Lüks endüstrisinin geçirdiği dönüşüm, yalnızca estetik bir değişimden ibaret değil, aynı zamanda kültürel bir alan açabilme becerisiyle ilgili. Markalar artık her yerde görünür olmaktan ziyade, doğru yerde ve doğru hikayenin içinde var olmayı önceliklendiriyor. Bunun için de trendlerden çok geleneğe, dijitalden çok analog deneyimlere odaklanıyorlar.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun, katıldığı ilk canlı yayında, aralarında Selahattin Demirtaş’ın da bulunduğu HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına “evet” oyu vermeleri konusunda pişman olmadığını söylemesi, tarihî bir tartışmanın yeniden alevlenmesine yol açtı. O dönem neler yaşandığını anımsıyoruz.

Küresel ticarette korumacılığın arttığı, Çin’in kapasite fazlasının Avrupa, Afrika ve Ortadoğu gibi Türkiye’nin hedef pazarlarında her geçen gün daha fazla hissedildiği, Türkiye’nin ise bir yandan yerli sanayisini korumaya bir yandan da Çin’den yatırım çekmeye çalıştığı bir dönemde DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Aydın Mıstaçoğlu ile Türkiye-Çin ekonomik ilişkilerinin yeni yönünü konuştuk.

Yapay zeka yarışında başarı ölçütü, birkaç senedir oldukça basitti. Bir modeli ne kadar çok insan kullanıyorsa şirket de o kadar başarılı sayılıyordu. Fakat bu yıl yarışın kuralları değişti. Artık pek çok şirket, geliştirdiği öncü modeli geniş bir kitleye açmasıyla değil, “fazla tehlikeli” olduğunu öne sürerek erişimi kısıtlı tutmasıyla gündeme gelmeye başladı.

Kasım'da Antalya’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın ana gündemi aylar önce sıfır atık olarak açıklanmışken bir süre sonra ana gündem hem ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışma hem de Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla ortaya çıkan enerji güvenliği kriziyle elektrifikasyon olarak değiştirildi. Her ne kadar öncelikler değişse de, sivil toplumun iklim zirvesinden beklentileri değişmedi.

Bonn’da çözümsüz kalan iklim finansmanı ve fosil yakıtlardan çıkış gibi kritik başlıklar, Antalya’daki COP31’e taşındı. Zirvenin verilen sözleri somut adımlara dönüştürüp dönüştüremeyeceği, ev sahibi ülkelerin liderlik performansı ve müzakerelerin özellikle iklim krizinden en ağır etkilenen ülkeler için gerçek bir ilerleme sağlayıp sağlayamayacağı merakla takip edilecek konular arasında.

LinkedIn akışınızı son altı ay içinde kontrol ettiyseniz şu cümle size tanıdık gelecek: "Tek satır kod yazmadan ilk uygulamamı yaptım.” Altında da artık standart hâle gelen o unvan: “Founder.” Peki bir zamanlar ekip kurmuş, para toplamış ve aylarca bir şeyin peşinden koşmuş insanların kullandığı bu unvan, bugün Lovable'da bir gününü geçiren herkesin profilinde durabiliyorsa kime gerçekten “kurucu” diyeceğiz?

Geçen yıl düzenlenen LGS’de 500 tam puan alarak Türkiye birincisi olan 15 yaşındaki Ada Olpak, CMAS Dünya Serbest Dalış Şampiyonası'nda da altın madalyanın sahibi oldu. Olpak'ın ağzından bir saatlik antrenman için gününün beş saatini yolda geçirdiği, sabah altıda havuza yetiştiği, hafta sonları şehir değiştirdiği hazırlık sürecine dair...

ABD’nin artan ilgisiyle paralel şekilde Latin Amerika’da siyasetin ibresi son yıllarda açık bir şekilde sağdan, hatta aşırı sağdan yana kayıyor: Milei ve Bukele gibi isimlerle başlayan bu "sağ dalga"; Şili, Bolivya, Paraguay, Peru gibi pek çok ülkeyi etkisi altına aldı. Son olarak Pazar günü sandık başına giden Kolombiya'da da az bir farkla aşırı sağcı aday Abelardo De La Espriella, itirazlara rağmen zaferini ilan etti. Peki Latin Amerika'da sağ dalga neden yükseliyor?

"Sinemayı ortak düşünce ve üretim için bir zemin olarak gören bağımsız bir kültür inisiyatifi" olan Görültü'yü, kurucuları Nil Kural, Deniz Tortum, Murat Güneş ve Okay Karadayılar ile konuştuk.

Bugünün Gündemi
📮 Kurultay takvimi, Lübnan müzakereleriCHP'de Kılıçdaroğlu yönetimi olağan kurultay sürecinin Eylül ayında başlayacağını açıkladı. Lübnan müzakerelerinde beşinci tura geçilirken Beyrut, ülkenin güneyindeki İsrail işgalinin tamamen sona ermesinin şart olduğunu yineledi.
Yazarlar



Her sabah, beş dakikalık gündem özeti eposta kutunda.
Kısa, yalın, öz.

İŞ DÜNYASI
TÜMÜNÜ OKU
AI çağında ‘founder’ olmak: Gerçekte ne değişti? LinkedIn akışınızı son altı ay içinde kontrol ettiyseniz şu cümle size tanıdık gelecek: "Tek satır kod yazmadan ilk uygulamamı yaptım.” Altında da artık standart hâle gelen o unvan: “Founder.” Peki bir zamanlar ekip kurmuş, para toplamış ve aylarca bir şeyin peşinden koşmuş insanların kullandığı bu unvan, bugün Lovable'da bir gününü geçiren herkesin profilinde durabiliyorsa kime gerçekten “kurucu” diyeceğiz?
TEKNOLOJİ
TÜMÜNÜ OKU
Erişim butonu: AI modellerinin ‘çok tehlikeli’ olduğuna kim karar veriyor?Yapay zeka yarışında başarı ölçütü, birkaç senedir oldukça basitti. Bir modeli ne kadar çok insan kullanıyorsa şirket de o kadar başarılı sayılıyordu. Fakat bu yıl yarışın kuralları değişti. Artık pek çok şirket, geliştirdiği öncü modeli geniş bir kitleye açmasıyla değil, “fazla tehlikeli” olduğunu öne sürerek erişimi kısıtlı tutmasıyla gündeme gelmeye başladı.
FİNANS
TÜMÜNÜ OKU
Aydın Mıstaçoğlu: “Çin ile rekabet ettiğimiz kadar, birlikte hareket edebileceğimiz alanlar da var”Küresel ticarette korumacılığın arttığı, Çin’in kapasite fazlasının Avrupa, Afrika ve Ortadoğu gibi Türkiye’nin hedef pazarlarında her geçen gün daha fazla hissedildiği, Türkiye’nin ise bir yandan yerli sanayisini korumaya bir yandan da Çin’den yatırım çekmeye çalıştığı bir dönemde DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Aydın Mıstaçoğlu ile Türkiye-Çin ekonomik ilişkilerinin yeni yönünü konuştuk.
SON BÜLTEN SAYILARI
SON HİKAYELER
Lüks endüstrisinin geçirdiği dönüşüm, yalnızca estetik bir değişimden ibaret değil, aynı zamanda kültürel bir alan açabilme becerisiyle ilgili. Markalar artık her yerde görünür olmaktan ziyade, doğru yerde ve doğru hikayenin içinde var olmayı önceliklendiriyor. Bunun için de trendlerden çok geleneğe, dijitalden çok analog deneyimlere odaklanıyorlar.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun, katıldığı ilk canlı yayında, aralarında Selahattin Demirtaş’ın da bulunduğu HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına “evet” oyu vermeleri konusunda pişman olmadığını söylemesi, tarihî bir tartışmanın yeniden alevlenmesine yol açtı. O dönem neler yaşandığını anımsıyoruz.

Küresel ticarette korumacılığın arttığı, Çin’in kapasite fazlasının Avrupa, Afrika ve Ortadoğu gibi Türkiye’nin hedef pazarlarında her geçen gün daha fazla hissedildiği, Türkiye’nin ise bir yandan yerli sanayisini korumaya bir yandan da Çin’den yatırım çekmeye çalıştığı bir dönemde DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Aydın Mıstaçoğlu ile Türkiye-Çin ekonomik ilişkilerinin yeni yönünü konuştuk.

Yapay zeka yarışında başarı ölçütü, birkaç senedir oldukça basitti. Bir modeli ne kadar çok insan kullanıyorsa şirket de o kadar başarılı sayılıyordu. Fakat bu yıl yarışın kuralları değişti. Artık pek çok şirket, geliştirdiği öncü modeli geniş bir kitleye açmasıyla değil, “fazla tehlikeli” olduğunu öne sürerek erişimi kısıtlı tutmasıyla gündeme gelmeye başladı.

Kasım'da Antalya’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın ana gündemi aylar önce sıfır atık olarak açıklanmışken bir süre sonra ana gündem hem ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışma hem de Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla ortaya çıkan enerji güvenliği kriziyle elektrifikasyon olarak değiştirildi. Her ne kadar öncelikler değişse de, sivil toplumun iklim zirvesinden beklentileri değişmedi.

Bonn’da çözümsüz kalan iklim finansmanı ve fosil yakıtlardan çıkış gibi kritik başlıklar, Antalya’daki COP31’e taşındı. Zirvenin verilen sözleri somut adımlara dönüştürüp dönüştüremeyeceği, ev sahibi ülkelerin liderlik performansı ve müzakerelerin özellikle iklim krizinden en ağır etkilenen ülkeler için gerçek bir ilerleme sağlayıp sağlayamayacağı merakla takip edilecek konular arasında.

LinkedIn akışınızı son altı ay içinde kontrol ettiyseniz şu cümle size tanıdık gelecek: "Tek satır kod yazmadan ilk uygulamamı yaptım.” Altında da artık standart hâle gelen o unvan: “Founder.” Peki bir zamanlar ekip kurmuş, para toplamış ve aylarca bir şeyin peşinden koşmuş insanların kullandığı bu unvan, bugün Lovable'da bir gününü geçiren herkesin profilinde durabiliyorsa kime gerçekten “kurucu” diyeceğiz?

Geçen yıl düzenlenen LGS’de 500 tam puan alarak Türkiye birincisi olan 15 yaşındaki Ada Olpak, CMAS Dünya Serbest Dalış Şampiyonası'nda da altın madalyanın sahibi oldu. Olpak'ın ağzından bir saatlik antrenman için gününün beş saatini yolda geçirdiği, sabah altıda havuza yetiştiği, hafta sonları şehir değiştirdiği hazırlık sürecine dair...

ABD’nin artan ilgisiyle paralel şekilde Latin Amerika’da siyasetin ibresi son yıllarda açık bir şekilde sağdan, hatta aşırı sağdan yana kayıyor: Milei ve Bukele gibi isimlerle başlayan bu "sağ dalga"; Şili, Bolivya, Paraguay, Peru gibi pek çok ülkeyi etkisi altına aldı. Son olarak Pazar günü sandık başına giden Kolombiya'da da az bir farkla aşırı sağcı aday Abelardo De La Espriella, itirazlara rağmen zaferini ilan etti. Peki Latin Amerika'da sağ dalga neden yükseliyor?

"Sinemayı ortak düşünce ve üretim için bir zemin olarak gören bağımsız bir kültür inisiyatifi" olan Görültü'yü, kurucuları Nil Kural, Deniz Tortum, Murat Güneş ve Okay Karadayılar ile konuştuk.

Okurumuz "50’lerine gelmiş biri yeni bir maceraya atılmalı mı?" diye soruyor. Daha anlamlı olan ise belki de şunu anlamak: Şu anda yaşadığınız hayat size kendinizi yeterince canlı hissettiriyor mu? Benzer sorgulamalar içeren üç kitaplık bir reçete.

Pixar’ın en popüler animasyon serilerinden Oyuncak Hikayesi’nin beşinci filmi, bir kez daha serinin en sevilen “oyuncaklarını” biraraya getiriyor. Film, teknolojiyi çocuklar için bir tehdit olarak gören bir anlatı kuruyor. Ancak önceki filmlerde olduğu gibi, burada da hikaye büyümenin, değişmenin ve dönüşmenin kaçınılmaz olduğu fikriyle ilerliyor.

Ekonomik baskının giderek arttığı bir dünyada deneyimi simüle etmek, deneyimin kendisinin yerini alıyor. Güney Kore'de yayılan dopamin siteleri de bunun örneklerinden. Alışveriş yaptığımızda yükselen dopamini para harcamadan yükseltmek isteyenlerin de etkisiyle giderek de popülerleşiyorlar. Alışveriş deneyimini simüle eden bu siteler, insanların artık satın almak istedikleri ürünlerden çok, o ürünleri satın alabileceklerini hissetmeye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

Bu hafta yurt içi piyasalarda sektörel endeks ve beklentiler ön plandayken, yurt dışı piyasalarda ABD GSYH bekleniyor. Bu sırada ABD-İran görüşmeleri ve Hürmüz Boğazı’nın durumu da piyasalar açısından yakın takipte olacak.
22 Haz 2026

Bira, Çek kültürünün ayrılmaz bir parçası. Dünyanın kişi başına en çok bira içilen şehri olan Prag, kişi başına düşen bar sayısında da dünya birincisi. Bira müzesinden deneyim merkezine ve tarihî barlara, kent sokaklarında serin bir tura çıkıyoruz.

SON HABERLER
• Venezuela'da iki büyük deprem: Venezuela'da yerel saatle 18.04'te Montalbán bölgesinde 7,1 ve 39 saniye sonra Yumare yakınlarında 7,5 büyüklüğünde iki deprem oldu ve başkent Caracas'ta binalar yıkılırken, yetkililer geniş alanda ağır hasar ve yüksek can kaybı beklendiğini bildirdi. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS), depremlerin 13,2 ve yaklaşık 10 kilometre derinlikte kaydedildiğini, afetin geniş bir alana yayılmış olmasının muhtemel olduğunu ve güçlü artçı sarsıntıların yaşanabileceğini açıkladı. İlk depremin ardından ABD Tsunami Uyarı Sistemi, Venezuela, ABD Virjin Adaları ve Britanya Virjin Adaları için tsunami uyarısı yaptı, ancak bu uyarı daha sonra kaldırıldı. Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, depremin Trujillo, Yaracuy, Carabobo, Aragua, Miranda, Caracas ve La Guaira eyaletlerinde şiddetli hissedildiğini, Caracas'ta en ağır hasarın Palos Grandes ve Altamira mahallelerinde görüldüğünü söyledi. Reuters'a konuşan görgü tanıkları, sarsıntıların komşu Kolombiya'da da hissedildiğini, bazı binalarda duvarların çatladığını, evlerde eşyaların yere düştüğünü ve gürültünün çok yüksek olduğunu aktardı. Emekli Maria Romero, depremin 1967'de Caracas'ta büyük yıkıma yol açan depremden bile daha şiddetli olduğunu söylerken, muhalefet lideri María Corina Machado, X hesabından yaptığı paylaşımda birlik ve dayanışma çağrısı yaptı.• Trump'tan F-35 mesajı: Eski ABD Başkanı Donald Trump, bir röportajında Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına geri dönüşü konusunda "Türkiye'yi memnun edecek bir karar alabileceklerini" söyleyerek Ankara'ya yönelik olası bir yumuşama sinyali verdi. Trump, Türkiye'nin NATO içindeki önemine vurgu yaparak Ankara ile ilişkilerin stratejik boyut taşıdığını ifade etti. F-35 programı, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi almasının ardından Washington tarafından Ankara'ya kapatılmıştı. Trump, açıklamasında Türkiye'nin savunma alanındaki rolünü ve ABD ile yürütülen işbirliğini hatırlatarak, gelecekte farklı kararların alınabileceğini dile getirdi.• DSÖ'den hantavirüs açıklaması: Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ölümcül hantavirüs salgınının seyrine ilişkin yaptığı değerlendirmede, salgının 2 Temmuz'da sona ereceğini öngördüğünü açıkladı. Açıklamada, hantavirüsün insanlara genellikle kemirgenler ve onların dışkılarıyla temas yoluyla bulaştığı, bu nedenle hijyen ve kemirgen kontrolünün temel korunma yöntemi olduğu vurgulandı. DSÖ, ülkelerin sağlık otoritelerine vaka takibi, laboratuvar doğrulaması ve temaslı izleme çalışmalarını sürdürme çağrısı yaptı. Kurum, salgın döneminde solunum yolu belirtileri ve ani ateş yükselmesi görülen kişilerin sağlık kuruluşlarına başvurmasını ve yerel rehberlere uyulmasını istedi.• Eyfel Kulesi aşırı sıcakta kapandı: Paris’te etkili olan aşırı sıcak hava dalgası nedeniyle Eyfel Kulesi güvenlik gerekçesiyle ziyarete kapatıldı ve kenti gezmeye gelen çok sayıda turist, anıtın önünde beklemek zorunda kalarak hayal kırıklığı yaşadı. Ziyaretçiler, kuleye girişlerin durdurulması üzerine çevrede gölgede beklemeye çalıştı ve bazı turistler, Paris’e özellikle Eyfel Kulesi’ni görmek için geldiklerini söyleyerek duruma tepki gösterdi. Aşırı sıcaklar nedeniyle Fransa genelinde yetkililer, halka güneş altında uzun süre kalmama, bol su içme ve mümkün olduğunca serin alanlarda bulunma çağrısı yaptı. Ülkede sıcak hava dalgası kapsamında bazı bölgelerde kırmızı ve turuncu alarm seviyeleri devreye alındı ve kamu kurumlarında çalışma saatleri ile açık hava etkinliklerinde düzenlemelere gidildi.• OpenLux İspanyol şirketlerini ifşa etti: OpenLux adlı uluslararası araştırma, İspanyol zenginlerin Lüksemburg’da kurduğu yeni şirketleri ortaya çıkararak bu kişilerin servetlerini düşük vergili bu ülkede yapılandırdığını ve karmaşık şirket ağları üzerinden mal varlıklarını yönettiğini ortaya koydu. Araştırmada, Lüksemburg Ticaret Sicili verileri incelenerek İspanya bağlantılı yüzlerce şirket tespit edildi ve bu şirketlerin önemli bölümünün varlıklı aileler, iş insanları ve tanınmış figürlerle ilişkili olduğu aktarıldı. OpenLux ekibi, Lüksemburg’daki şirketlerin nihai faydalanıcı sahiplerini belirlemek için kamuya açık kayıtlar, gayrimenkul verileri ve basın arşivlerini karşılaştırdı ve bu yöntemle İspanyol sermayesinin sınır ötesi hareketini haritalandırdı. Bulgular, bazı İspanyol zenginlerin Lüksemburg’daki şirketler üzerinden gayrimenkul, yatırım fonu ve finansal varlık tuttuklarını, bu yapıların vergi planlaması ve gizlilik amacıyla kullanıldığını gösterdi. Araştırma, Lüksemburg’un şeffaflık ve kara para aklama ile mücadele kurallarını sıkılaştırmasına rağmen, karmaşık ortaklık yapıları ve vekil yöneticiler sayesinde gerçek sahiplerin izinin hâlâ zor sürülebildiğini ortaya koydu.• OpenLux soruşturması: OpenLux adlı uluslararası araştırma, İspanyol zenginlerin Lüksemburg’da kurduğu yeni şirketleri ortaya çıkararak bu kişilerin servetlerini vergi açısından avantajlı yapılar üzerinden yönettiğini ve bu şirketlerin gerçek faydalanıcılarının şeffaflık kayıtları sayesinde tespit edildiğini gösterdi. Araştırmada, Lüksemburg’daki ticaret sicili ve faydalanıcı sahiplik kayıtları incelenerek İspanya bağlantılı yüzlerce şirketin yapısı, ortaklık zincirleri ve yönetici profilleri çıkarıldı. İncelenen şirketlerin önemli bir bölümünün gayrimenkul, yatırım fonu ve holding faaliyetleri için kullanıldığı, bazılarının ise İspanya’daki varlıkları dolaylı biçimde elinde tuttuğu saptandı. OpenLux çalışmasına, farklı Avrupa ülkelerinden medya kuruluşları ve araştırmacı gazeteciler katıldı ve elde edilen veriler ortak bir veri tabanında analiz edildi. Soruşturma, Lüksemburg’un şeffaflık kurallarını resmen sıkılaştırmasına rağmen yüksek servetli bireyler için hâlâ cazip bir vergi ve şirket yapısı ortamı sunduğunu ortaya koydu.• Alman makamlarından baskınlar: Alman güvenlik makamları, Rusya adına Almanya’daki gaz altyapısına sabotaj planladığından şüphelenilen kişilere yönelik olarak Berlin ve Frankfurt’ta eş zamanlı baskınlar düzenledi. Baskınlarda, şüphelilerin Rus istihbaratıyla bağlantılı olup olmadığını ve Almanya’daki enerji altyapısına yönelik olası saldırı hazırlıklarını ortaya koyabilecek dijital materyaller ve belgeler arandı. Soruşturmanın, Ukrayna savaşının başlamasından sonra Avrupa’daki kritik enerji hatlarına yönelik güvenlik endişelerinin artması üzerine Almanya’nın enerji altyapısını korumaya dönük önlemleri kapsamında yürütüldüğü aktarıldı. Yetkililer, operasyonun Avrupa Birliği içinde enerji güvenliği ve olası Rus sabotaj faaliyetleri konusunda yürütülen daha geniş kapsamlı işbirliğinin bir parçası olduğunu ifade etti.• İber mağaralarında antik DNA: İspanya ve Portekiz’deki mağaralarda çalışan araştırmacılar, yaklaşık 2 bin yıl önce yaşamış insanlara ait DNA kalıntılarını mağara duvarlarından ve tortulardan ayrıştırarak elde ettiklerini ve bunun insan kalıntısı bulunmayan alanlarda bile genetik bilgi sağlamaya imkân verdiğini açıkladı. Bilim insanları, DNA örneklerini doğrudan kemik ya da diş yerine mağara yüzeylerinden topladı ve bu yöntemle geçmişte o alanı kullanmış insanların genetik izlerine ulaştı. Araştırmada, mağaralardaki DNA’nın korunmasında sıcaklık, nem ve ışık gibi çevresel koşulların etkili olduğu, uygun koşullarda binlerce yıl boyunca genetik materyalin bozulmadan kalabildiği ifade edildi. Elde edilen verilerin, bölgedeki eski toplulukların göç hareketleri, akrabalık ilişkileri ve nüfus yapısını anlamak için kullanılabileceği, ayrıca arkeolojik buluntularla birlikte değerlendirileceği belirtildi. Çalışmanın, insan kalıntısının az olduğu ya da hiç bulunmadığı arkeolojik alanlarda da benzer DNA taramalarının yapılmasının önünü açtığı ve bu sayede geçmişe dair daha ayrıntılı genetik haritalar oluşturulabileceği vurgulandı.• NATO'dan Türk basınına kısıtlama: NATO, Ankara’da yapılacak zirve öncesinde Türkiye’den birçok medya kuruluşunun gazetecilerine akreditasyon vermedi ve bu kararın gerekçesi olarak güvenlik taraması süreçlerini ve ittifakın standart uygulamalarını öne sürdü. Euronews Türkçe, VOA Türkçe, Artı TV, KRT, Halk TV ve Tele 1 gibi kurumların bazı muhabir ve kameramanlarının akreditasyon başvuruları reddedildi. Reddedilen gazetecilere gönderilen e-postalarda, başvuruların “güvenlik taraması sonucunda” onaylanmadığı bildirildi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, NATO’nun akreditasyon kararlarının ittifak merkezince alındığını ve Ankara’nın bu süreçte belirleyici olmadığını ifade etti. Bazı medya temsilcileri, NATO’nun daha önceki zirvelerde de benzer güvenlik taraması gerekçesiyle bazı ülkelerden gazetecileri akredite etmediğini hatırlattı.• ABD'den KAAN motor izni: Reuters, ABD hükümetinin Kongre'deki itirazlara rağmen Türkiye'nin yerli savaş uçağı KAAN için F110 motoru satışına izin verme kararı aldığını ve bunun Temmuz'da Ankara'da yapılacak NATO zirvesi öncesinde Türkiye'ye bir jest niteliği taşıdığını bildirdi. Ajans, haberini konuya yakın dört kaynağa dayandırdı ve anlaşmanın bedelinin 700 milyon doların üzerinde olacağını aktardı. KAAN prototipinde ve test uçuşlarında kullanılan General Electric (GE) üretimi F110 motorlarının seri üretimde de kullanılması planlanıyordu ancak motor satışına ABD'den onay çıkmamıştı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Eylül 2025'te New York’taki Türkevi’nde yaptığı açıklamada KAAN motorlarının lisansının ABD Kongresi'nde beklediğini ve bunun “müttefiklik ruhuna, stratejik ortaklık ruhuna yakışmadığını” söylemişti. Savunma Sanayii Başkanlığı Uçak Daire Başkanı Abdurrahman Şef, 2023’te ilk üç KAAN prototipinde kullanılmak üzere 6 adet F110 motorunun Türkiye’ye teslim edildiğini açıklamıştı. F110 motoru, GE verilerine göre F-16 ve F-15EX Eagle II uçaklarında da kullanılıyor ve 17 ülkenin envanterinde yer alıyor; motorun bazı parçaları Türkiye’de TUSAŞ tarafından üretiliyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile TUSAŞ arasında Mayıs 2026’da imzalanan tedarik sözleşmesi kapsamında, 2028-2030 arasında 20 adet Blok-10 KAAN uçağının Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmesi hedefleniyor. TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Haziran 2025’te TF35000 turbofan motorunun KAAN’a entegrasyonu için planlanan tarihin 2032 olduğunu açıklamış, o tarihe kadar üretilecek uçakların motor ihtiyacının F110’larla karşılanacağını belirtmişti. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Eylül 2025’te TF35000’in geliştirme sürecinde geçmişte bir gecikme yaşandığını, göreve geldiği 2023’ten sonra sorumluluklar ve takvimin netleştirildiğini söylemişti.YAYINLARI KEŞFET
Bir yapı yarım kaldığında onu tamamlamak mimarın vizyonunu sürdürmek anlamına mı gelir, yoksa bu yarım kalmışlık da mimarlık tarihinin bir parçası olarak korunmalı mıdır? Sagrada Familia örneği üzerinden yarım kalmış mimari eserlerin geleceğini, ODTÜ Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Celal Abdi Güzer ve yenilenen Atatürk Kültür Merkezi’nin mimarı, MURAT TABANLIOĞLU Studio kurucusu Murat Tabanlıoğlu’na sorduk.

Belki de bu Babalar Günü’nde babalara, erkekliğin duygusuz zırhını kuşanıp iktidar üretmedikleri; aksine evin görünmez yüküne, çocuğun kırılganlığına, yaşamın ortaklığına omuz verdikleri için teşekkür edebiliriz. Fakat asıl teşekkür, gelecekte buna ayrıca teşekkür etmeye gerek kalmamasını sağlamaktır.

Türkiye’de 90’larda çıkış yapan sanatçıların konserlerinde hâlâ binlerce kişiyi biraraya getirmesi, 90’lar gecelerinde mekanların dolup taşması ya da bu şarkıların daha ilk saniyelerinden insanların hep bir ağızdan eşlik etmeye başlaması tesadüf değil. Tanıdık sesler, tanıdık ritimler, tanıdık sözler bir süreklilik duygusu yaratıyor. Kendimizi hikayemizin içinden düşmüş gibi hissettiğimiz anlarda, geçmiş bizi yeniden kendimize ilikliyor.

Babalar Günü'ne ilk burun kıvıranlar, onu "fazla yumuşak" bulan erkeklerdi. Aradan bir asır geçti; elimizdeki bütün o kitaplar ve filmler, baba denen figürün sertliğiyle değil, hep ertelediği şefkatiyle hatırlandığını gösteriyor. Kuşaktan kuşağa aktarılan travmaları, söylenmemiş sözleri ve yarım kalmış yakınlıkları anlatan yönetmen Joachim Trier bunu tek cümleye sığdırıyor: “Şefkat yeni punk’tır.”

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026


































