Güneş tanrısı İnti’nin insanlığa hediyesi


Tazedirekt ile kahvaltı zamanı Daha sağlıklı ve zinde olmak, vücudumuzun ihtiyacı olan enerji, vitamin ve mineral gereksinimlerini yeterli alabilmek ve güne enerji dolu bir başlangıç yapabilmek için kahvaltı öğününü atlamamamız önerilir. Öneriler bir yana, kahvaltı ederken günün ilk enerjisini depolamaya başladığımız gibi vücudumuzun keyif stoklarına da katkıda bulunuruz. Keyfi bol, enerjisi yerinde bir kahvaltı saati için bugün Apéro okuyucularını “ tatsız domatesten lezzetli menemen olmaz ” diyen Tazedirekt’in güvenle tüketebileceğiniz ürünler içeren kahvaltılık seçkisini keşfetmeye davet ediyoruz. Ekmeklerle başlayalım : Ne yediğimizi önemsememiz gerektiğine daima vurgu yapan Tazedirekt’in ekmek kataloğunda dileyen herkes kendi diyetine uygun bir ekmek çeşidi bulabiliyor. İçeriğinde bulunan protein miktarı sayesinde gün içerisinde fark yaratacak organik karabuğdaylı ekmekler; katkısız un, himalaya tuzu ve içme suyundan başka hiçbir madde içermeyen %100 ekşi maya ekmekler; besleyici lifler, mineral ve vitaminlere sahip farklı tahıllar içeren ekmekler ve elbette glutensiz beslenenlere uygun ekmek seçenekleri ve daha nicesi Tazedirekt’te. Tazedirekt’in lezzettine doyulmayacak kahvaltılık ürünleri arasında ise ; kuru meyve ve kuru yemiş eklenerek sağlıklı ve lezzetli bir öğün elde edilebilecek organik yulaf ezmesi, İzmir’in Bayındır Çınardibi Köyü’nde serbestçe gezen tavuklardan Tazedirekt organik yumurtaları, küçük bir kavanozuyla harika reçeteler ortaya çıkarabilecek tamamen doğal zeytin ezmesi ve sağlıklı yağ açısından zengin kuru yemişlerden elde edilen ezme çeşitleri, her kahvaltıyı pazar kahvaltısına çevirecek fermente sucuklar, Kaz Dağları’nın keçilerinden elde edilen %100 keçi sütünden peynirler ve kahvaltı masalarını süsleyecek daha pek çok ürün yer alıyor. Çevreyle uyumlu üretim yapan bilinçli üreticilerle sağlıklı ve sürdürülebilir bir gelecek yaratmayı hedefleyen Tazedirekt’in ürün seçkisine bu bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Günümüzde 50’den fazla ülkede yetiştirilen ve neredeyse her restoranın menüsünde yer edinmiş kinoanın yeme-içme sektörüne istilası, yetiştirildiği ana bölgeler için kendisi kadar masum sonuçlar doğurmamış. Küreselleşmenin ana yoldaş olduğu bu yolda, kinoa, yüksek besin değeri ve hemen hemen her türlü iklime uyum sağlayabilmesi nedeniyle Birleşmiş Milletler tarafından iklim aciliyetinin sonucu olarak gıda güvensizliğine karşı can simidi olarak tanıtılmasıyla öne çıkıyor.
Doğduğu yer olan And Dağları'nda kinoa tarımına ne zaman başlandığı bilinmezliğini korusa da “tahılların anası” olarak da bilinen kinoanın geçmişi altı bin yıl öncesine uzanıyor. İnkalar bu temel gıdayı güneş tanrısı İnti’nin insanlığa bir hediyesi olarak kabul edip ekim ve hasadını din insanlarının duaları eşliğinde gerçekleştiriyorlarmış.
Kinoanın küreselleşmesi: Güney Amerika’daki toplumlar için temel gıda görevini uzun yıllar sürdüren kinoa, 1970’lerde küçük ve çok yavaş adımlarla vejetaryenler aracılığıyla Batı’ya açılmış. Yavaş ama düzenli bir artışla 40 yıl boyunca ihraç edilen kinoaya olan talep, 2013 yılında keskin bir şekilde arttı. Küreselleşmenin gıda sistemine yansımasının en belirgin örneklerinden bu yükseliş, iki olayın etkisiyle gözlemlenebilir.
İlk olarak NASA, kinoayı astronotların beslenmesinde kullanmak ve topraksız ortamda yetiştirmek için çeşitli çalışmalar başlatıyor. Sonrasında Birleşmiş Milletler, 2013 yılını “Uluslararası Kinoa Yılı” ilan ediyor. Peru hükümetinin de teşvikiyle 2000’de dünya kinoa üretiminin %6’sını temsil eden Peru, 2016 yılında dünyanın en büyük üreticisine dönüşüyor. Ülkenin ihracatı iki yıl içinde yaklaşık %300 artıyor. Bu süreçte gelir seviyesi yükselen Peru halkının altın yumurtlayan kazı ne yazık ki çok geçmeden etkisini yitiriyor: Pazardaki fırsatı gören herkesin kinoa ekmeye başlamasıyla arz, talepten çok daha yüksek oluyor ve böylelikle fiyatlarda ciddi bir düşüş yaşanıyor.
Küreselleşmenin sonucu: Kinoaya artan talep, iç pazardaki fiyatındaki artışlar olarak Peru’daki halka yansıyor. Toplumun bir kısmının “alıştığı” temel gıdaya ulaşamaz hâle gelmesi, küreselleşmenin gıda güvensizliği üzerindeki etkisini bu kez kinoa üzerinden gözler önüne seriyor. 2005 ve 2014 yılları arasında ülkedeki kinoa üretiminin yaklaşık dört kat artmasına rağmen fiyatlardaki %500’lük yükseliş durumun ciddiyetini daha net gösteriyor.
Peru halkının yeme alışkanlıklarında yaşanan değişimi bazı araştırmacılar alım gücünde yaşanan artışla birlikte daha fazla seçeceğe erişim sağlanabilmesine de yoruyor. Öte yandan küresel pazarın beklentisini karşılamak için çiftçiler belirli bir standartlaşmaya gidiyor. Önceden üretilen kinoa çeşitlerinin yaklaşık %35’i bir daha üretilmemek üzere terk ediliyor. Artan talebin bir diğer olumsuz etkisi, toprakta görülüyor. Maksimum gelir elde etmek için tarlalarına sadece kinoa eken ve olabilecek her yere ekim yapan çiftçilerin toprakları fakirleşiyor. Böylece çölleşmeler görülmeye başlanıyor.
Kinoayla birlikte Peru'da yaşanan değişim, küreselleşmenin bir toplumun toprağının, alım gücünün, yeme alışkanlıklarının ve biyoçeşitliliğin üzerindeki etkisine özetleyici ve etkili bir bakış sunuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Temmuzda gıda ve tarım politikaları konuşuyoruz. Bu hafta menüde Peru'da kinoa üretimi, Moda'da vegan suşi ve Apéro'dan yeni kelime var.
07 Tem 2021

YAZARLAR

Adasu Mireli
Food writer @ Aposto

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026





