Bir başka meyhane: İzakaya

Dünyanın farklı uçlarında birbirine benzer restoran konseptlerinin ve kültürlerinin en iyi örnekleri meyhaneler ve izakaya'lar.
Bir başka meyhane: İzakaya

23 Haziran - Marsel - Apéro
Marsel Delights ile birlikte

Tadını doğal malzemeden alan yeni nesil lokum: Marsel Delights C.S. Lewis’in dünyaca ünlü fantastik serisi Narnia Günlükleri’nin ilk kitabı Aslan, Cadı ve Dolap’ı okuyanlar veya seriden uyarlanan filmi izleyenler hatırlayacaklardır ki Narnia’nın büyülü dünyasına giriş yapan Edmund’ın Buzlar Kraliçesi Jadis’ten istediği ilk şey Türk lokumudur. Lokum yiyebilmek üzere her şeyi göze alan Edmund’a hak veriyor ve Apéro okuyucularını yeni nesil lokum Marsel Delights’ın büyülü dünyasına davet ediyoruz. Marsel Delights Akdeniz’in çok kültürlü yapısından aldığı ilhamla Doğu ve Batı sentezini yeniden yorumlayarak alışılmışın dışında lezzetler sunmayı ve insanları şaşırtmayı amaçlayan Marsel Delights; tamamen doğal ve en kaliteli malzemelerden üretilmiş farklı tat kombinasyonlarına sahip yeni nesil lokumları tüketiciyle buluşturuyor. Rafine şeker, yapay aroma ve renklendirici içermiyor, tatlı olmaları için tek ihtiyaçları meyveden gelen şeker. Marsel Delights'ın her bir çeşidi, ağızda yumuşak ve kaygan bir deneyim yaratan, tatlar arası bir seyahat olarak tasarlandı. Gerçek meyvelerin, kuruyemişlerin ve baharatların yarattığı heyecan verici tat profillerine yer verirken her sezon yeni eşleşmeler eklenmeye devam ediyor. 2021 Yaz seçkisi “Altın oranı” bulmak için yapılan pek çok deneme sonucunda bu sezon kusursuz dengeyi yakalayan Marsel Delights çeşitleri arasında; Kavruk Antep fıstığına ekşi tadıyla kurutulmuş limon eşlik ediyor Antep Fıstıklı Lokum Mevsiminde hazırlanmış çilek ve fındığın uyumunu yakalayan Çilekli Lokum Badem, tarçın ve vişnenin eşsiz birlikteliği Vişneli Lokum Gülsuyunun ekşi böğürtlen ile birleştirilmesi Güllü Lokum İri taneli cevize organik dut pekmezi eşlik ediyor Cevizli Lokum Damla sakızının karadut tozu ile ile birleşimi Damla Sakızı Lokum Marsel Delights’ın renkli tatlarını keşfetmek için bu bağlantıyı kullanabilir veya Instagram hesabını ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Meyhane sofrası denince aklınıza ne gelir? Üzeri meze ve rakı kadehi dolu sıkış tıkış bir masa mı, yoksa o masa etrafında oluşan anılarınız mı? Dostlarla tokuşturulan kadehler, aynı tabaktan yenen mezeler, yüksek perdeden atılan kahkahalar… Meyhane, bizim kültürümüzde "paylaşma" duygusunu merkezine alan soyut bir kavram hâline gelmiş durumda. Pek sevdiğimiz masayı donatma eylemi, kendi tamahkârlığımızdan ziyade güzel lezzetleri sevdiklerimizle paylaşma arzusunun bir tezahürü değil mi?

Meyhaneden izakaya'ya: Meyhane konsepti, farklı kültürlerde farklı şekillerde karşımıza çıkabiliyor. Kanımca en yakın örnek de bize coğrafi olarak en uzak ülkelerden birinden, Japonya’dan geliyor: izakaya. Bir yeme-içme cenneti olan Japonya’da izakaya, Japon gastronomi kültüründe özel yere sahip bir restoran modeli. Malzemeye ve onu işleyen ustaya aşırı saygı gösterenlerin ülkesi Japonya'da, üst düzey fine dining restoranları, genelde yedi-sekiz müşterinin bir tezgâhda şefin karşısında konumlandığı, mutfaktan çıkan sıra dışı yemeklerin bazen çıt dahi çıkarılmadan yendiği yerler.

Duygu ve deneyim meselesi: İzakaya’lar, bize bambaşka bir tablo sunuyor. Japonya’nın gastronomi ikliminde, yemeğin ve içkinin yardımcı oyuncu rolüne büründüğü tek yer izakaya. Başrolde de bizim meyhaneyle özdeşleştirdiğimiz soyut duygu ve deneyimler var. İçkinin su gibi aktığı, küçük tabaklarda gelen atıştırmalıkların zevkle paylaşıldığı, kahkahaların dekor hâline geldiği şölen yerleri bu mekânlar. Bir izakaya’yı tanımlayan unsur, şefi veya yemekleri değil, sunduğu ortam.

Karnaval gibi: Bu ortam, tek kelimeyle "karnaval". Bir genelleme yaparsak Japonya’nın sessiz, kibar ve kuralcı insanları, geleneksel bir izakaya’ya adım atınca yüzlerindeki maskeyi çıkarırcasına farklı bir kişiliğe bürünüyor. Tokyo’nun en canlı sokaklarına bile hâkim olan sessizlik, izakaya’da yerini kalabalık grupların çığlık çığlığa eğlenerek yaptığı sohbetlere, spontane (ve genelde başarısız) karaoke girişimlerine ve garsonların bir elde dört bira bardağı taşıyarak kaotik bir şekilde koşuşturmasına bırakıyor.

Buluşma mekânı: İzakaya’nın gürültülü masalarında oturan kitleler kim mi? Herkes. Bir Japon arkadaşım bu durumu şöyle tanımlıyor: “En üst seviye Japon yemekleri sunan kaiseki restoranlarına adımını atmamış, yıldızlı suşi dükkânlarında hiç suşi yememiş bir sürü Japon bulabilirsiniz. Ama içki içebilecek yaşta olup izakaya’ya hiç gitmemiş bir Japon bulamazsınız.” Genci, yaşlısı, kravatını çözerek iş çıkışı kendini ilk bulduğu mekâna atan beyaz yakalısı, 12 saatlik vardiyanın arkasından bütün ekiple masa kapatan fabrika işçisi… Kısaca izakaya, Japonya halkının buluşma mekânı.

Önce "toriaezu nama": Yemek ve içkinin başrolde olmaması gelişigüzel yemekler yiyeceğiniz anlamına gelmiyor tabii ki. Aksine izakaya’lar, uygun fiyatlı ve lezzetli yemekler bulabileceğiniz yerler. Âdet, masaya oturunca menüyü okumaya girişmeden "toriaezu nama" diyerek önce fıçı bira, arkasından edamame ve tofu gibi soğuk başlangıçlar söylemek. Bu konseptte menü genelde küçük porsiyonlu paylaşımlık tabaklardan oluşuyor ve ortaya pek çok farklı yemek söyleniyor. Deniz ürünlerinin ağırlıklı olduğu ve Japon içkisi sake eşliğinde sashimi ve ızgara balık yiyebileceğiniz mekânlar da var, yakitori denilen ve tavuğun farklı kısımlarından yapılan leziz şişler üzerine uzmanlaşanlar da. 

Genelde menüleri çok çeşitli ve okuması zor olduğu için izakaya’lar, yabancılar için göz korkutucu olabiliyor. Fakat tek kelime Japonca bilmeseniz dahi, kapıdan içeri adım atıp sevdikleriyle kaygısızca eğlenen Japonlar arasına katıldığınız anda aslında size çok tanıdık gelen sahneleri izlediğinizi, dünyanın öbür ucunda anlamı değişmeyen duyguları deneyimlediğinizi fark ediyorsunuz. Yeme-içme dünyasının büyüsü biraz da bu değil mi? Evinizden kilometrelerce uzakta sake eşliğinde yosun salatası yerken rakı ile söğürme yiyormuşçasına evde hissetmek…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🥄 Parmak kaşıklardan izakaya'lara

Bu hafta meyhane kültürümüzün Doğu'daki iz düşümü izakaya'lara oturup hemen bir bira söylüyoruz, gıdanın tasarım dünyasına geçip duyularımızı etkileyen farklı çatal-kaşıkları deniyoruz.

23 Haz 2021

Marsel Delights ile birlikte
İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları
apéroapéro
∙

HİKAYE

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Reyhan Ülker

·

26 Eyl 2026

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Ceren Aral Desnos

·

19 Eyl 2026

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün
apéroapéro
∙

HİKAYE

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Reyhan Ülker

·

12 Eyl 2026

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?