Osmanlı'da zeytinyağı tüketimi

Zeytinyağı nasıl sofralarımızın misafiri değil, damak tadımızın sahibi oldu?
Osmanlı'da zeytinyağı tüketimi

24 Kasım - Mey - apéro
Mey Diageo ile birlikte

Mey|Diageo 100 meyhaneyi 'EyeMenu' ile görme engelsiz kıldı Görme engellileri teknolojinin gücüyle özgürleştirme misyonuna sahip bir sosyal girişim olarak kurulan BlindLook ; sosyal sorumluluk projelerinin aksine eşitlik ve kapsayıcılığın hâkim olduğu sosyal sorumlu dönüşümün gücüne inanıyor. Çalışma prensipleri arasında yer alan eşitlik ve kapsayıcılık ilkelerini ‘Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Manifestosu’ ile ortaya koyan Mey | Diageo’nun ‘sosyal sorumlu bir kurum’ olma vizyonuyla tamamen örtüşen bu yaklaşım sonucunda BlindLook, EyeMenu partnerleri arasına Mey | Diageo’yu da dâhil etti. Neden önemli? BlindLook, görme engellileri sosyal hayatta ve dijital dünyada özgürleştirmek amacıyla, özgürlük teknolojileri geliştiren bir sosyal girişim. BlindLook, EyeMenu ürünüyle görme engellilerin restoranlara özgürce ulaşıp siparişlerini sesli dijital menüyle kimseye ihtiyaç duymadan vermelerini sağlıyor. BlindLook'un #SesOl kampanyasıyla 1000'i aşkın restoran ve sosyalleşme noktası görme engelsiz oldu. Mey | Diageo da #SesOl kampanyasına dâhil olarak 100 meyhane ve sosyalleşme noktasını görme engelliler için erişilebilir kıldı. BlindLook ürünleri: Markalar ve görme engellilere kapsayıcı dönüşüme odaklanmış özgürlük teknolojileri sunarak sosyal girişimcilik alanında 8 önemli ödül kazanan BlindLook’un ürün yelpazesinde; Görme engelli kişilerin kimseye bağlı kalmadan restoranlara ulaşıp menüyü özgürce okumalarını sağlayan ve tamamen sesli yönlendirmelerle çalışan EyeMenu mobil uygulaması, Şirketleri kapsayıcı hâle getirmek için oluşturulmuş ilk ve tek dönüştürücü sertifika EyeBrand yer alıyor. BlindLook'un kurucuları Sadriye Görece ve Cihat Ersin Aydın, Mey | Diageo ile kurdukları partnerlikle ilgili şu sözleri dile getirdi: " Biz BlindLook olarak üretimde ve tüketimde aktif görme engelliler istiyoruz. Markaların, görme engelli tüketiciyi bir müşteri potansiyeli olarak görmelerini bekliyoruz. Çünkü görme engelli de diğer tüm tüketiciler kadar ekonomik özgürlüğe ve harcama potansiyeline sahip. Mey | Diageo kapsayıcılığı ve çeşitliliği marka stratejisinin kalbinde taşıyor. Partnerliğimizi uzun bir yolculuğun ilk adımı olarak görüyoruz. Dünyayı sosyal sorumlu yönde dönüştürmek için bir araya geldik ve eşit ve engelsiz dünyayı birlikte yaratacağız. Mey | Diageo markasına engelsiz dünya hayalimize ortak olup bu hayali büyüttükleri için çok teşekkür ediyoruz. "

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Ceren Bozkurt

Coğrafyanın sunduğu çeşitliliğe göre şekillenen tüketim, konu Anadolu coğrafyası olunca bir gıda kartelası gibi. Anadolu, müthiş coğrafyası sayesinde pek çok farklı çeşitliliğe ev sahibi yapıyor. En kadimlerinden biri de zeytin — bereket timsalinin öyküsü denilince akla Akdeniz coğrafyası geliyor. Zeytinyağı da Ege Denizi’ne açılan toprakların mutfaklarından yükselen koku.

İslamiyet, zeytini hâlihazırda kutsal addetmişti — cennetten çıkma konumunda, Kuran-ı Kerim’in içinde zeytinin geçtiği ayetler bulunuyor. Nefis terbiye edilen oruçların ilk lokması zeytine ait; Nuh’un tufandan kurtuluşunun sembolü zeytin ağacının dalında saklı. İncil’de zeytinyağının ilahları ve insanları onurlandırmak için var olduğu salık veriliyor. Bunca geçmişe sahip zeytin ve zeytinyağı, elbette Osmanlı’da da hak ettiği değeri zamanla da olsa görmüştü. 

Sadeyağ ve zeytinyağı: bir Osmanlı mutfağı adaptasyonu 

Zeytinyağı üretimi ve tüketimi, Osmanlı’nın Roma ve Bizans’tan devraldığı bir kültür. Esasen Türkler, uzun süre zeytinyağına pek rağbet göstermiyor. Özellikle konu Osmanlı saray mutfağıysa şayet, tüketim maddesi olarak birinci sırada sadeyağ geliyor — Türk mutfağı fiilen, göçebe yaşamın bir getirisi olan hayvansal yağla medeniyetin ve yerleşik hayatın simgesi zeytinyağının birbiriyle girdiği samimi ilişkiden ortaya çıkmış bir mahsul. 

Zeytinyağının her ne kadar Osmanlı erken dönem mutfağında sadeyağa kıyasla çok daha az tüketildiği tahmin edilse de çok ciddi bir ticaret metasıydı. Zeytinyağının saray mutfağındaki neredeyse ilk kayıtlarına Fatih Sultan Mehmet döneminde rastlanıyor fakat tüketim maddesi olarak kullanılıp kullanılmadığına dair kayıtlar bulunamıyor. 

Kimi yemek tarihi araştırmacılarına göre Fatih’in karadan yürüttüğü gemilerin altlarına sürtünmeyi en aza indirmesi için zeytinyağı sürülüyor. Bilinen o ki zeytinyağı 19. yüzyılın başlarına kadar öncelikli olarak aydınlatmada, Helvahâne’de yapılan sabunların içinde ve mucizevi merhemlerin esas maddesi olarak kullanılıyor.

Özellikle camilerin kandillerinde kullanılan zeytinyağı özellikle kandiller ve Ramazan gecelerinde çok daha fazla talep görüyor. İşin en ilginç yanlarından biri, az is ürettiği için Burhaniye Zeytinyağı'nın Vatikan tarafından kiliselerin aydınlatması için yıllarca alınması. Keza zeytinyağı, Mekke’deki Mescid-i Haram’ın da aydınlatılması amacıyla da kullanılıyor. Bu iki örnek gösteriyor ki zeytinyağı manevi manasının dışında gündelik hayatın da vazgeçilmez bir ürünü.

Osmanlı Mutfağına geri dönecek olursak eğer, mide-kent payitaht İstanbul’un zeytinyağı temin ettiği bölgeler oldukça mühim: Midilli, Kazdağı, Girit, Kandiye, Hanya, Resmo ve Atina zeytinyağı ve sabun; İzmir, Edremit, Molova, Ayvalık, Cunda Adası ve Ağrıboz sadece zeytinyağı. Bu bölgeler yıllarca "Zeytinyağı bölgesi" olarak adlandırılıyor ve özellikle her gıda maddesinin en iyisinin alındığı Osmanlı saray mutfağına bu bölgelerden zeytinyağı gönderiliyor. 

Pierre de Gigord koleksiyonundan 1883'te İstanbul, Yağkapanı
Fotoğraf: Sébah & Joaillier


Zeytin bağlarının ortasına konuşlanmış Osmanlı Devleti’nin zeytinyağını mutfağında salataların ve soğuk yemeklerin imzası olarak kullanması, daha çok son dönemlere tekabül ediyor. 15. yüzyılda saray mutfağının muhasebe defterlerinde "Yemeklik yağ" başlığının sadeyağa ayrılıp zeytinyağı için ayrı bir kayıt tutulması o dönemlerde zeytinyağının yemeklik kategorisinden ayrı olarak tutulduğunu gösteriyor. 16. yüzyılla birlikte bir elin on parmağını geçmeyecek kadar tarifte zeytinyağının kullanılması da zeytinyağının yavaş yavaş Türk mutfağına giriş yaptığını anlatıyor. 

Zeytinyağı mutfağa nasıl adapte oldu?

18. yüzyılla birlikte mutfaklarda zeytinyağına talebin arttığı aşikâr. Bunun ilk sebeplerinden biri saray erbabından cariyelerin evlenip kentte yaşamaya başlamaları. Geleneğe göre sultanlar ve kalfalar, cariyelere yuvaları olan saraydan ayrıldıklarında yiyecek gönderiyor; cariyeler de bu armağana sarayda olmayan spesiyal yiyeceklerle karşılık veriyorlar — midye, balık dolmaları, zeytinyağlı dolmalar bu ikramlardan bazıları. 

Faruk Doğan’ın aktardığına göre: “Zeytinyağının Türk mutfağına girişi üç aşamada olmuştur. Buna göre birinci aşamada 16. yüzyılın sonlarında Osmanlı-Avusturya savaşlarına bağlı olarak Eflak-Boğdan isyanı İstanbul’a koyun sevkiyatını azaltmış ve et fiyatları pahalılaştığından halk sakatata, balığa, etsiz yemeklere yönelmiştir. İkinci aşama 18. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak ve giderek Amerika’dan gelen sebzelerin yerleşmesiyledir. Üçüncü aşama Tanzimat’dan sonra batı etkisinin girilmesiyle ortaya çıkmıştır. Bir başka görüşe göre, İstanbul mutfağında zeytinyağı kullanımı sarayda ve konaklarda çalışan frenk aşçılar aracılığıyla artmıştır.” 

Elbette en önemli etkilerden biri Rum ve Yahudi mutfağında bulunan devasa bir zeytinyağlı yemekler arşivi olmasıdır. Meyhanelerin Rumlara ait olduğu bu dönemlerde zeytinyağının mezelerle tanınır hâle gelmesi İstanbul ve saray mutfak kültürünü derinden etkiliyor ve zeytinyağının yemeklerdeki hikâyesini görünür kılıyor. Böylece zeytinyağı artık sofralarımızın misafiri değil, damak tadımızın sahibi oluyor.

Kaynaklar:

  1. Artun Ünsal, Ölmez Ağacın Peşinde-Türkiye’de Zeytin ve Zeytinyağı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2021.
  2. Faruk Doğan, “Osmanlı Devleti’nde Zeytinyağı Üretimi ve Tüketimi,” Türk Mutfağı, (Ed. Arif Bilgin&Özge Samancı), Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2008.
  3. Suraiya Faroqhi, “Erken Modern Osmanlı İmparatorluğu’nda Zeytin ve Zeytinyağı Tüketimi,” Zeytinin Akdeniz’deki Yolculuğu Konferans Bildirileri, (Ed. Alp Yücel Kaya&Ertekin Akpınar), İzmir Büyükşehir Belediyesi Akdeniz Akademisi, İzmir, 2018.
  4. Stefanos Yerasimos, Sultan Sofraları - 15. ve 16. Yüzyılda Osmanlı Saray Mutfağı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2002.
  5. Zeki Arıkan, “Midilli-İstanbul Arasında Zeytinyağı Ticareti,” Tarih Araştırmaları Dergisi, Yıl 2006, Cilt 25, Sayı 40 Sayfa 1-28.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

📜 Osmanlı'da zeytinyağı

Susma, haykır: Zeytinyağlı yiyemem aman!

24 Kas 2021

Mey Diageo ile birlikte
Fotoğraf: Sébah & Joaillier

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları
apéroapéro
∙

HİKAYE

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Reyhan Ülker

·

26 Eyl 2026

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Ceren Aral Desnos

·

19 Eyl 2026

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün