Kök Projekt iş birliğiyle hazırladığımız, yerli gıda ve tarım teknolojilerini profillediğimiz "yan mutfağımızda" bu haftaki konuğumuz yenilebilir böcek esaslı alternatif et üretimi yapan Funa Foods.
Simyacı eti: Henüz avokadoyu yeni idrak edebilmiş anneannelerimizin anlaması zor gıdalardan olacak Funa Foods, "kendin-pişir" bir bitki ve böcek esaslı et olarak açıklanabilir. Uzun süre bozulmayan, küçük toz paketleri hâlinde mutfağınıza giren ürün, farklı paketlerdeki tozlar karıştırılarak ve isteğe göre baharatlanarak alternatif et hâline geliyor.
"Bıdıbıdısız" protein: Protein, B12 ve mineraller açısından zengin, antibiyotiksiz ve hormonsuz bir alternatif gıda olan Funa Foods’un temelinde küçükbaş veya büyükbaş hayvansal ürün yok. Funa Foods ürünlerinin belki de en can alıcı noktası sadece çekirge içermesi. Bezelye ve çekirge tozuyla protein, Hindistan cevizi ve kakao yağıyla yağ, pancar suyuyla kırmızılığını elde eden besinin protein kaynağı olan çekirge üretimi, büyükbaş hayvanların besi ihtiyacının sadece 10’da birine ihtiyaç duyuyor, daha kısa sürede üretiliyor ve çok daha az su harcıyor.
Ürün prototipleri hazır olan girişim, piyasalara açılacağında ABD pazarında faaliyetlerini yoğunlaştıracak. Naturansa adlı biyoteknoloji girişiminin alt markası olan Funa Foods, San Francisco’da ikamet etse de ekibin kütüğü Türkiye’de. Kurucu Esra Serbes’in alternatif protein kaynaklarının geleceğimiz için sürdürülebilirlik perspektifinden gerekliliğini kısaca açıkladığı video için buraya bakabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Günün menüsü: 12 santimetrelik elmalar, çekirge esaslı proteinler, kavanoza sığan meyve sebzeler
07 Eki 2020

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Bir zamanlar bir hayatta kalma becerisi olan foraging, bugün fine dining'in, wellness kültürünün ve sosyal medyanın ilgi alanında. Bu geri dönüş, insanın doğadan yeniden beslenmesinden çok, doğayla kopmuş ilişkisinin farkına varmasıyla ilgili olabilir.

Bordeaux’nun kurduğu şarap dünyası zamanla apelasyonlar, ödüller ve prestij üzerinden ortak bir ölçüte dönüştü. Fakat Asya’nın şarapla ilişkisi bunlardan çok daha eski. Çin’in Jiahu çömleklerinde ya da Japonya’nın Koshu bağlarında yazılan hikaye, şarabın tek bir coğrafyanın tanımlayabileceği kadar dar bir geçmişe sahip olmadığını gösteriyor. Bugün bu birikim, Batı’dan gelecek bir onaydan çok kendi referansları üzerinden yeni bir şarap kültürüne dönüşüyor.
22 Ağu 2026

Bir kısmı henüz kapılarını yeni açtı, bir kısmı yıllardır hayatımızda. Ortak noktaları ise aynı: Her biri Türkiye'nin yeme-içme sahnesine yeni bir fikir, yeni bir soluk ya da yeni bir yön öneriyorlar. Son dönemin en çok konuşulan 20 adresi bu seçkide.




