Yeni kalan şirket

Apéro’nun NFT’sini alan Mey | Diageo ile köklü şirketlerin kültürel sahiplenme ve inovasyonlara destek alanında sorumluluklarını konuştuk.
Yeni kalan şirket

26 Mayıs - 240 Derece - Apéro
240 Derece ile birlikte

Ekşi tatları yeniden keşfetmek isteyenlere: 240 Derece

Ekşi maya pazarının giderek büyüyeceği tahmin ediliyor. Bu beklentinin arkasında dünya genelinde tüketicilerin tercihlerini "sağlıklı olandan" yana kullanması yatıyor.

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Apéro geçtiğimiz nisan ayında dünyanın ilk rakı NFT’sini ortaya çıkardı. Dijital imzalı sanat eseri, açık artırma usulüyle 0,54 ETH (11,937 lira) olan son teklifle satın alınmıştı. NFT’mizin anonim alıcısının sektörden önemli bir kurum olduğunu öğrenince, Mey Diageo ekibiyle dijital sanat dünyasına ilgilerini konuşmak istedik. Bir NFT neden alınır?

Tanıyalım: Yeme-içme sektöründe olmayanlar Mey | Diageo ismine pek aşina olmayabilir. Fakat Türkiye’de değil yaşamak, bir hafta sonu geçirmiş bir kişinin dahi gözü Mey | Diageo’nun soframıza kattıklarına denk gelmiştir. Portfolyosunda Yeni Rakı, Tekirdağ, Kulüp Rakı gibi markaları barındıran şirket, hâlâ kadeh tokuşturma imkânımız olan tüm kuşakların masasında yerini almış, geçmişi olan bir kurum.

Rakı denince akla o gelir:  Şirketin temelleri 1862’de İnhisarlar İdaresi'nin kurulmasına dayanıyor. 1937’de ana markaları piyasaya yeni bir rakı olarak girmiş (NFT açık artırma tekliflerinde bu yıla göz kırpmışlar). 2004 yılında Tekel’in alkol kanadı özelleştirilince Mey ismini alıyor. 2011’de küresel alkol pazarının en büyük oyuncularından Diageo’nun bünyesine katılmasıyla günümüzdeki hâline bürünüyor. Fakat küreselliği benimsemiş olsa da Mey | Diageo, Türkiye’nin 500 yıllık meyhane kültürünün bayrağını geçmişten geleceğe taşıyan en okkalı kurum. İkonik şişesinin şeklinden, akılda kalan reklam kampanyalarına bir ehlikeyif gibi rakı kültürünü sulandırmadan ideal hâlinde tutuyor. Bu kültür sahiplenmesini de tutucu bir tavırla değil, geleneksel değerler ve yeniliği harmanlayarak yaptığını düşünüyorum.

Köklü şirket olmak: Türkiye’de birçok köklü kuruluş, özellikle yeme-içme sektöründekiler, ürün yelpazelerinden görsel kimliklerine kadar her alanda sabit olma formülünü benimsiyor. Kurumsallaşmanın getirdiğini varsaydığım, geçmiş başarılar ve rakip azlığıyla desteklenen bir hantallık, kâr amacı güden kurumlarda âdet olmuş durumda. Fakat Mey | Diageo, hukuk ve kurumsal iletişim direktörü Meltem Azbazdar’a NFT alımı gibi tüm dünyada yepyeni bir kavrama büyük bir şirket olarak nasıl yaklaştıklarını sorduğumda cevabı net oluyor: “Köklü bir şirket olmak zamanın ruhuna ayak uydurmanın ve hep yeni kalmamızın önünde engel değil.”

Yeni kalmak: Artık hepimizin aşina olduğu sloganlarından “hep yeni kalmak”, kendi içinde bu anlayışın en iyi göstergesi ve kanımca harika bir metin yazarlığı örneği. Her zaman yeni, geleceğe dönük, değişime açık olmak fakat aynı zamanda “kalmak"; yani geçmişten beslenmek, köklerden kopmamak, yeniliği gelenek edinmek.  Markanın her alanında ve içinde yer aldığı iletişimlerde kadınların aktif rolleri, rakı masasında efkâra da neşeye de yer veren hikâyecilik, ürünlerde döneme uygun ve değer katan inovasyon çabası bunun göstergesi.

Peki bir .gif dosyasında ne keramet var? Azbazdar’a göre tarım ve gastronomi alanları gibi “kültür-sanat da doğal olarak Mey | Diageo’nun işinin ve ekosisteminin önemli bir parçası (...) Eğlenilen, paylaşılan, hatırlanan, hayatı kutlayan masalardan ilham çıkıyor ve bu masalar bizim işimizin merkezinde.” Meğer şirketin kendisi zaten koleksiyonermiş. Arşivlerinde orijinal reçeteler, menüler, ilk rakı reklamları, Tekel’in üretimde kullandığı fudurlar, eski kadehler gibi birçok obje bulunuyor. “NFT’yi de ilk gördüğümüzde rakıya dair dijital bir eserin bu arşive yakışacağını düşündük,” diyerek türünün ilk örneği NFT’mizi arşivin daha inovatif raflarından birine eklemişler. 

İlk rakı NFT'si
Eser: Cenk Güngör


Bu merakın özü nerede diye sorduğumda Azbazdar “kültür-sanat alanlarındaki desteklerin bütün topluma faydası oluyor. Neşeyi, toplumsal resme çekebilmek için en önemli alanlardan birisi sanat.” diye yanıtlıyor. Mutfakta mı tutmalı başucunda mı tutmalı bilemediğim kitaplar Rakı Ansiklopedisi ve Rakı Gastronomisi yayınlarına destek olduklarının, boş şişeyi bile rafta tutacak tasarımlar için sanatçılarla iş birliklerinin farkındaydım. Tiyatro ve sanat meraklarından da Küçükçiftlik Park Bahçe Tiyatrosu’na kurumsal sponsor, Arter’de ilk kurumsal üye olduklarını öğrenince haberdar oldum.

Kurumsal sponsorluklara ve desteklere genelde şüpheyle yaklaşan biri olmuşumdur. Mey | Diageo hakkında bu yazıyı yazmaya beni iten de henüz kripto dünyasından insanların dahi tam kavrayamadığı yenilikte bir kavrama kıvraklık ve cesaretle yaklaşmaları oldu. Umarım, kültür sanata desteği bir değer olarak benimsediğini konuşmalarımızda apaçık gösteren Mey Diageo’ya, hep yeni kalan bir şirket olmanın yolunda gelecekte daha da çok sektör paydaşı katılır.

Azbazdar ile sohbetimiz yine bir sofra temennisiyle bitti: “Bir gün Mars'a çıkarsak dünyayı izleyip rakı içebiliriz gerçekten.” Benim temennim de Mars’ın en manzaralı yerine soframızı kurduğumuzda daha çok kurumun sanata destek verdiği, kültürel sahiplenmeyi ve yenilikçiliği âdet edindiği bir dünyaya kadeh kaldırabilmek. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🛑 Filistin'de gıda politikaları

Haftanın menüsü: Filistin tarım sektörüne İsrail'in politik etkileri, Mey | Diageo ile kültürel sahiplenme üzerine söyleşi.

26 May 2021

240 Derece ile birlikte
İllüstrasyon: Ece Tugay

YAZARLAR

Berkok Yüksel

A former child writing about food and London for Aposto.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Daday'da iki gün: Hasattan kışa

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Reyhan Ülker

·

24 Eki 2026

Daday'da iki gün: Hasattan kışa
apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları