Kalbi Ege’de kalan balıklar

Ege'nin mavisi ve Egelinin balığa karşı sevgisi geçmişten günümüze uzanan bir hikâye.
Kalbi Ege’de kalan balıklar

Heryerdepilates - 9 Mayıs
Heryerdepilates ile birlikte

Evde Spor yapmanın en kolay yolu: Heryerdepilates ABD'de haftada en az iki kez egzersiz yapan 2 bin katılımcıyla yapılan bir araştırma, katılımcıların üçte birinin pandemi sona erdiğinde spor salonlarına daha az gideceğini gösteriyor. Bir başka araştırma, spor salonuna döndüğünde rahat hissedecek olanların %87'sinin evde egzersiz yapmaya devam edeceğini ortaya koyuyor. Bunlar ve benzeri birçok araştırma; günlük egzersiz rutinlerinde değişen alışkanlıkların ve ev ortamında düzenli hâle gelen egzersizlerin kalıcı olacağı şeklinde okunabiliyor. Heryerdepilates; pandemi sonrasında da egzersiz rutinini uzaktan, dilediği yerde sürdürmek isteyenler için özel programlar, uzman eğitmenler, grup dersleri ve yüzlerce online antrenman videosu sunuyor. Üstelik Aposto! okurları aylık aboneliğe bugüne özel “evdespor” kodunu kullanarak, 27,90 yerine ilk ay için yalnızca 10 lira ödeyerek sahip olabiliyor. Nasıl? Heryerdepilates 39 uzman eğitmen ve 14 özel programla pilatese başlangıçtan yağ yakımına, yüz yogasından hamile pilatesine, bölge odaklı egzersizlerden erkeklere özel pilates derslerine kadar 190'ı aşkın online video ders sunuyor. İlk ay 10 lira ve sonrasında aylık 27,90 lira, 6 aylık 120 lira ya da 12 aylık 180 lira karşılığında abone olan kullanıcılar, ilk 5 gün Heryerdepilates'i ücretsiz olarak deneyebiliyor. "evdespor" kodunu kullanarak abone olan Aposto! okurları, bugüne özel aylık 10 lira avantajından yararlanabiliyor. Canlı dersler ve diyet Katılımcılar ayrıca ders ücreti 30 lira olan; her hafta 2 kez, 15 kişilik gruplarla gerçekleşen canlı pilates derslerine de kolay bir arayüz üzerinden kaydolabiliyor. Heryerdepilates'in Diyetisyen Melike Corut'un gözetiminde diyeti ve egzersizi birleştirdiği 2 Aylık Pilates ve Online Diyet Programı da dikkat çekenler arasında yer alıyor. Heryerdepilates’i keşfetmek ve bugüne özel "evdespor" koduyla 10 lira karşılığında aylık aboneliğinizi başlatmak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz. Ayrıca Heryerdepilates’i Instagram ve YouTube’da da takip edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Tuğrul Şavkay Osmanlı Mutfağı kitabında, İspanya'dan İstanbul’a gelen bir gözlemcinin “Lezzetli balıkları varken ve şeriatları da menetmemişken, ne diye her gün et yerler?” şeklindeki haklı sitemine yer verir. Tabii gözlemcinin cevabı bellidir. Ona göre Osmanlı halkı, balığa düşmandır. 

Bugün Orhan Veli’nin rakı şişesinde dirilttiği balık çok sevilse de geçmişte et, süt ve süt ürünleri üçgeninde yükselen Türk mutfak kültürünü yadsıyamayız. Nitekim gücü ve savaşçı kimliği temsil eden et, ancak Türkler Orta Asya’dan Anadolu’ya geçince bazı yandaşlar edinebilmiş. Yeni iklim ve coğrafya, yemek kültürüne derya kuzularını da dâhil eden birtakım güncellemeler getirmiş. Türklerin Anadolu’ya gelişiyle İslamiyet’i kabul edişleri hemen hemen aynı döneme rastladığından, İslami gelenekle Türk geleneğinin birleştiği bir sentez doğmuş. Bu sentezde, bilhassa kabuklu deniz hayvanları, kanı akmayıp vücudunda kaldığı gerekçesiyle dinen mekruh sayılmış. Geç yaşta dost edinmek ne kadar zorsa, etli yemekleriyle mutlu mesut yaşayan Osmanlı halkının balığa ısınması da öyle güç olmuş. Orta Asya’dan tatlı su balıklarına aşina olunsa da fetihle ele geçirilen kıyılar sayesinde Bizans’tan devralınan balıklar için bugün bile neredeyse tamamı Rumca olan isimler kullanılmaya devam edilmiş.

Arkeolog Ahmet Uhri’nin “Doğu'nun en batısı, Batı'nın en doğusu” olarak tanımladığı İzmir ve çevre kıyıları, Rumcada levrek, çipura, sardalya, uskumru, barbun, sinarit, kupes, tirsi ve pisinin hem dile hem dişe geldiği, Akdeniz çanağındaki en leziz adreslerden biri. Tabii Ege Denizi'ndeki protein avcılığının mutfak kültürünün ayrılmaz parçasına dönüşmesindeki en büyük pay gayrimüslimlerin. Zira Hristiyan kesimin et yemeyip balığa yöneldiği perhiz günlerinde geliştirdiği deniz kokulu reçeteler, Ege mutfağı manifestosunu da ilmek ilmek işlemiş.

Sardalyanın asma yaprağına sarıldığı, uskumrunun dolmaya evrildiği, levreğin istifno (stifno) otu ya da kınalı bamyayla dans ettiği, dil balığının süt banyosuyla lokuma döndüğü, pisinin ızgarada nar gibi kızardığı, çipuranın pazıyla yeşillendiği bu tarifler, mutfakta pratikliği zorlayan modern zaman dayatmalarına rağmen, büyüklerimiz sağ olsun, hayatta kalmaya devam ediyor. Şef Ahmet Güzelyağdöken’in anlattığına göre, sadece Ege’ye özgü bir tarif olan dil şişin hikâyesi de bunlardan biri. 20. yüzyıl ortası, bölgedeki restoranların şişe dizdiği gözde balık trançayken, balıkçı tezgâhlarındaki popülasyonu azalınca, tahta dil balığı geçmiş. “Dönüp bakınca 50 yıllık bir hikâyenin sonucu.” diyor Güzelyağdöken, “Şimdi trança yine var; ama artık dil balığı sembolik bir lezzet hâline geldi”. 

Sembolik lezzet denince, Ege’nin balık dağarcığı hiç de dar değil. Urla ve Karaburun gibi bölgelerde, karaya çıkar çıkmaz ağındaki ganimetin göz hakkını, temizleme zahmetine bile girmeden, köze atan balıkçıların lügatimize kazandırdığı “boklu kebap” gibi örnekler, Egelinin derya kuzusuna karşı sevgisini ve sabırsızlığını gösteren detaylar. Kasım ve mart ayları arasında bol bol taze uskumru yerken, nisan ve haziranda yumurtalarını döküp zayıflasın diye bekleyen, önce koca fıçılarda tuza basan sonra deniz suyuna yatıran, kuyruklarından bağlayıp tespih gibi güneşin bağrına dizen, nihayet bir buçuk yıla kadar keyifle yiyebileceği çiroza kavuşanlar da cabası. Bu noktada, anason kokan Ege sofralarının demirbaşı çirozun kefal dostunu da unutmamak gerek. Levantenlerin damak alışkanlıklarından yadigâr bu tabakta, pastırmanın çemeni misali balmumu kalkanıyla muhafaza edilen kefal yumurtaları, namıdiğer “bottarga” saklı. Tabii kefalin izini sürüp soframızı güzelleştiren, ünü ve ürünü İzmir sınırlarını aşan, 60 yıla dayanan bottarga serüveniyle “Yaşayan İnsan Hazineleri”ne girmeye aday Sefarad Yahudisi Rafael Palombo’ya teşekkürlerimizi sunmak gerek.

Bir teşekkür de geçmişte denizi kucaklamamıza yardım eden, eşimiz, dostumuz, komşumuz olarak bir kap balıkta fikri, hakkı, emeği geçen, sonbaharda üşüyüp Karadeniz’den kapımıza dayanan balıklara sevinmemizi, ilkbaharda katavaşya, yani geri göç zamanı kalbi Ege’de kalan balıkları özlememize vesile olan Rumlara, Ermenilere, Yahudilere, Levantenlere.

Editör’ün notu: Ege’nin balıkları, balıkçılığı ve dil şişin hikâyesi hakkında Ahmet Güzelyağdöken’in Terroir Canada ve Cultura iş birliğinde gerçekleşen Terroir Talks - İstanbul ve Ege sempozyumunda paneli olacak. Bu bağlantıdan Apéro okurlarına yapılan güzellikle 23 Mayıs’taki sanal sempozyuma indirimli şekilde katılmak mümkün. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🎂 Doğum günü pastası, Ege'de balık

Haftanın menüsü: Ege'nin balıkları ve balıkseverliğinin geçmişine bir bakış, doğum günü pastasının tarihinde pagan ve sınıfsal âdetler.

12 May 2021

Heryerdepilates ile birlikte
İllüstrasyon: Ece Tugay

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli