Bir fincan kahvenin bedeli

Kahvenin bir içecek olarak fincanımıza ulaşmasının arkasındaki zincir, paslanmış halkalarla dolu. Bugün paslı halkaların yerine yeni ve “temiz”leri konmaya çalışılsa da böylesine bir zinciri onarmak, zannetiğimiz kadar kolay değil. Üstelik talebin her geçen gün arttığını düşünürsek…
Bir fincan kahvenin bedeli

Sabah saat 06.30 gibi uyanıyorum. Yüzümü yıkadıktan sonra ilk yaptığım şey sabah içeceğim ilk kahvenin hazırlığını yapmak: Moka pota ya da filtre kahve makinesine kahve ve suyu koyarak hazır etmek. Tanıdık bir senaryo değil mi? 06.30’da değil belki ama saat kaçta olursa olsun birileri dünyada her gün 2,25 milyar fincandan fazla kahve tüketiyor. Üstelik kahve üretiminin %90'ından fazlasının gerçekleştiği ülkelerde sabah tarlaya giden insanlar tarafından değil, sabahları erkenden kalkıp bilgisayarının başına kurulanların çoğunlukta olduğu, kahvenin yetişmediği ülkelerde. Peki ya bu senaryo nasıl, bu da tanıdık değil mi?

Sırf bu denkleme bakarak bile kahve ticaretinin dünyaya verdiği zararı bir nebze düşünmek mümkün. Küçük yaşlarda İtalya’dan gelen kahvelerle ve İtalyanca kitaplarından kahvesiyle meşhur olarak tanıdığım İtalya’da kahve yetişmediğini öğrendiğimde yaşadığım dehşeti hatırlıyorum. Şimdiyse meselenin yalnızca lojistik sebeplerle dünyaya zarar vermediğini bilen bir yetişkin olarak dehşete düşmeye devam ediyorum. 

Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.

Aposto Premium
Ayda

  • Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
  • Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
  • Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
  • Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.
Aposto Premium üyesi misin? Giriş yap
demet
apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

☕ Kahvenin hatırı

Haftanın menüsü: Haberler, iştah açanlar, kahve demleme teknikleri, kahvenin bedeli, Beyoğlu’nun en iyi Türk kahvesi.

13 Oca 2021

☕ Kahvenin hatırı

YAZARLAR

Elif Bayram

Editor-in-chief, Soli

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

OKUMAYA DEVAM EDİN

apéroapéro
∙

HİKAYE

Çanakkale’de restoran kültürüne yeni bir soluk: Başka türlüsü mümkün mü?

Bir restoran, bulunduğu kentin yeme-içme kültürünü ne ölçüde değiştirebilir? Urla’da yerel ürünler ve üreticiler etrafında gelişen restoran kültüründen ilham alan Bertha, Çanakkale’de nasıl bir dönüşümün parçası olmayı hedefliyor? Danışmanlar Osman Sezener ve Sabiha Apaydın ile yatırımcı Yağız Özgen, bu soruya mutfaktan servise, yerel üretimden gastronomi turizmine uzanan farklı açılardan yaklaşıyor.

07 Kas 2026

Çanakkale’de restoran kültürüne yeni bir soluk: Başka türlüsü mümkün mü?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Ortolan kuşu ritüeli: İnsanlar yemek yerken neden yüzlerini gizlediler?

Kemikleri ve iç organlarıyla yenen ortolan kuşu, Fransız gastronomisinin en tartışmalı yemeklerinden biri. Dumas’nın mutfak sözlüğünden "Succession"a uzanan hikayesi, bir lokmalık haz uğruna hayvanlara çektirilen acıyı gündeme getirirken geleneksel olarak ortolanları yerken başa örtülen peçete, başka bir soruyu da akla getiriyor: Yemek yerken neden saklanırız?

Canberk Çolak

·

03 Kas 2026

Ortolan kuşu ritüeli: İnsanlar yemek yerken neden yüzlerini gizlediler?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Tada dair: Burnumuzun bildiği, dilimizin bilmediği

Nezleyken elma neden elma gibi gelmez, kırmızıya boyanmış beyaz bir şarap kırmızı şarap gibi algılanabilir mi? Lezzet yalnızca dilimizin işi değil. Koku, görme ve ağızda oluşan duyumların kesişiminde şekillenen bu deneyim, bir yiyeceği tanımamızdan onu sevmemize kadar pek çok şeyi etkiliyor.

Cansın Gelişli

·

31 Eki 2026

Tada dair: Burnumuzun bildiği, dilimizin bilmediği
apéroapéro
∙

HİKAYE

Daday'da iki gün: Hasattan kışa

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Reyhan Ülker

·

24 Eki 2026

Daday'da iki gün: Hasattan kışa
apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi