Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu'yla: Coğrafi işaret 101

Dünden bugüne coğrafi işaretlerin tarihsel süreci, önemi, faydaları ve işleyişine dair bilmemiz gereken her şey.
Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu'yla: Coğrafi işaret 101

2 Aralık - Metro Türkiye - apéro
Metro Türkiye ile birlikte

Metro Türkiye yerel mantarların peşinde Yerel ürünleri öne çıkarmak, bu ürünlere sahip çıkmak ve farkındalık yaratarak Türk mutfağında daha fazla yer bulmaları için şef Şemsa Denizsel ile “Yerelin İzinde” projesini yürüten Metro Türkiye , projenin dördüncü durağında hem çeşitli hem katma değerli bir ürün olan mantarın peşinden gidiyor. Neler oldu? “Türkiye’de yaklaşık 200 çeşit yenilebilir mantar türü var. Şile ise, zengin çeşitliliği ve yabani olarak yetişen mantarlarıyla bilinen bölgelerimizden.” bilgisini Yerelin İzinde Mantar Buluşması ’nda paylaşan Mikolog Jilber Barutçiyan rehberliğinde, Türkiye'nin yerel mantarlarının izi sürüldü. Yabani olarak yetişen, nadir bulunan ve toprağın altından çıkarılan Trüf mantarının yanı sıra Coğrafi İşaretli Bolu Kanlıca mantarına dikkat çekilen gezide, şefler mantar toplamanın inceliklerini öğrenirken mantarların çeşitliliğini keşfettiler. Türkiye'nin zengin mantar çeşitliliğine ışık tutan gastronomik keşif yolculuğu, şef Şemsa Denizsel’in Casa Lavanda kurucu şefi Emre Şen ile birlikte hazırladığı, mantarın mutfaktaki yaratıcı kullanımlarını ve gastronomik potansiyelini vurgulayan özel bir menüyle taçlandı. Metro Türkiye raflarında: Bolu Kanlıca mantarı, Porçini, Sarıkız, Sığırdili, Civciv ayağı, İstiridye, Kuzugöbeği ve Trüf gibi çeşitli mantar türleri, hem taze hem de donuk formda, Metro Türkiye’nin sunduğu geniş yelpazenin bir parçası. Araştırmalar, mantarın gastronomideki öneminin artmakta olduğunu ve özellikle alternatif beslenen kişiler için önemli bir besin kaynağı hâline geldiğini gösteriyor. Metro Türkiye bu artan talebe; kendi markası Metro Chef ile taze/dondurulmuş mantar türleriyle ve Metro Chef Trüf Mantarı Aromalı Zeytinyağı , Sarıkız Mantarı Turşusu gibi sunduğu yenilikçi ve çeşitli ürünlerle cevap veriyor. Metro Türkiye ’nin vegan kataloğundan mantar çeşitlerine ve mantarlı özel tariflere ulaşılabiliyor.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Küreselleşmenin dayatmış olduğu tek yönlü, sağlıksız, küçük üreticileri yok eden agro-endüstriyel beslenme kalıbının her geçen gün biraz daha kırılmasıyla yöresel ürünlere talep, dünyanın her yerinde artıyor. Artık insanlar satın aldıkları ürünlerin köken ve kalitesi konusunda daha duyarlı ve seçici hâle geliyor.

Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, hayatını yöresel ürünlerin korunması ve tesciline adamış bir bilim insanı. Gönüllülük esasına dayanan Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı YÜciTA’nın kurucularından Yavuz Hoca, Türkiye'de ideal bir coğrafi işaret sistemi oluşturulması misyonuyla çalışıyor. YÜciTA, Türkiye’de yöresel ürünlerimizi koruyabilmek için ideal bir coğrafi işaretler sisteminin kurulabilmesi, yöresel ürünlere değer kazandırılarak sürdürülebilir kırsal kalkınmanın desteklenmesi, kültürel ve biyolojik çeşitliliğin korunması amaçlarıyla çalışmalarını sürdürüyor. Yavuz Hoca'ya sorduk: Coğrafi işaret nedir, ne değildir? Dünden bugüne coğrafi işaretlerin tarihsel süreci, önemi, faydaları ve işleyişine dair bilmemiz gerekenleri tüm incelikleriyle yanıtladı.

Coğrafi işaret nedir? 

Tüketici bir markete girdiği zaman, Kars Kaşarı ya da Ezine Peyniri soruyorsa, tatlıcıda Antakya Künefesi sipariş ediyorsa terminolojisi bilinmese dahi bunların hepsi temelinde birer coğrafi işaret. Coğrafi işaret en kısa tanımıyla bir ürünü gösteren yer adı. Ürün, o yer adıyla ünlenmiş ve onunla özdeşleşmiş hâlde. Yeni Zelanda kuzusu, İskoç viskisi, Türk rakısı, Florida portakalı, Malatya kayısısı, Çorum leblebisi, Antep baklavası gibi. 

Coğrafi işaret logoları


Coğrafi işaretlerin çıkış hikayesinden bahseder misiniz? 

Coğrafi işaretlerin kökeni Eski Yunan ve Mısır'a dayanıyor. Ancak coğrafi işaretlerin yasal düzenlemeye tabi olması yaklaşık 150 yıl öne başlıyor. Ortaya çıkış nedenlerinin başında, haksız rekabet meselesi var. Kaliteli ürünler piyasada daima sahteleriyle rekabet etmek zorunda. Çünkü sahtelerin kaliteli ürünleri piyasadan kovma riski söz konusu. İktisatta "Gresham Yasası" isimli bir yasadan bahsederiz: Kötü para, iyi parayı piyasadan kovar. Kötü mal da iyi malı piyasadan kovuyor. 

Yasal düzenlemenin doğuş öyküsü Fransa’ya dayanıyor. Fransa'da en iyi şarabın üretildiği iki bölge var: Bourgogne ve Bordeaux. Bu bölgelerdeki üreticiler başka yerlerde taklit edilmekten şikayetçiler. Çünkü şarap üreticileri, ürettikleri şaraplara Bourgogne ya da Bordeaux etiketi yapıştırarak pazarladıklarında büyük bir haksız rekabete neden oluyorlar. Bordeaux ve Bourgogne’daki şarap üreticileri de bu konuda sık sık tepki gösteriyor. Bu tepkiler o kadar yükseliyor ki 1910-1911 yıllarında Fransa ordusu iki kez bağcıların başkaldırılarına müdahale etmek zorunda kalıyor. Sürekli yasal düzenlemeler çıkarılıyor ancak hepsi eleştirilere maruz kalıyor. 

En nihayetinde Fransa'da 1947 yılından günümüzde etkin olarak çalışan Institut national de l'origine et de la qualité isimli Fransa Köken Adlandırmaları ve Kalite Ulusal Enstitüsü kuruluyor. Uygulamalarına şarap ve sert içkilerle başlayan enstitü, coğrafi işaretler anlamında Fransa mucizesinin temel kaynağı. Enstitünün kuruluşuyla Fransa'da coğrafi işaretler disipline alınıyor. 1992'de tarım ve gıda ürünleri de enstitü tarafından coğrafi işaretler kapsamına alınıyor. 

"Coğrafi işaretler kendine özgü niteliklere sahip, sınırları belirtilmiş coğrafi alan (teruar) içinde tescil belgesindeki kurallara uyarak üretim yapan tüm üreticilere ait anonim bir haktır."

Bunun bir ticari marka veya ürün kalite işaretinden farkı nedir? 

Coğrafi işaretler kendine özgü niteliklere sahip, sınırları belirtilmiş coğrafi alan (teruar) içinde tescil belgesindeki kurallara uyarak üretim yapan tüm üreticilere ait anonim bir haktır. Marka ise bir işletmenin ürettiği ürünün ya da hizmetin diğerlerine göre farklılığını gösteren bir işarettir. Alınabilir, satılabilir ya da devredilebilir. Dolayısıyla coğrafi işaretlerle markalar birbirinden tamamen farklıdır.

Coğrafi işaret kapsamında menşe adı ve mahreç işareti olmak üzere iki koruma türü var. Bunların birbirinden farkı nedir? 

Coğrafi işaret, ürünleri taklit ve sahtelerine karşı koruyarak haksız rekabeti engeller. Coğrafi işaret korunmasına yönelik “Menşe Adı Koruması” ve “Coğrafi İşaret Koruması” olarak iki ayrım söz konusu. Menşe adı koruması ya da menşe işaretine göre (Protected Designation of Origin / PDO) ürünün üretim, işleme ve hazırlama süreçlerinin tamamının tanımlanmış coğrafi alanda gerçekleşmesi gerekiyor. Rokfor peyniri, Antep fıstığı, Ezine peyniri gibi. Sadece bulundukları yerde üretilebilen bu ürünler tekil ve eşsiz ürünler olarak nitelendiriliyor. 

Mahreç işaretine göre de (Protection of Geographical Indications / PGI) ürünün üretim, işleme ve hazırlama aşamalarından en az birinin tanımlanmış coğrafi alanda gerçekleşmesi gerekiyor. Tamamen ustalık, beceri ve bilgiye dayanan bu koruma türünde ürünün üretilmesi için gerekli hammadde, coğrafi alanın dışından geliyor. Çorum leblebisi için nohutun, Mersin cezeryesi için havucun dışarıdan gelmesi gibi.

"Coğrafi sınırları belirli bir fizikî ortam oluşturan yöre, iki temel bileşenden oluşur. Bunlardan ilki doğal faktörler olup yöredeki özel iklim koşulları, su ve toprak yapısından oluşan ekosistemdir. Yöreyi belirleyen ikinci bileşen de beşerî faktördür."

Coğrafi işaretli ürünlerin sahtesi olur mu? Tescil neden önemli? 

Kaliteleriyle temayüz eden coğrafi işaretin sıklıkla sahteleri ve taklitleri üretiliyor. Biz buna coğrafi işaret tecavüzü diyoruz. Avrupa Fikrî Mülkiyet Ofisi’nin (EUIPO) bir raporuna göre AB’de coğrafi işaretin dolandırıcılıktan dolayı uğradığı zarar 2014'te 4,3 milyar avroya ulaşıyor. Bu da en çok internet satışları yoluyla gerçekleşiyor. Dolayısıyla bu eşsiz ürünlerin korunması gerekiyor. Bu koruma da coğrafi işaret tescili yoluyla sağlanabilir. Örneğin Finike Ovası’nda üretilen Finike portakalının yıllık üretim miktarı, yılda ortalama 140-150 bin ton iken İstanbul Hâli'ne giren Finike portakalı miktarı yılda 450-500 bin tonu buluyordu. Bundan Finike portakalı üreticileri ve bu portakalı Finike portakalı zannederek satın alan tüketiciler büyük zarar görüyordu. 2017’de çıkan Sınai Mülkiyet Yasası’yla tescilli ürünlerde logo kullanma zorunluluğu getirildi. Bu da uygulanan yasal yaptırımlar nedeniyle coğrafi işaret tecavüzlerini önemli ölçüde azalttı.

Coğrafi işaretli ürünlerin olmazsa olmazı yörenin öneminden bahseder misiniz?

Coğrafi işarette ürün ile yer ilişkisi son derecede önemli. Coğrafi işareti iyi anlayabilmek için ürünün ait olduğu yöreyi çok iyi anlamak gerekiyor. Coğrafi sınırları belirli bir fizikî ortam oluşturan yöre, iki temel bileşenden oluşur. Bunlardan ilki doğal faktörler olup yöredeki özel iklim koşulları, su ve toprak yapısından oluşan ekosistemdir. Bu faktörler özgün tarım ve gıda ürünlerinin üretilmesine olanak veriyor. Genelde tarımsal kaynaklı olan bu ürünler aynı kalitede başka bir yerde üretilemez. 

Yöreyi belirleyen ikinci bileşen de beşerî faktördür. Burada yaşayan insan topluluğu, tarih boyunca fizikî ve biyolojik çevreyle beşerî faktörler arasındaki ilişkilerden kaynaklanan kolektif bir üretim becerisi oluşturmuş. Özgün üretim becerisi, bilgi ve ustalıktan kaynaklanan kökenleri, bulundukları yöreye ait olan ünleriyle ait oldukları yöreyle adlandırılan bu ürünlere “yöresel ürünler” adı verilir. Bu ürünler tipik, kaliteli ve belli bir bilinirliğe sahip ürünler olup hepsi birer coğrafi işaretli ürün niteliğindedir.

"Coğrafi işaret sistemi bir sacayağıdır. Ayaklardan ilki tescil, ikincisi yönetişim ve üçüncüsü denetim."

Türkiye’de ve dünyada coğrafi işaret: Neden aynı değil? 

Türkiye coğrafi işaretlerle ne zaman tanıştı?

Coğrafi işaretin kökenleri Eski Mısır’a ve Eski Yunan’a kadar iniyor. Parmigiano Reggiano ve Comté gibi ürünlere bakıldığındaysa coğrafi işaretin kullanımı 13. yüzyıla kadar dayanıyor. Ancak coğrafi işaretlerle ilgili uluslararası yasal düzenlemelerin ortalama bir buçuk asırlık bir geçmişi var. Bu süreç, 1880’te Paris Sözleşmesi’yle başlıyor. Bunu, 1891’de Madrid Anlaşması, 1958'de Lizbon Anlaşması ve ardından 21 Mayıs 2015 tarihinde İsviçre’de imzalanan Lizbon Anlaşması Cenevre Metni "Acte de Geneve" takip ediyor.

Coğrafi işaretle ilgili, yönetimi Dünya Fikrî Mülkiyet Örgütü tarafından üstlenilen bu üç uluslararası temel sözleşmenin dışında, Dünya Ticaret Örgütü tarafından yönetilen ve coğrafi işaretle ilgili en kapsamlı anlaşma kabul edilen Ticaretle Bağlantılı Fikrî Mülkiyet Hakları Sözleşmesi (TRIPS) de var. Dünya Ticaret Örgütü, 5 Nisan 1994'te Marakeş’te kuruldu. TRIPS’e taraf olan devletlerin coğrafi işaretle ilgili yasal düzenleme zorunluluğu olduğu için, Türkiye de 1995’te 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’yi hayata geçirdi. Birçok eksikliği olan bu Kararname 2017 yılında 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Yasası çıkarılana dek uygulanmaya devam etti. Böylece Türkiye’nin coğrafi işaretle ilgili bir yasal düzenlemesi oldu.

Türkiye’de ve dünyada güncel coğrafi işaretli ürün verileri nedir?

Dünyada 15 bin civarında tescilli coğrafi işaret bulunuyor. Bunun 1/3’ü Avrupa Birliği’nde. Coğrafi işaretin dünya çapında 300 milyar dolarlık bir satış değeri var. Bu değer AB’de 100 milyar avroya ulaşıyor. Söz konusu gelirin 27 milyar avroluk kısmıysa Fransa’ya ait. Bugün itibarıyla AB’nin 1.664 tescilli coğrafi işareti bulunuyor. Bunun 204’ü AB dışı ülkelere aitken 321 tescille listede başı İtalya çekiyor. Onu 268 tescille Fransa, 211 tescille İspanya, 145 tescille Portekiz ve 115 tescille Yunanistan izliyor.

Güncel olarak Türkiye’de tescillenmiş 1.490 ürün var. Yurt dışı kaynaklı ve geleneksel ürün adını çıkardığımız takdirde geriye 1.461 tescilli coğrafi işaret kalıyor. Bu ürünlerin yaklaşık %28’i yemek ve çorbalar, %21’i tarımsal ürünler ve %21’i de fırıncılık, pastacılık ürünleri. Kentler sıralamasında 102 tescille Gaziantep liste başı. Onu 72 tescille Konya, 50 tescille Diyarbakır, 54 tescille Erzurum, 47 tescille Şanlıurfa izliyor. Bir yandan AB tescil başvuruları da sürüyor. 15 ürünümüz tescillenirken 6 ürünümüz de askıda. Bunlardan sırayla Edremit Körfezi çizik zeytini, Maraş tarhanası ve Ezine peyniri, Aralık ayında tescillenecek ve Türkiye 2024 yılına 18 AB tesciliyle girecek.

Türkiye'de coğrafi işaretlerin korunmasına ilişkin yasal çerçeve diğer ülkelerle karşılaştırıldığında nasıl işliyor? Bu konuda herhangi bir zorluk veya iyileştirmeye ihtiyaç var mı?

Coğrafi işaret sistemi bir sacayağıdır. Ayaklardan ilki tescil, ikincisi yönetişim ve üçüncüsü denetim. Türkiye’de tescillerden Türk Patent ve Marka Kurumu sorumlu. AB’den alınan tescil sayısının 100'e çıkarılması amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ocak 2023’ten itibaren bir seferberlik başlattı. AB tescilleri coğrafi işaretlerin AB sınırları içinde korunması, imajlarının güçlenmesi, tanınırlığının ve ihracatın artmasına katkı sağlıyor. Ancak Türkiye’de henüz coğrafi işaretle ilgili sistemi kuramadığımız için bu çabalar bir yerden sonra anlamsız kalıyor. Coğrafi işaret tescili ürüne aynı zamanda katma değer sağlıyor. Buna “premium price” diyoruz. Örneğin 2016 yılında Çin’in Pingu şeftalisinin AB tescili sonrası fiyatı 1,5 yuandan 4 yuana çıktı. 2017 yılında Malatya kayısısı da AB’de tescillendi ve o sene fiyatı %35 düştü. Coğrafi işaretler tarihinde böyle bir durum ilk kez yaşandı. 

Nedenlerini sorguladığımızda görüyoruz ki Türkiye’de kamu idaresinin coğrafi işareti sadece tescilden ibaretmiş gibi gören algısı sürüyor. Buna bağlı olarak da sistemin yönetişim ve denetim ayakları konusunda gelişme görmüyoruz. Dolayısıyla ürünlerimize verilen tesciller katma değer yaratmıyor. Bu konuda 21 Kasım 2019 tarihinde Tarım-Orman Şurası kararlarını açıklayan Sayın Cumhurbaşkanı, coğrafi işarette yönetişim ve denetim konusunda gerekli mevzuat düzenlemesinin yapılacağını belirtti. Ancak o tarihten beri hiçbir gelişme olmadı. Bu arada tescillemeler baş döndürücü bir hızda devam ediyor.

Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı YÜciTA olarak biz bu durumu tescil furyası olarak nitelendiriyor ve eleştiriyoruz. Bu yaklaşım, coğrafi işaretlerimizi itibarsızlaştırarak sisteme zarar veriyor. Bu nedenle ivedilikle sözü edilen yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Türkiye’nin eşsiz coğrafi işaret potansiyelinin kendisinden beklenen ekonomik ve sosyal faydaları yaratabilmesi için sistemin kurulması gerekiyor.

"Coğrafi işaretin tüketicileri aydınlatma, yönlendirme, ürünlerin niş pazarlara ulaşmasında kolaylık sağlama, turizmi ve gastronomiyi geliştirme gibi birçok faydası var."

Taşköprü sarımsağının yok olmaktan kurtuluş hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

Taşköprü sarımsağı, Çin sarımsağı rekabeti karşısında kaybolmak üzereydi. Üretimi 10 yılda 50 bin tondan 10 bin 600 tona düşmüştü. Yöresel ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı YüciTA olarak Metro Türkiye’yle birlikte bir proje hazırladık ve bu ürünü kaybolmaktan kurtardık. Metro Türkiye’nin başını çektiği bir konsorsiyum sayesinde şu anda üretim, 30 bin tonu aştı. Taşköprü sarımsağı yerine Çin sarımsağı yetiştirme hususunda üretici de haklı taraftaydı. Çünkü Çin sarımsağı dönüm başına 2.000 kilogram ürün verirken Taşköprü sarımsağı 600 kilogram veriyor. Ama Metro Türkiye tarafından üreticilere satın alma garantisinin verilmesi ve bunun yanında isteyen üreticilere küresel gıda güvenliği ve tarım sürdürülebilirliği standartlarını belirleyen GlobalGAP Sertifikası sözü verilmesi kaybolmakta olan bu özvarlığımızı geri getirdi.

Korumak ve sürdürmek neden önemli? 

Coğrafi işaretlerin kırsal alanlarda, yerel ekonomilere ve endüstrilere faydaları neler? 

Coğrafi işaretin sağladığı en önemli faydalar arasında kırsal kalkınma yer alıyor. Örneğin İtalya’da ünlü parmesan peyniri Parmigiano Reggiano, ülkede Parma, Bolonya, Modena ve Reggio Emilia aksında üretilen bir peynir. Tamamen çiğ inek sütünden üretilen bu peynirin her bir tekerleği 500-550 litre sütten üretiliyor ve 45-50 kilo ağırlığında. Süt üreticisi, peynir üreticisi ve olgunlaştırıcısı dahil olmak üzere parmesanın yarattığı değer zincirinde tam 50 bin kişi çalışıyor. Konsorsiyum verilerine göre 2019 yılı cirosu 2,5 milyar avro. Bu veriden de anlaşılacağı üzere Parmesan o bölgenin ekonomik motoru. Türkiye’ye baktığımızda Malatya’da yaklaşık 50 bin aile Malatya kayısısı üretiminden gelir elde ediyor. Kayısı ihracatından sağlanan gelirse her sene 250-300 milyon dolar aralığında. Bunların yanısıra coğrafi işaretin tüketicileri aydınlatma, yönlendirme, ürünlerin niş pazarlara ulaşmasında kolaylık sağlama, turizmi ve gastronomiyi geliştirme gibi birçok faydası daha söz konusu.

Coğrafi işaretlerin mağaza ve restoran menülerinde daha fazla görünür olması, toplumun bu konuda daha da bilinçlenmesine nasıl katkı sunabilir?

Herhangi bir menüde sarımsak yerine Taşköprü sarımsağı yazması farkındalık uyandırmak adına önemli. Ama bu durum tüketicinin Taşköprü sarımsağının bir coğrafi işaret olduğunu bilmesi ve ürünü tanıması koşuluyla sağlanabilir. Ülkemizde coğrafi işaret ve logolar tüketici tarafından yeterince tanınmıyor. Çünkü bu konuda ne yazık ki kamu spotları kullanılmıyor. Özellikle 2017’den itibaren coğrafi işarette logo kullanma zorunluluğu getirildikten sonra kamu spotlarının uygulanması gerekiyordu. Tüketici gerçek manasıyla bilinçlendiğinde menülerde yer alan isimler de anlam kazanacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

🍄 Yerelin İzinde

Coğrafi işaret nedir ne değildir, yerel ürünleri korumak ve sürdürmek neden önemli? Metro Türkiye'nin bu alanda hayata geçirdiği projeler neler? YÜciTA kurucularından Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu anlatıyor.

09 Ara 2023

Metro Türkiye ile birlikte
Yerelin izinde: Şile'de mantar avı. Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli