Burgazada'dan Tomtom'a


Ne istediğini bilenlere Schweppes ile lezzetli bir dokunuş
Eşsiz tatların peşinden giden apéro okurunun keyfine layık bir mocktail hazırlamak için bugün yanımıza Schweppes Bitter Lemon ’u alıyoruz. Menüde, mesai sonrasını nasıl güzelleştireceğini bilenler için güne rahatlatıcı bir dokunuş var:…
Daha fazlasını öğren →
Fotoğraflar: Berkok Yüksel
İstanbul’a kısa süre gelmenin en güzel yanı sizi görmek isteyenlerin yemek turunuzun hızı ve gerekliliklerini hoş görmesi. Önermelik birkaç mekân dışında bana eşlik edenlerle birlikte geçtiğimiz hafta yediklerim arasından bana en zevk verenlere dair bir seçki: Vacilando’da kirazlı turta, Smelt & Co.’da ızgara kalamarlı tatlı patates noodle, Basta Neobistro’da levrek tartar, Kıyı Tarabya’da bir klasik olarak tarama, bir de patatesli kroket. Daha daha dersen:
- Rutin, Beyoğlu: Yeni bir yer keşfetmenin zevki bir yemek yazarı için ender olduğu kadar tatlıdır. Güzel Anılar Dükkânı’ndan Selen’in önerisiyle bana bu zevki yaşatan yer, Norm’un eski lezzet sorumlusu Gizem Hanım’ın Tomtom Mahallesi’nde açtığı yeni sokak arası kafe Rutin. İçerideki mobilyaların, fayansların pırıl pırıllığından çiçeği burnunda bir mekân olduğu anlaşılsa da Rutin’de şimdiden yerine oturmuş, insanını bulmuş bir hâl var. Ziyaretimde buruk bir ev yapımı şeftali buzlu çayıyla kendi yaptıkları badem sütünün posasını içinde kullandıkları tatlı bir badem ve mısır unu keki yeme şansım oldu. Ufak unlu mamüller dışında şimdilik birkaç kahvaltı niyetine doyuracak tabakları da var. Arnavut kaldırımlara, eski usul taş binalara bakarak zihni rölantiye almak için de uzun masasında rattan sandalyelere dayanıp çalışmak için de ideal. Rutin, yakında mahallenin en bilindik ismi olacak.

Rutin'de siftah
- Four Letter Word, Burgazada: İstanbul’da yeterli vaktim olduğunu hissedince Burgazada’ya kaçmak huydur bende. Diğer adalara göre daha sakince, ufak, tertipli olduğu için safiye hissini kaybetmemiş gibi hissederim. Bu sefer adaya gidişimde tekrar iskelenin iki sokak arkasındaki Four Letter Word’e oturdum. FLW “eli lezzetli” denecek bir modern kafe. İstanbul’da içtiğim en iyi limonatalardan birini binanın yamacındaki gölgeli merdivenlerinde içtim. Beraberinde yediğimiz meyveli kek de malzeme seçmekte yeteneklerini ve tatlılarda hünerlerini kanıtlar nitelikte. Burnuyla aramıza giren kedi bile keki alıp da kaçmaya çalıştı. Kahveleri de güzel, alternatif sütler mevcut.

Four Letter Word'te, muntazamlık başroldeyken
- Kalpazankaya Restoran, Burgazada: Kalpazankaya Burgaz’da ziyareti en sevdiğim yerlerden. Madam Martha’da bıcı bıcımızı yaptıktan sonra batmaya yeltenen güneşin kuruttuğu tuzlu hâlimizle menengiç ağaçlarının arasından yürüyüp oraya varmak gibi güzel bir his az bulunur. İstanbul’a en güzel yerden, uzaktan bakmak, günbatımını izlemek ve leziz mezeler yemeye tüm yokuş yürüyüşleri feda. Lakin bu sefer mutfağın sıkıntılı olduğunu hissettim. Eski mezeler hâlâ teşhir dolabında fakat belli ki icra edenler değişmiş. Nitekim enginar iyi ayıklanmamıştı, deniz börülcesi o kadar kılçıklıydı ki yiyemedik, çok sevdiğim eski kaşarlı patates kroketlerinin dışı kızarmış ortası ise hâlâ soğuktu, rüyalarıma giren köpoğlu da o eski köpoğlu değil. Belki lezzet için artık Fincan’a, manzara için Kalpazankaya’ya gitmek doğru tercih olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta menüde bir yemek yazarının İstanbul çıkartması sonrası damağında ve aklında kalanlar, yeniliğin vasatlığa dönüştüğü bir sektörde gelenek ve kalitenin son kalelerinden biri var.
03 Ağu 2022

YAZARLAR

Berkok Yüksel
A former child writing about food and London for Aposto.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.





