Nitelikli kapsül kahve: Ne kadar nitelikli, ne kadar pazarlama ürünü?

Üçüncü nesil kahvecilerle hayatımıza giren nitelikli kahve ve modern insanın zamansızlığına alternatif olan kapsül kahve arasında nasıl bir bağlantı var? En sevdiğimiz kavurucuların kapsül kahveleri üzerinden konuşuyoruz.
Nitelikli kapsül kahve: Ne kadar nitelikli, ne kadar pazarlama ürünü?

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Nitelikli kahvenin dünyada ve bunu takiben ülkemizde yayılmasına seviniyorum. Kaliteli çekirdek ve kahve isteği yaygınlaştıkça hem tarımda hem de tüketici tarafında hızlanan inovasyonla kahve dünyasındaki oyun ve keşif alanı da biz meraklılar için genişliyor.

Bu yayılmaya paralel olarak dünya nüfusunun çoğunluğunun şehirlerde yaşamaya başlaması ve hayatlarının gitgide hızlanmasıyla, “hızlı kahveye” erişim isteği de artıyor. İtalyanların işe giderken hem sosyalleşip hem de güne başlamak için içtiği “tek atımlık” espresso artık birçok ülkede kapsül formunda gündelik hayatlarda yerini aldı. 

2020’de The Guardian’da yayımlanan bir yazıya göre, sadece bir yıl içinde Nespresso yaklaşık 14 milyar kapsül satmış ve her saniye yaklaşık 400 kapsül tüketilmiş. Nespresso’nun büyümeye devam ettiğini de göz önünde bulundurursak, ortada hızlı kahveye ihtiyaç duyan devasa bir pazar olduğu aşikar. Öyle ki pazarın boyutunu fark eden nitelikli kahve sektörü de kendi dünyasını bir süredir kapsül dünyasına adapte etmeye çalışıyor. 


Bu adaptasyonun özellikle nitelikli kahve tarafı için faydalı olduğunu söyleyebiliriz. Keza çekirdek kahveyle uğraşmak ve masraf yapıp evine ekipman almak istemeyen bir kitle olduğu konusunda birçoğumuz hemfikirdir zannediyorum? Bir yandan bu kitle dışarıda lezzetli ve farklı bir kahveye denk geldiğinde, bir benzerini evinde de içmek istiyor. İşte bu noktada Nespresso kapsülleri nitelikli kahveyle hızlı kahveyi birbirine bağlayabilecek potansiyele sahip. 

“Nitelikli kahve ve kapsül kahve arasındaki bağlantı gerçekten kurulabilir mi?”, “Nitelikli kapsül kahve var mı?” sorularını cevaplamak için de kahveleri ve dükkanlarıyla haşır neşir olduğum iyi bildiğim birkaç kavurucuyu araştırdım. Aralarından kapsül üreten 4 tanesini seçtim ve gündelik hayatımda severek tükettiğim kahvelere yakın profil olan meyvemsi lezzetlerdeki kapsülleri satın aldım. Sonrasında görevim nispeten basitti: Her kahveden birer espresso ve lungo yapmak sonrasında tadına bakıp nitelikli kahveye yakın bir deneyim sunup sunmadığını test etmek. 

Daha net sonuçlar elde etmek için kapsüller tartılıyor.


Kahveleri içmeye başlamadan Nespresso makinesinin inceliklerini anlamak istedim çünkü iyi kahveye erişmek için kullandığımız su/kahve oranı kritik bir faktör. Yüksek su kullandığımız oranlar tat yoğunluğu düşük, sulu tabir edeceğimiz kahvelerle sonuçlanırken düşük su oranlarında içilemeyecek yoğunlukta veya az çözünmüş kahveler ortaya çıkıyor. 

Satın aldığım tüm kapsüller, kapsül ağırlığıyla birlikte 6.5 gram civarındaydı. Sadece Kronotrop 8 gramdı fakat bu da paketleme kaynaklı olabilir. Dolayısıyla demlediğimiz kahvenin 5-5.5 gram kadar olduğunu söyleyebiliriz. Buna karşılık aldığımız espresso çıktısı yaklaşık 38 gram; oran olarak 1 gram kahveye yaklaşık 7-7.5 gram su kullanıyoruz. Günümüz espressosunda genelde bu oran ½ ile ⅓ arasında değişiyor. Bu sayılara göre elde ettiğimiz ürün aslında pek de espresso aralığında değil, beklentileri buna göre ayarlamak gerekiyor. 

1.5 litre kadar suyla makine temizliğinin ardından tek tek kapsülleri denemeye başladım.


1. Espresso Lab: Rwanda Shyira

10 kapsül, 375 TL

Espresso Lab bu kahvenin tadım notası olarak pekmez, böğürtlen, pomelo ve rooibos lezzetlerini belirtiyor. Her ne kadar böyle çok renkli bir kahve beklemesem de bu kapsülün tam anlamıyla bir hayal kırıklığı olduğunu söyleyebilirim. 

Üstünde yazan lezzetlerden ziyade eriştiğim tek şey müthiş acı bir espresso ve yine benzer acılıkta bir lungo oldu. Diğer kapsüllerin fiyatlarını da göz önünde bulundurduğumda tüketici olarak hissettiğim tek şey amiyane tabirle “kazıklandığımdı.”


2. Coffee Factory: Epic Kapsül Kahve

10 kapsül, 150 TL

Nitelikli kahvenin Türkiye’deki öncülerinden Şerif Başaran’ın markası Coffee Factory’nin kapsüllerinden beklentim aradığım o meyvemsi lezzetlere sahip deneyimi bana sunması yönündeydi ve beni şaşırtmadı. Elma, hafif şeftali, çiçeğimsi lezzetlere fındık eşlik ediyordu. 

Söyleyebilirim ki Epic, internet sayfasında yer verdikleri açıklamayı haklı çıkartmıştı: “ …keyifli, damağı acılaştırmayan bir kahve içimi sağlamaktadır.” Bu kapsül özelinde sadece espresso olarak içmenizi tavsiye edebilirim. Lungo olarak demlediğinizde aşırı sulu hâle geliyor ve bahsettiğim tatlar neredeyse yok oluyor.


3. Spada Coffee: Etiyopya Aricha

10 kapsül, 149 TL

Spada, çekirdeklerini senede birkaç kez tükettiğim bir kahve markası ve kalitesinden fire verdiğine hiç rastlamadım. Lezzetli çekirdekleri olan markanın single origin kapsül kahvesini görünce doğal olarak beklentim yükseldi ve heyecanlandım. Fakat sonuçlar tüm heyecanımı söndürdü. Elde ettiğim espresso Etiyopya’dan pek bir emare taşımayan, çikolata ve fındık lezzetleri ağırlıklı bir kahveydi. Dışarıda içeceğiniz genel geçer espressolara benzer bir nitelikte. 


4. Kronotrop

10 kapsül, 120 TL

Kim derdi ki ayın kahvesi olarak çekirdeğini seçtiğim bir markanın kapsül kahvesi onun tam tersi, cansız ve dümdüz bir ürün olarak ortaya çıkar? Ne yazık ki olan tam da bu. Kronotrop’un espressosu diğer kapsüllere kıyasla daha yoğun/gövdeli fakat yine çikolata ve fındık tatları baskın. Gün boyu sütlü kahve tüketiyorsanız bu kapsüller işinizi görebilir.

Bu kadar kapsül tükettikten sonra anladım ki nitelikli kahveyle kapsül kahve arasında henüz kurabileceğimiz bir bağlantı yok. Tattıklarım arasından sadece Şerif Başaran’ın kahveleri o boşluğu doldurmaya çalışıyor ancak diğerleri daha çok Nespresso’dan pazar payı çalmaya çalışıyor gibi. Bu beyhude çabanın sonuç vereceğini pek düşünmüyorum keza karşılarındaki marka hem makinenin hem de tüketicilerin en çok alıştığı kapsüllerin üreticisi konumunda. 

Nitelikli kapsül kahvenin yaygınlaşması için bence kavurucular daha cesur davranıp, “kapsülle bile iyi kahve içilebileceğini” kanıtlar nitelikte çekirdekler kullanmalı. Aksi takdirde herhangi bir fark yaratmayan bu kapsüller bırakın rekabet yaratmayı aksine zaman içinde kaybolacaktır. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéro tarifapéro tarif

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🍰 Kekte kakule, fincanda kapsül kahve

Nitelikli kapsül kahvenin ne kadar nitelikli, ne kadar pazarlama ürünü olduğunu inceliyoruz. Eşlikçisi hafif nemli ve süngerimsi dokudaki bademli ve kakuleli kek tarifi Reçete'de.

15 Ara 2024

Kakule ve antep fıstıklı bademli kek. Kaynak: NYT Cooking

YAZARLAR

Bardağımda Ne Var?

Caner Çapay. 2013’ten beri nitelikli kahve kaşifi. Tutkusunu “Bardağımda Ne Var?” ile apéro’da paylaşıyor.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli