Şişenin dışı: İhap Hulusi Görey


“Extra Gastronomy by Brothers” ’la müziğe, lezzete, farklı coğrafyalara yolculuk Gastronomiye ait deneyimlere ve tat, koku ve aromaların uyumuna dikkat çekmeyi amaçlayan gastronomi serisi Extra Gastronomy'ye bu yıl Brothers ev sahipliği yapıyor. Müzikten seyahate, sinemadan sohbetlere; pandemi döneminde özlediğimiz tüm deneyim paylaşımlarına ve keşiflere uzanan ilgi çekici yolculuklara çıkmaya hazır olun. Extra Gastronomy by Brothers'ın ilk videoları yayımlandı. Ayhan Sicimoğlu ve Oğul Türkkan’la Far East Gastronomy Stories: Oğul Türkkan ve Ayhan Sicimoğlu'nun ilgi çekici sohbeti Türkkan'ın Sicimoğlu'na yönelttiği "Sana bir tek yön bilet versem... Nereye giderdin?" sorusuyla açılıyor. Sicimoğlu'nun yanıtı oldukça net: "Dünyada 'başka bir gezegen' olarak adlandırdığım, bu dünyaya ait olmayan bir yere gitmek isterdim yeniden. Japonya." Sonrasında laf lafı açıyor, sohbet katman katman çoğalıyor, Uzak Doğu kültürüne ve yemeklerine dair hikâyelere Japonya mutfağının özel lezzetleri eşlik ediyor. İkilinin 14 dakikalık sohbetine tanıklık edenler, adeta oturdukları yerden Uzak Doğu’ya kısa bir seyahat gerçekleştiriyor. Ferit Odman ve Oğul Türkkan’la Jazz Bites: Ferit Odman ve Oğul Türkkan’la Jazz Bites: Caz müziğin, New Orleans’daki yükselişinden; caz’ın öncülerinin, Afrika ve Avrupa kültürünü caz kulüplerin menülerine nasıl yansıttığına kadar, caz kültürüne dair ilginç bilgilerle dolu bu keyifli sohbet, not alınacak mesajlarla dolu. İkilinin müzik ve yemek ilişkisini konuştukları sohbete özel lezzetler de eşlik ediyor. Türkkan, reuben ve pastrami sandviçlerdeki iç içe geçmiş farklı tatların yakaladığı uyumu, cazdaki katmanlara benzeterek, bambaşka bir harmoniye dikkatimizi çekiyor. Sohbetin en keyifli anlarından biri ise, soluğu davulun başında aldıkları anlar; Odman’ın farklı ritimleri çaldığı ve Oğul’un duyduğu ritimle hissettiklerini ifade edip, tahminlerde bulunduğu kısımlar oldukça eğlenceli bir deneyim yaşatıyor. Tüm video, Ferit Odman ve grubunun her saniyesi keyif veren performanslarıyla zenginleşiyor. Bu videoda sizi şunlar bekliyor: Damakta kalan lezzetler, kulakta kalan müzik ve 20 dakikalık dolu dolu bir sohbet. Derya Şensoy ve Twins Cocktail Lab’le Mix Together: Mix Together'da Oğulcan ve Yiğitcan'ın Derya'ya yönelttiği "En çok nerede olmak isterdin?" sorusu, üçlüyü kısa bir Brezilya turuna çıkarıyor. Yanmış coconut, biraz yeşil çay, turunç karışımı ve birazcık da aktif karbon kömürü tozu. Peki biraz da altın tozu, tozlu sokaklara gönderme. Sonra İskoçya'da ya da İngiltere'de bir caz kulübünde kısa bir mola; bir sonraki durak kuzey ışıkları. Renklerle, tatlarla, kokularla 8 dakikalık bir yolculuğa var mısınız? Müge Boz ve Hazer Amani’yle Dine Together: Dine Together'da Hazer Amani, hazırladığı menüyle Müge Boz'u Peru mutfağına bir yolculuğa çıkarıyor. Deniz ve toprak kokusundan harmanlanan menünün ilk lezzeti Ceviche; başrolde somon, levrek, karides. Yoğun baharatlarla harmanlanan deniz ürünleri; yumuşaklık, yağlılık katan hindistan cevizi sütüyle eşsiz bir uyum yakalıyor. Diğer yanda aktif karbonlu ekmeğin arasındaki uzun süre pişmiş dana kaburga ve dana kuyruk mini hamburgerleri katman katman bir lezzete dönüştürürken Amani’nin tatlı için tercih ettiği çeşitlilik ikiliyi özgürleştiriyor. Bu akşam yemeğinden geriye özenli lezzetler ve 14 dakikalık hoş sohbet kalıyor.
Daha fazlasını öğren →
Upuzun masalarda omuz omuza oturulan, maskelerin tamamen düştüğü, muhabbetin dibine vurulan, klasik mi yeni seri mi, tek mi duble mi diye tartışırken şişenin yarılandığı sofraları hepimizin özlediği aşikâr.
Rakı bizde itiyat. İçmesini, en çok da içerken hakkında konuşmasını severiz. Her kimle ve nerede olursak olalım, bu konuşmaların bir yerinde mutlaka Kulüp Rakı’nın bahsi açılır. Kulüp Rakı bize, evimizin balkonunda oturma rahatlığındaki eski meyhaneleri, beyaz muşambayla örtülü masaları, mezenin rol çalmadığı mütevazı sofraları, fondaki Münir Nurettin’i, eski İstanbul’u, saygıyı, dostluğu, ruhu olan kalıcı mekânları ve kalıcı insanları hatırlatır.
Belki de bize balık ve rakı aşkıyla özdeşleşen Kör Agop’u; hoş sohbetiyle herkesi kendine hayran bırakan Madam Despina’yı, cumhuriyetle yaşıt olan ve müşterileriyle masasını paylaşmasıyla bilinen Refik Arslan’ı, Çiçek Pasajı’na akordeonuyla damgasını vurmuş Madam Anahit’i, Beyoğlu’na uğuruyla gelen millî piyango satıcısı Cüce Simon’u, eski Kumkapı’yı, Yedikule’yi, Asmalımescit’i ve daha nicelerini anımsatır. Kısacası bizi renklerin siyah beyaz ama gülüşlerin bol olduğu, insanların yan yana masalarda birbiriyle derdini, neşesini paylaştığı zamanlara taşır.
Bir de bir etiketi vardır ki ısmarlandığı sofralarda pek çok kez tatlı bir münakaşaya sebebiyet vermiş, kültürel bir mirastır: “Etiketindeki içkilerini yudumlayan iki beyefendi kimdir?” Meşhur ikiliyle ilgili pek çok rivayet bulunmakla birlikte, bunların en popüleri ikilinin Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü olduğudur. Bir diğer tahmin ise Türkiye’nin ilk maç ve spor sunucusu Sait Çelebi ile Salah Birsel’in “Sergüzeşt-i Nono Bey ve Boğaziçi”sindeki Nono Bey, yani Hüseyin Hüsnü Paşa’nın oğlu Muhsin Bey olduğudur. Oysa etiketteki kişiler, etiketin yaratıcısı; Cumhuriyet döneminin ilk ve en önemli grafik tasarımcılarından biri olan, "Cumhuriyeti arşivleyen adam" diye de bilinen İhap Hulusi Görey’in bizzat kendisi ve yakın arkadaşı Fazıl Ahmet Aykaç’tır. Etiketin üzerindeki illüstrasyon İhap Hulusi’nin Beyoğlu Lebon Pastanesi’nde Ahmet Haşim, Mithat Cemal, Orhan Seyfi Orhon, Yahya Kemal Beyatlı ve Yusuf Ziya Ortaç ile birlikte keyifle rakı içtikleri akşamlardan birinin tasviridir.
İhap Hulusi zamanının Türkiye illüstrasyon sanatı ve reklamcılığında pek çok ilke adım atmıştır. 1923 yılında Galatasaray Lisesi’nde açtığı afiş sergisi, Türkiye’deki ilk grafik tasarım sergisidir. Akbaba dergisinin sayfalarının, okullarda yıllarca kullanılan ALFABE’nin kapağının, pek çok markanın günümüze kadar gelen sembolleşmiş tasarımlarının arkasındaki isimdir İhap Hulusi Görey. Cumhuriyetin ilk yıllarıyla özdeşleşmiş kimliğiyle bildiğimiz Kurukahveci Mehmet Efendi, Beykoz Kunduraları, Kavaklıdere Şarapları gibi birçok afiş ve reklam çizimlerine hayat vermiştir. Bundan dolayıdır ki İhap Hulusi’nin illüstrasyonları bizi geçmişe konuk eder. Tıpkı İhap Hulusi’nin eserleri gibi zamana direnen, bizi sadeliğiyle büyüleyen ve bu kültürü yansıtan her anıya, mekâna ve her kalender meşrebe selam olsun.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yemekle kimlik arasındaki ilişkiyi yeni nesil baharatçılar, eski nesil tasarımcılar ve Nasreddin Hocalı Danteli sofralarla anlatıyoruz. Bir de NFT çıkardık.
07 Nis 2021

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026




