"Nays" bir mekân: Horse Moda


Şehre dönmeye Tazedirekt'le hazır olun 2021 yazına veda ederken takvimler eylül ayını gösterdiğine göre artık şehre ve okula dönme vakti geldi. Bu demektir ki koşuşturmacalı rutinlerimizle yeniden buluşuyor, çantalarımızdan sağlıklı atıştırmalıklarımızı eksik etmiyoruz. Problem: Okullar açılıyor; çocuklar için hazırlanan beslenme çantalarına neler koyulması gerektiğine dair düşünme zamanı geldi de çattı. Tabii sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de şehir hayatının hızlı ritmine kapılırken öğünlerini ve atıştırmalıklarını planlamak sağlığı korumak için önem taşıyor. Çözüm: Sağlıklı atıştırmalıkları çantalardan eksik etmemek; çocukların beslenme çantalarını güvenle hazırlamak için bilinçli üreticinin ürünleriyle müşterilerini buluşturmaya devam eden Tazedirekt , her zaman olduğu gibi yine yanımızda. Neler var? Hem sağlıklı hem enerjik hem de lezzetli atıştırmalıklar için Tazedirekt’te ; Türkiye’nin farklı noktalarında üretilen pek çok çeşit kuru yemiş, katkı maddesi ve şeker ilavesi içermeyen doyurucu barlar bulunuyor. Çocukların beslenme çantalarını doldurmak veya atıştırmalığımı ben kendim hazırlarım diyenler içinse organik ekşi mayalı tost ekmekleri, hem organik hem de siyezli sandviç ekmekleri ve elbette bunlarla hazırlanacak öğünlerin yıldızı %100 doğal üretim peynirler ve daha pek çok sağlıklı ürün bulunuyor. Nasıl? Çocuğunuzun ve kendinizin günlük ihtiyaç duyduğu enerjiyi koruyacak sağlıklı atıştırmalıklara erişmek veya evinizde hazırlamak için Tazedirekt’i ziyaret etmeniz yeterli.
Daha fazlasını öğren →
Horse Moda, yemek sektöründe zor bulunan, gastronomik kâşiflerin, köyün asabi ustasının elindeki bir mekânda denk gelebileceği bir konsepte sahip: "Bugün elde ne varsa o, arzu edersen de eldekilerden istediğin bir şey yaparız." Bu konsepti Moda'da, minderlerinde kedi yatan, mermer sehpalı, açık vitrin bir mekânda bulmak, günlük menüdeki bir tık hayal gücü gerektiren tabaklarla daha da zevkli oluyor.
Berlin'de kardeş restoranı konuşlanan ve Beşiktaş'taki Just'la göbek bağı bulunan mekânın menüsüne bakınca "arkadaşa anlatır gibi"yle "azıcık nüktedan olsun" ruhu arasında bir yerde yazıldığı belli — "nays ekmek üstüler" ve "gerçek domates" ilk kategoriye, "anne tarafından Antepli tropikal ejderha"ysa ikincisine örnek. Kavunlu domuz bonfile, trüflü sütlü mısır gibi tabaklar menüde farklıyı deneme seçenekleri.
Normalde tabak anlatımı yapmayı tercih etmem. Spesifik tabak deneyimi, o günün malzeme, mutfak, hâletiruhiye şartlarına bağlı olmasıyla oynak olabilir. Maksat genel lezzetin, kalitenin ve geçirilen zamanın bıraktığı iz. Fakat Horse, tabaklarıyla kendini ayıran bir yer.
Benim bahtım, ilk gidişimde önüme waffle üstü ragu koydu. Ragu, güzel pişmiş yumuşak dokusu ve lezzetiyle İstanbul'da denk geldiğim pek çoğundan daha iyi. Tabağın sıra dışı ve sürpriz kısmı, waffle'la uyumuydu — nispeten yumuşak bırakılması, hem ragu'nun akan kısımlarını toplamasına hem de ragu'nun dokusuna tezat bir yapışkanlık elde etmesiyle eğlenceli bir yemekti.

Ardından gelen tropikal ejderha tatlısı, Tolga Şef'in anlattığına göre arkadaşının Antep'ten getirdiği kaliteli bir fıstıkla beslenmiş kadayıf tatlısının heba olmaması için üretilmiş bir tatlı. Altındaki ızgara ananas, üstündeki vanilyalı dondurma ve hafif acılı bir sosu bir arkadaşım anlatsa bir daha önerisine kulak asmam — geçirdiğim vakti bilinçsizce azaltırım. Fakat insan yiyince hoşuna gidiyor, ötesi de pek mühim değil sanki.
Yine de mutfağın kısmi deneyselliği, beni oraya tekrar götüren nokta değil. Horse, "elde ne varsa" mantığını bulunduğu sokağa da yaymış hâlde. Bitmiş deniz börülcesine karşı dükkândan ricayla takviye almaları, bir müşterinin tatlılara karşı kararsızlığından sonra kendisine özel bir incir tatlısı hazırlamak için manavdan iki adet incir alması gibi, keyfekeder tedarik yöntemi uyguluyor. Horse'un kusurları yok değil, fakat bahsetmek abesle iştigal etmek olacak gibi hissediyorum. Bir tanesinden bahsedecek olsam benim gibi birinin bacaklarının sığmadığı mermer sehpalara oklarımı yöneltmekle yetinirim.
Nitekim her mekânın farklı unsurlara göre kusurları var — bu restorancılığın doğasında olan bir durum. Bana bir Michelin yıldızı gösterin, size iştahınıza dikte edilen bir gastronomi deneyimi göstereyim. Bana mükemmel yemekler gösterin, size kötü şartlarda çalışan mutfak çalışanları göstereyim. Bana dikkatli ve cana yakın bir hizmet gösterin, size rahatsız sandalyeler göstereyim. Bir mekânın insanın her hissine hitap etmesi, her ihtiyacını karşılaması imkansız. Maksat mekânın temsil ettiği ve sunduğu değerler kümesinde işini iyi yapması.
Horse, bu anlamda düzgün ve zevkli yemekleri ve esnekliğiyle kendini ayırıyor. Gözlemleyebildiğim kadarıyla da bu esnekliğin özünde bir konsept yaratma çabası veya gastronomik maceraperestlik yatmıyor. Aksine bir ideal peşinde koşma gayesinden sıyrılmış, zevk alarak ve iletişim kurarak yemek yapan insanlar var.
Horse'a gelişimde tabaklarda ne olacağını bilmesem de emin olduğum bir şey var, o da Nil Şef'in ve Tolga Şef'in keyfimi ve tatminimi önceliklendirdiği ve benimle konuşarak, kartlarını masaya koyarak oraya varış yolunu beraber seçecekleri. Casual bir restoran için de kusurlarını en opak şekilde örtecek özellik bu diye düşünüyorum. Umarım Horse, konseptini dilediğince sürdürür ve nays'lığından ödün vermez.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Sokak yemekleri ve şarap eşleşmesi, Moda'da yeni mekân önerisi, ilk küfürlü kelimemiz.
01 Eyl 2021

YAZARLAR

Berkok Yüksel
A former child writing about food and London for Aposto.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026





