Yeni kalan şirket

Apéro’nun NFT’sini alan Mey | Diageo ile köklü şirketlerin kültürel sahiplenme ve inovasyonlara destek alanında sorumluluklarını konuştuk.
Yeni kalan şirket

26 Mayıs - 240 Derece - Apéro
240 Derece ile birlikte

Ekşi tatları yeniden keşfetmek isteyenlere: 240 Derece Ekşi maya pazarının giderek büyüyeceği tahmin ediliyor. Bu beklentinin arkasında dünya genelinde tüketicilerin tercihlerini "sağlıklı olandan" yana kullanması yatıyor. Bu kapsamda hazır maya bazlı konvansiyonel ekmeğe göre daha yararlı ve besleyici özellikler barındıran ekşi mayalı ekmeğe olan talep gün geçtikçe artıyor. Bugün Apéro okurlarını bu talebe kulak veren ve tüketiciyi yıllanmış ekşi maya ve organik un kullanılarak üretilen ekmeklerle buluşturan artizan fırın 240 Derece ile tanıştırmak istiyoruz. 240 Derece: 240 Derece'nin artizan yolculuğu, farklı kültürlere ait ekmek çeşitlerini keşfedip analiz etmeleriyle başlıyor. Dengeli beslenme bilincinin en önemli öğelerinden biri olan sağlıklı ekmeğin lezzetinin oldukça sade ve doğal yöntemlerden geçtiğini keşfeden ve ekmek üretiminin ticari amaçlar uğruna sıradanlaştığını gören kurucular, tüketiciye daha lezzetli ve sağlıklı ekmekler sunma amacıyla 240 Derece’yi hayata geçiriyor. 240 Derece’de neler var? Ekmekler: 240 Derece’de, yıllanmış ekşi mayaları ile organik buğday ve tam buğday kullanılarak üretilen ekmekleri arasında; domatesli-biberiyeli, zeytinli gibi farklı damak zevklerine hitap eden ekmeklerin yanı sıra karabuğday, çavdar ve siyez gibi alternatif unlarla tamamen doğal yöntemlerle üretilen eskisi gibi mis kokulu ekmek çeşitleri yer alıyor. Soslar: 240 Derece Atölye üretimi olan kavanoz soslar ise; süt karameli ve çikolatalı fındık krema gibi tatlı seçeneklerinin yanı sıra peynir ve muhammara gibi tuzlu seçenekler sunarak, hiçbir ticari katkı maddesi içermeyen ekmek çeşitlerinin lezzetine lezzet eklemek isteyenler için hazırlanıyor. Pastane ürünleri: Artizan fırının tatlı düşkünlerini es geçmeyen pastane ürünleri arasında ise tereyağı ile üretilmiş kruvasandan, San Sebastian’a, glutensiz ve şekersiz seçeneklerin yanı sıra mutfağınızda kendiniz hazırlayabileceğiniz 240 Derece Milföy Deneyim Kiti de yer alıyor. 240 Derece ürünleri İstanbul’da özel araçları ile adresinize teslim edilmek üzere sizleri bekliyor. Ayrıca, Türkiye’de her adrese de ürünleri özenle paketleyerek kargo ile gönderebiliyorlar. Apéro okurlarına özel Haziran 2021 sonuna kadar geçerli %10 indirim kodu APOSTO240 ile bu bağlantı üzerinden 240 Derece’nin sihirli dünyasını keşfetmeye davet ediyoruz.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Apéro geçtiğimiz nisan ayında dünyanın ilk rakı NFT’sini ortaya çıkardı. Dijital imzalı sanat eseri, açık artırma usulüyle 0,54 ETH (11,937 lira) olan son teklifle satın alınmıştı. NFT’mizin anonim alıcısının sektörden önemli bir kurum olduğunu öğrenince, Mey Diageo ekibiyle dijital sanat dünyasına ilgilerini konuşmak istedik. Bir NFT neden alınır?

Tanıyalım: Yeme-içme sektöründe olmayanlar Mey | Diageo ismine pek aşina olmayabilir. Fakat Türkiye’de değil yaşamak, bir hafta sonu geçirmiş bir kişinin dahi gözü Mey | Diageo’nun soframıza kattıklarına denk gelmiştir. Portfolyosunda Yeni Rakı, Tekirdağ, Kulüp Rakı gibi markaları barındıran şirket, hâlâ kadeh tokuşturma imkânımız olan tüm kuşakların masasında yerini almış, geçmişi olan bir kurum.

Rakı denince akla o gelir:  Şirketin temelleri 1862’de İnhisarlar İdaresi'nin kurulmasına dayanıyor. 1937’de ana markaları piyasaya yeni bir rakı olarak girmiş (NFT açık artırma tekliflerinde bu yıla göz kırpmışlar). 2004 yılında Tekel’in alkol kanadı özelleştirilince Mey ismini alıyor. 2011’de küresel alkol pazarının en büyük oyuncularından Diageo’nun bünyesine katılmasıyla günümüzdeki hâline bürünüyor. Fakat küreselliği benimsemiş olsa da Mey | Diageo, Türkiye’nin 500 yıllık meyhane kültürünün bayrağını geçmişten geleceğe taşıyan en okkalı kurum. İkonik şişesinin şeklinden, akılda kalan reklam kampanyalarına bir ehlikeyif gibi rakı kültürünü sulandırmadan ideal hâlinde tutuyor. Bu kültür sahiplenmesini de tutucu bir tavırla değil, geleneksel değerler ve yeniliği harmanlayarak yaptığını düşünüyorum.

Köklü şirket olmak: Türkiye’de birçok köklü kuruluş, özellikle yeme-içme sektöründekiler, ürün yelpazelerinden görsel kimliklerine kadar her alanda sabit olma formülünü benimsiyor. Kurumsallaşmanın getirdiğini varsaydığım, geçmiş başarılar ve rakip azlığıyla desteklenen bir hantallık, kâr amacı güden kurumlarda âdet olmuş durumda. Fakat Mey | Diageo, hukuk ve kurumsal iletişim direktörü Meltem Azbazdar’a NFT alımı gibi tüm dünyada yepyeni bir kavrama büyük bir şirket olarak nasıl yaklaştıklarını sorduğumda cevabı net oluyor: “Köklü bir şirket olmak zamanın ruhuna ayak uydurmanın ve hep yeni kalmamızın önünde engel değil.”

Yeni kalmak: Artık hepimizin aşina olduğu sloganlarından “hep yeni kalmak”, kendi içinde bu anlayışın en iyi göstergesi ve kanımca harika bir metin yazarlığı örneği. Her zaman yeni, geleceğe dönük, değişime açık olmak fakat aynı zamanda “kalmak"; yani geçmişten beslenmek, köklerden kopmamak, yeniliği gelenek edinmek.  Markanın her alanında ve içinde yer aldığı iletişimlerde kadınların aktif rolleri, rakı masasında efkâra da neşeye de yer veren hikâyecilik, ürünlerde döneme uygun ve değer katan inovasyon çabası bunun göstergesi.

Peki bir .gif dosyasında ne keramet var? Azbazdar’a göre tarım ve gastronomi alanları gibi “kültür-sanat da doğal olarak Mey | Diageo’nun işinin ve ekosisteminin önemli bir parçası (...) Eğlenilen, paylaşılan, hatırlanan, hayatı kutlayan masalardan ilham çıkıyor ve bu masalar bizim işimizin merkezinde.” Meğer şirketin kendisi zaten koleksiyonermiş. Arşivlerinde orijinal reçeteler, menüler, ilk rakı reklamları, Tekel’in üretimde kullandığı fudurlar, eski kadehler gibi birçok obje bulunuyor. “NFT’yi de ilk gördüğümüzde rakıya dair dijital bir eserin bu arşive yakışacağını düşündük,” diyerek türünün ilk örneği NFT’mizi arşivin daha inovatif raflarından birine eklemişler. 

İlk rakı NFT'si
Eser: Cenk Güngör


Bu merakın özü nerede diye sorduğumda Azbazdar “kültür-sanat alanlarındaki desteklerin bütün topluma faydası oluyor. Neşeyi, toplumsal resme çekebilmek için en önemli alanlardan birisi sanat.” diye yanıtlıyor. Mutfakta mı tutmalı başucunda mı tutmalı bilemediğim kitaplar Rakı Ansiklopedisi ve Rakı Gastronomisi yayınlarına destek olduklarının, boş şişeyi bile rafta tutacak tasarımlar için sanatçılarla iş birliklerinin farkındaydım. Tiyatro ve sanat meraklarından da Küçükçiftlik Park Bahçe Tiyatrosu’na kurumsal sponsor, Arter’de ilk kurumsal üye olduklarını öğrenince haberdar oldum.

Kurumsal sponsorluklara ve desteklere genelde şüpheyle yaklaşan biri olmuşumdur. Mey | Diageo hakkında bu yazıyı yazmaya beni iten de henüz kripto dünyasından insanların dahi tam kavrayamadığı yenilikte bir kavrama kıvraklık ve cesaretle yaklaşmaları oldu. Umarım, kültür sanata desteği bir değer olarak benimsediğini konuşmalarımızda apaçık gösteren Mey Diageo’ya, hep yeni kalan bir şirket olmanın yolunda gelecekte daha da çok sektör paydaşı katılır.

Azbazdar ile sohbetimiz yine bir sofra temennisiyle bitti: “Bir gün Mars'a çıkarsak dünyayı izleyip rakı içebiliriz gerçekten.” Benim temennim de Mars’ın en manzaralı yerine soframızı kurduğumuzda daha çok kurumun sanata destek verdiği, kültürel sahiplenmeyi ve yenilikçiliği âdet edindiği bir dünyaya kadeh kaldırabilmek. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🛑 Filistin'de gıda politikaları

Haftanın menüsü: Filistin tarım sektörüne İsrail'in politik etkileri, Mey | Diageo ile kültürel sahiplenme üzerine söyleşi.

26 May 2021

240 Derece ile birlikte
İllüstrasyon: Ece Tugay

YAZARLAR

Berkok Yüksel

A former child writing about food and London for Aposto.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli