
Uyarı: Bu içerik 18 yaşından küçükler için uygun değildir.
Dört dostun parkta birlikte takılıyor olmaları dışarıdan pek sıradan görünüyor olsa da her birinin içinde kendine has fırtınalar kopuyordu. Biri gün batımını izleyerek kendinden geçiyor, biri mide bulantısından kendini yaşam ile ölüm arasında kalmış hissediyor. Öbürü etrafındaki renklerin tadını alırken biri derin bir mutsuzlukla boğuşuyordu.
“Sihirli” mantar: Bu dört insanın farklı ruhsal ve bedensel deneyiminin sorumlusu yedikleri mantardı. Tüm insanlığın, günde ortalama 35 bin ton mantar tüketirken bu grubun yaşadığı deneyimleri yaşamıyor olmasının nedeni de kimi kültürlerde "sihir" diye anılan bir biyolojik bir etkileşim. Herkesin besin amaçlı tükettiği mantarlarla bu mantarlar arasındaki en büyük fark "sihirli" olanların ihtiva ettikleri psikoaktif iki madde: psilosibin ve psilosin. Psikoaktif, yani "ruhu harekete geçiren" bu maddelerin etkisine de psikedelik, "ruhu gösteren" diyoruz. Bu maddeler çeşitli mantarlarda bulunurken bazı trüf mantarlarında ise daha düşük bir miktarda görülüyor.
Psikoaktifler: Psikedelik mantarlarda bulunan bu iki madde, isimlerinin de çağrıştırabileceği gibi aslında birbirlerinden çok da farklı değiller. Psilosin direkt olarak psikoaktif bir maddeyken psilosibinin psikoaktif olabilmesi için önce karaciğer tarafından psilosine çevrilmesi gerekiyor. Psilosin, birçok kimyasal maddenin aksine beyin damarlarına geçebiliyor ve burada sinir hücrelerinin birbirleriyle iletişimi için gerekli olan bazı yolakları (pathway) etkiliyor. Bu yolaklar çoğumuzun adını duyduğu serotonin, dopamin gibi belli başlı iletişim sistemleri ve adları sanları pek duyulmamış daha küçük sistemlerden oluşuyor. Psilosinin yaptıklarını tamamıyla bilmiyoruz; çünkü 1970’lerden beri dünyada psilosibin ve psilosin genel olarak "uyuşturucu/uyarıcı" kapsamında tutuldukları için yasaklı kimyasallar, bu moleküller üzerinde bilimsel çalışma yapılmasına da ket vuruyor.

Tedavi: Tüm bu yasaklara rağmen yapılan bazı araştırmalar, bu moleküllerin çeşitli hastalıklarda tedavi amaçlı kullanılabileceğine işaret ediyor. Hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılan deneylerde, psilosin veya psilosibin verilen bireylerin, kontrol grubundaki bireylere nazaran anksiyete ve depresyon gibi rahatsızlıklarda iyileşme gösterdikleri gözlemlemleniyor. Özellikle tedavisi pek mümkün olmayan majör depresyon gibi sendromlar ve travma yaşamış bireylerde veya ümitsiz kanser hastalarında görülen psikolojik sorunların giderilmesi konusunda bu maddelerin yardımcı etkileri var. Üstelik alkol, sigara ve uyuşturucu bağımlılığına karşı savaşta da gelecek vadeden çalışmalar var. Tahmin edersiniz ki bu rahatsızlıkları yaşayanlar her gün akıllarını çıkaracak bir deneyim yaşamıyorlar. Bahsettiğimiz maddelerin psikedelik etkileri yüksek dozlarda görülürken tedavi amaçlı kullanımları düşük dozlarda yapılıyor. E tabii azı karar çoğu zarar.
Yolculuk: Bu maddeleri içeren mantarların kullanımı ise çok eski bir gelenek. Arkeologlar, özellikle dinî ritüellerde psikedelik mantarların kullanıldığını düşünüyor. Bu mantarların etkisi kişinin o anki ruhsal durumuna, çevresine ve yanındaki nsanlara göre değişebiliyor. "Sihirli" mantarların yasaklanmasından evvel yapılan araştırmalara göre bazı bireylerde "bad trip" de denilen; mutsuzluk, kafa karışıklığı, kıyametin yaklaştığı hissi, anksiyete ve mide bulantısı gibi etkiler gözlemlenmiş. Çoğunlukla gözlemlenen ise daha pozitif deneyimler. Aşırı mutluluk, empatide artış, evrene ve diğer canlılara daha çok bağlı hissetme, analitik düşüncede artış bunlardan sadece birkaçı.
Peri tozu ve yaprak: Bu pozitif deneyimlerin yanında hemen hemen tüm duyular amplifiye oluyor. Renklerin daha canlı olması, görsel sanrılar, işitsel doygunluk, müzikten alınan hazzın artması ve daha birçok duyusal etki bazı mantarları sihirli yapan etkileri arasında. Duyusal etkilerin en ilginçlerinden biri de sinestezi. Bu etki altındayken insanlar, gördükleri bir şeyin tadını aldıklarını, sadece işitsel bir iletinin kokusunun dayanılmaz güzellikte olduğunu hissediyor, ağaçtan düşüp de kollarına değen bir yaprağın değdiği yerde peri tozu gibi bir parıltı bıraktığını görüyor.
Sihirli mantarların hem pozitif hem negatif etkileri var ama belki de en önemlisi bu mantarlardaki psikoaktif maddelerin bazı hastalıklarda ve rahatsızlıklarda tedavi amaçlı kullanılabilecek olması. Bu durum da özellikle nörokimyasal maddelerin, zehirli ya da uyuşturucu/uyarıcı etkisi var diye bir kenara atılmaması gerektiğinin, az dozda kullanıldığında bu maddelerden istifade de edilebileceğinin önemli bir kanıtı olarak önümüzde duruyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Haftanın menüsü: Sihirli mantarlar, mantar avcıları ve Cuma'da bir mantar yemeği
14 Eki 2020

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026




