Anadolu’ya özgü isli bira: Firiki


Esmiyorsa Coffee Department ’tan buz gibi kahve tarifiniz hazır İstanbul’un hoşsohbet kahve dükkânı Coffee Department , esen bir köşe kovaladığımız bu günlerde bizi sadece nitelikli kahveyle buluşturmakla kalmıyor; apéro okurlarına özel, serinletecek buzlu bir kahve tarifi veriyor: Japon usülü buzlu kahve . Coffee Department anlatıyor : Japon usulü veya flash chilled coffee tekniği, adını Japonya’da yaygın kullanıldıktan sonra tüm dünyaya yayılmasından alıyor. Sıcak su kullanılarak buz üzerinde demlendiği için aynı zamanda hızlı soğutulan filtre kahve de deniyor. Sıcak su kullanarak kahveyi demleyince aromatik bileşenleri çözüyor, sonrasında hızlı bir şekilde buzla soğuttuğumuzda hem hafif hem de meyvemsi bir kahve elde ediyoruz. 190 ml su ile 190 gr buz birleştiğinde kahve mükemmel yoğunluğa ulaşacak; temiz içimli ve ferahlatıcı bir filtre kahveye sahip olacaksınız. Casa de Piedra da bu tarif için mükemmel bir kahve çünkü naturel işlendiğinden hem oldukça tatlı hem de meyvemsi. Malzemeler: 24 gr Casa de Piedra kahve (orta - kalın ayarda öğütülmüş) 190 ml sıcak su 190 gr buz Dripper , filtre kâğıdı, tartı ve karaf Hazırlanışı: Öncelikle dripper ’a filtre kağıdını koyun ve sıcak suyla yıkayın. Böylece kâğıt aroması temizlenecek ve daha temiz bir kahve içeceksiniz. Karafın içine 190 gr buzu koyun, üzerine dripper ’ı koyun ve taze öğütülmüş kahvenizi dripper ’ın içerisine dökün. Tüm düzeneği tartının üzerine yerleştirip darasını alın. Kahvenin üzerine yavaşça 50 ml sıcak su dökün ve 30 saniye ön demleme için bekleyin. Bu esnada sıcak demlenmiş kahve buzun üzerine damlayıp anında soğumaya başlayacak. Geriye kalan sıcak suyu 30 saniye sonra kahvenin üzerinde dairesel hareketler yaparak gezdirin. Ardından süzülmesini bekleyin. İşte kahveniz hazır!
Daha fazlasını öğren →
Nerede? Knidos Brewery, Yıldız Posta Caddesi No:1/1A Gayrettepe, İstanbul
Ne zamandan beri? Kasım 2012
Kurucusu: Sedat Zincirkıran
Neden burası? Biranın üretildiği yerde satılabildiği günlerden bugüne; Türkiye kraft biracılığının öncülerinden.
Neden buranın Firiki’si? Kadim tekniklerle elde edilen Firik buğdayından üretilen ilk bira; biraz karanfil, biraz muz ve bol baharat aromalarıyla.
Knidos kraft bira yolculuğuna 2012’de Gayrettepe’deki gastro-birahane Bosphorus Brewing Company’de başlıyor. Biranın üretildiği yerde satışına izin verildiği zamanlarda kurulan bu yapı Türkiye kraft biracılığının öncülerinden. 2017’deki yasal değişikliklerle üretim ve satışın aynı yerde yapılması mümkün olmayınca mekân servise devam ederken üretim tesisi İkitelli’ye taşınıyor.
Yeni üretilen şerbetçi otları, farklı mayalar ve bu sayede ortaya çıkan günümüz stil biralarıyla bira üretim alanının uçsuz bucaksız olduğunu söyleyen bira ustası Hüseyin (Öztürk) ilk günden beri üretimin başında. Knidos’un yeniliğe ve gelişime açıklığının temsili niteliğindeki Firiki’nin hikâyesine gelecek olursak Hüseyin şöyle özetliyor: “Firik buğdayı Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilen erken hasat buğdayın yakılarak kurutulmasıyla elde ediliyor. Geleneksel tarım öncesi toplayıcılık zamanlarından beri kullanılarak günümüze kadar gelen bu üretim yöntemi birada belirgin bir isli dokunuş yapmamıza ve aynı zamanda bu toprakların özgü bir ürün olan Firik’i ilk kez bira yapımında kullanma şansa verdi.”
Bosphorus Brewing Company'nin şefi Ali (Zincirkıran) bira ve yemek eşleşmelerine oldukça ilgili. 2022 yazında, Firiki'nin çıktığı ilk günlerde hazırladığı tadım etkinlikleriyle 10 yemeklik bir eşlikçi menüsü hazırlıyor. Eşlikçi dediğimize bakma: Biranın derin tat profilini destekleyen Firik risottoyla servis edilen kuzu incik ve kazandibi tadım menüsünün favorilerinden.

Ali ve Hüseyin, Bosphorus Brewing Company'de
Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Biranın ustasından tadım notaları: Firik buğdayından gelen isli aroma, buğday birasının hafif gövdesi ve mayadan gelen esanslar az miktarda kullanılan şerbetçi otuyla buluşuyor. Mayanın karakteristiği biraya baskın olmayan karanfil, muz ve bol baharat aromaları kazandırıyor. Gün kurusu kayısı başta olmak üzere çeşitli kuru meyveleri anımsatan izler damakta biranın lezzetini patlatırken biraya koyu rengini veren malt aynı zamanda fındıksı kavruk tatlar da veriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Sümerlerde ekmek kırıntıları, Anadolu'da Firik buğdayı. Bu hafta apéro'da: Gastronomik bir deneyim olarak ele alınan biranın tadımına dair incelikleri konuşuyoruz. "Neyle iyi gider" sorusunu evvela Firiki üzerinden yanıtlıyoruz.
19 Tem 2023

YAZARLAR

Reyhan Ülker
İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü mezunu Reyhan, üniversite hayatı boyunca Mikla ve Ruhun Doysun başta olmak üzere şef Mehmet Gürs’ün çeşitli projelerinde yer aldı. Kopenhag'ta bulunan Noma’da tamamladığı staj programının ardından odağını "yemek hikayeleri"ne çevirmeye karar verdi. 2022 yılı Kasım ayından beri Aposto’da yemek editörlüğü yapıyor.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.





