Hepsine hükmedecek tek hububat: buğday


Brothers ile hayata, şehre, doğaya, yaza karış: #BlendYourself “Dağılmadan toplanmak büzülmektir, küçülür insan. Yayıldıktan sonra derlenmekse genişleyip olgunlaşmaktır, büyümüş çıkar insan.” Nermi Uygur, yaşamanın inceliklerini kendi perspektifiyle anlattığı Yaşama Felsefesi kitabında yaşamı zenginleştirmenin, olgunlaşmanın yolunun dağılmaktan, karışmaktan, kaybolmaktan ve bulmaktan geçtiğini bu cümlelerle ifade ediyor. Kapsayıcı bir dünya görüşü edinmek, potansiyelini ve yapabileceklerini keşfetmek, dünyadaki zenginliklerin farkına varmak yeni adımlar atmakla mümkün oluyor. İskoç kültüründen ilhamla benzer tutkuları paylaşan herkese kardeşlik, birliktelik ve cömertlik değerlerini harmanlayarak bir yaşama kültürü sunan Brothers, tam da bu noktalardan hareketle kişisel zenginliği yücelten, farklılıkları kucaklayan, kapsayıcı, karışarak zenginleşmeyi savunuyor. Brothers yeni söyleminde her insandan, her mekândan, her şeyden öğrenilecek bir şeyler olduğunu savunuyor ve ön yargıları geride bırakarak kendi kişisel zenginliğini yaratmayı teşvik ediyor. Zira herkese ve her şeye açık olan, hayatın getirdiklerini heyecanla kucaklayan, kendi yolunu kendi çizen herkes hikâyenin sonunda kendi kimliğini ve hayatını zenginleştirebiliyor. Şehir, sanat, doğa, dans, lezzet; hayatta karışılacak çok şey var ve her biri bizi bekliyor. Bu kapsayıcı söylemin ilk çağrısı; her adımda karşımıza çıkacak farklı renklere, başkalarından duyacağımız ilham verici hikâyelere, her geçişte bir ayrıntı keşfedebileceğimiz sokaklara inanan Yiğit Özşener’den geliyor: "Hayatın tadını almak istiyorsan karışacaksın. Hayat şehre karışınca güzel. Farklı sokaklardan, farklı dünyalardan geç. Göreceksin ki kendi dünyanı genişleteceksin. Onların hikâyesine karıştıkça kendi hikâyeni zenginleştireceksin belki de. Çünkü hayat, şehrin hikâyelerine karışınca güzel. Hayat, hayata karışınca güzel." "Hayat karışınca güzel." Brothers #BlendYourself, yani #HayataKarış mottosuyla; kişisel zenginliğiyle ön plana çıkan isimlerin gözünden şehre, sanata, doğaya, dansa ve lezzete karışma hikâyeleri anlatıyor. Zira Brothers buna inanıyor: "Hayat karışınca güzel." Yiğit Özşener’in şehre karışma çağrısıyla başlayan ve ilham veren başka isimlerle sanata, doğaya, dansa, lezzete karışmaya davet eden çağrılarıyla sürecek #BlendYourself çağrılarını yakından takip etmek için Brothers’ı Instagram’dan takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
İnsanlık tarihinden bahsederken "buğdaysız, pirinçsiz yahut mısırsız bir tarih anlatısı, eksik kalır" diyebiliriz. Konu özellikle Anadolu coğrafyasıysa şayet, bütün sahne ışıkları tek bir hububatın üzerinde yanıp sönüyor: triticum yani buğday. Ana vatanı sayılan Güneydoğu Anadolu’yu da kapsayan Verimli Hilâl’de, buğday tarımı neredeyse 10 bin yıldır sürdürülüyor.
Yabani otlar kategorisinde ilk olarak yetiştirilen arpa, ardından da buğday geliyor. İçinde hâlâ günümüz dünyasında da tükettiğimiz antik buğdaylar olmak üzere dünya üzerinde yaklaşık 30 bin çeşit buğdayın olduğu biliniyor; bu açıdan da Türkiye, olağanüstü bir buğday biyoçeşitliliğe ev sahipliği yapıyor. Üzerinde binlerce medeniyeti ağırlamış Anadolu topraklarındaysa 23 yabani buğday türü ve 400’den fazla ıslah edilmiş buğday çeşidi var.
Bir devrim olarak tarım
Tarım, 21. yüzyıl insanı için "doğal olana dönüş" olarak ele alınıyor. Anatomik olarak modern atalarımız için — belki de — akıllarının alamayacağı bir teknik. Bir buluş ve temeli 11 bin yıl önce atılmış bir devrim olarak tarım, doğal olanın ehlileştirilmesiyle başladı ve uygarlığın özünü oluşturuyor. İşin en ilginç taraflarından biri, tarımın farklı zaman dilimleri ve farklı coğrafyalarda birbirinden oldukça bağımsız bir şekilde ortaya çıkıp gelişmiş olması.
Medeniyete doğru: Avcı-toplayıcı atalarımız, tarıma geçişle birlikte daha düzenli ve sistematik bir hayata adapte olmaya başlıyor. Bu, sürülerin peşinde karın tokluğu için harcanan onlarca saati çok daha verimli hale getiriyor; böylelikle insan, zaman içinde zanaat, teknoloji, sanat ve mimari gibi ihtiyacın zekâ ve düşünme yetisiyle harmanlandığı işlere bolca odaklanabiliyor! Tarım, yerleşik hayata kapı aralıyor; bu, nüfusun artmasına sebebiyet veriyor; nüfusun artması da sosyal hayatın gelişmesine yol açıyor. Böylece şehirler oluşuyor ve hepsi, insanlığın medeniyetini oluşturuyor.
Başta sağdığımız üç hububatın içinde bu yazının yıldızı olarak öne çıkan buğday, ekstra bir gayrete gerek kalmadan yetişmesi ve bir verilip tek başaktan bin alınmasıyla neredeyse tüm medeniyetlerce benimsenmesini sağlıyor. Avcı-toplayıcı atalarımızın çok çabayla az yemeğe ulaşmasının ardından, buğday gibi besin değeri yüksek bir hububata sahip olmak, onu zaman içinde vazgeçilmez kılıyor.
Temsiller: Antik Çağ'da buğday ve ekmek ikilisi, şaşırılmayacak şekilde, medeniyetin de sembolü hâline geliyor ve buğday, özellikle mitlerde, her zaman kendine varlık alanı oluşturuyor. Buğday başakları, isimler coğrafyaya göre farklılık gösterse de Eski Yunan’da Demeter, Mezopotamya’da İnanna, Roma’da Ceres, Sümer’de Ezina, Mısır’da Neper olarak her dönem bolluk ve bereketi simgeliyor.
5300 yıl önce yaşamış Buz Adam Ötzi’nin yediği son yemeğin içinde de eincorn yani siyez olduğu biliniyor. Ezcümle, var olsun glüten!
Kaynaklar
Tom Standage, İnsanlığın Yeme Tarihi, Çev. Gencer Çakır, Maya Kitap, İstanbul, 2018.
Linda Civitello, Mutfak&Kültür İnsanın Beslenme Tarihi, Çev. Z. Nilüfer Nahya ve Saim Örnek, Bilim ve Sanat Yayınları, Ankara, 2019.
https://tarihvetarif.com/anadolunun-bugday-yemekleri-i-hasil/
https://www.wwf.org.tr/?6640/anadolununbugdaymirasi
http://arkeopolis.com/bugdayin-uygarliklardaki-yeri/
https://www.nationalgeographic.com/science/article/news-otzi-iceman-food-DNA-diet-meat-fat
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Tavuk ve yumurta üretim sisteminin gerçekleri, Mezopotamya'da tarımın ortaya çıkışından beri yıldız hububatımız.
14 Tem 2021

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026




