılması, "kesin zaruret görülmeyen" ağaçların kesilmesi ya da taşınması ve 3 kilometre mesafede atık bırakan fabrikaların kurulması yasak. Bugün özellikle termik santrallere karşı yapılan zeytin eylemleri ve bahsi geçen alanların korunması için büyük bir önem taşıyan kanun, Ak Parti iktidarında çoğu kamuoyu ve sivil toplum örgütlerinin baskısıyla geri çekilen sekiz farklı yasa teklifinin de konusu oluyor. Bu nedenle, özünde oldukça kısıtlayıcı maddelere sahip yasanın esnetilme alanı da iktidarın karar verme gücünün olduğu kısımlarına yoğunlaşıyor.

3573 sayılı kanunun esnetilme alanları

Zeytinlerin taşınmasına dair maddenin Tarım Bakanlığı'nın iznine bağlı olmasını fırsat bilen şirketler, hızlı bir şekilde, çoğunlukla da yanlış metotlarla zeytinlikleri talan etmeye başlıyorlar. Bu konuda en ses getiren olaylardan biri, 2014 yılında zeytin sökümü için verilen iznin Danıştay tarafından iptal edileceğini haber alan Kolin şirketinin kalabalık bir grupla sabaha karşı acele bir şekilde altı binden fazla zeytin ağacını sökmesi. Kolin'e karşı yapılan eylemler sonuç verse de yeni bir hasat için 4 yıl geçmesi gerekiyor. Bahsi geçen termik santral de yeri ve projesi değiştirilerek 2015 yılında inşa edilmeye başlanıyor.

İktidar tarafında denemeler: 2009 ve 2014 yıllarında büyük tepkiyle karşılanan ve meclisten dönen zeytin kanunu hakkında değişikliklerle dair iktidar tarafındaki son girişim 2017 yılında gerçekleşti. Sanayi Komisyonu'ndan geçen Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı, 117 milyon zeytin ağacını tehdit altında bırakacak hükümler içeriyor

Bu hükümlerin en önemlisi, zeytinlik saha tanımını, "Orman sınırları dışında kalan ve bir dekar alanda en az 15 kültür çeşidi veya yabani zeytin bitkisinin bulunduğu alan" olarak değiştiren 2. madde. Türkiye'deki zeytinliklerin geleneksel olarak dekar başına 10 ila 12 ağaçtan oluştuğu gerçeği göz önüne alındığında birçok zeytinlik alanı bu kapsam dışına çıkaracak bu yasanın başka bir maddesi, “alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından izin verilebilir” şartıyla zeytinlik alanlarını imara açık hâle getirmesine bir kapı açıyor.

Fotoğraf: M. Cevahir Akbaş


Bunun üzerine dönemin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü'nün "Türkiye'de zeytinlik sahası tanımı ve zeytinlik sahalarıyla ilgili karar alacak bir yapılanmaya adına ne derseniz deyin ihtiyaç var. Bu ihtiyaç giderilmediği sürece 17-20 defa bu yasa yine gelebilir. Dönmüyor desek de dünya dönüyor," sözleriyle savunduğu bu yasanın bahsi geçen maddeleri, kamuoyunun tepkisi sayesinde tüm partilerin oy birliğiyle geri çekiliyor.

Zeytin ağaçları güvende mi?

İktidar şimdiye kadar yasal yollardan her seferinde eli boş dönse de zeytin ağaçları hâlâ kadim topraklarında güvende değil. Tire'de planlanan mermer ocağı, Amasra'da yapılmak istenen termik santral ve Bodrum'da jeotermal elektrik santrali için kesilen 20'den fazla anıt ağaç, 2017 yılından sonra zeytinliklere karşı işlenen suçlardan bazıları. 

Tarih boyunca barışın simgesi olan ve bu nedenle Türkiye’nin 2018’de Suriye’de düzenlediği askerî operasyona ismini verdiği “zeytin dalı,” bize yine barış için uzanıyor. Geçmiş tek başımıza, bireyler olarak gücümüzün zayıflığını gösterse de bir araya geldiğimizde değişikliğe katkı sağlayabildiğimizi gösteriyor. Bundan sonra bize düşen bu beraberliğe ve dayanışmaya devam etmek olabilir — devamını zaman gösterecek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🕊️ Zeytin ağacı

Zeytin ağacının siyasi geçmişi; Milas Zeytin Hasadı; iştah açan katılmalık, izlemelik ve yemelik tavsiyeler.

17 Kas 2021

Tazedirekt ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli